Bölüm anahatları

  •        SÖZ AKIMI, NEDEN DİNLEMİYORUZ, KONUŞUCU-DİNLEYİCİ ETKİLEŞİMİ

           SÖZEL ENGELLER

    •       KONUŞMAK, TARTIŞMAK
    •       SORULAR SORMAK
    •       KONUYU DEĞİŞTİRMEK
    •       ÇİFT ANLAMLI KELİMELER, İMALI SÖZLER, YABANCI JARGON KULLANMAK
    •       KONUŞMANIN  AYRINTILARINI  KAÇIRMAK
    •       UZUN, SIKICI KONUŞMALAR
    •       RAHATSIZ EDİCİ SESLER dinleme engelidirler.
    •       PSİKOLOJİK DİNLEME ENGELLERİ:
    •       UTANGAÇLIK
    •       SİNİRLİLİK
    •       GÖZ KORKUTMAK
    •       OTORİTENİN YANLIŞ KULLANILMASI
    •       KİŞİSEL ÇATIŞMALAR
    •       ÖNYARGILI OLMA
    •       ADAM KAYIRMA
    •        AYRIMCILIK YAPMA
    •       DIŞARIDAN GELEN GÜRÜLTÜ ve MÜDAHALELER
    •       TEKNİK DONANIMLA İLGİLİ SORUNLAR
    •       YETERSİZ HAVALANDIRMA
    •       ÇOK UZUN SÜRE OTURMA
    •       RAHATSIZ KOLTUK
    •       AŞIRI SICAK/SOĞUK
    •       DİĞER KİŞİLER ve DİĞER TOPLANTILAR…
            
    FİZİKSEL ENGELLER


              SÖZ AKIMI, ANLATIM:

     Sesin bükümleri veya tonlamaları, anlatılmak istenen düşünce ve duygulardan ayrılmaz.

    Giriş ve bitirişler iyice duyulup anlaşılmalıdır. Aynı düşünceyi ve duyguyu anlatan birçok cümle veya sözcük birbirini art arda izliyorsa büküm değişmez, hep aynı büküm tekrarlanır. Farklı duygu ve düşüncelerde ise tonlama değiştirilir, ses perdeleri değiştirilir ve anlama göre ayarlanır.

    Topluluğa hitap ediyorsak bağırarak konuşmak bir kusurdur, yaygaracılık hatiplik demek değildir.

    Bir de kendi başına bir ton tutturup sözlerine ifade, anlatım vermeden konuşanlar vardır ki bu da yanlıştır.

    Söylediklerimizi duymalıyız yani kulaklarımız sesimizde ne söylediğimizde olmalı, ses yüksekliğini salonun duyabileceği ölçüde ayarlamalı düşürmemeliyiz.

    İlgiyi canlı tutmalı ve hep aynı kişilere bakmamalıyız.

    Anlatacağımız metni planlamalı ve önceden yüksek sesle mutlaka çalışmalıyız.

    Özgüvenli bir duruş göstermeliyiz.

    ANLATIMDA DOĞALLIK, ÜSLUP, İNCELİK, HAREKET:

    Doğallık ne boğumlandırma ihmali ne de  bayağılığa düşmektir. Yerleşmiş bir manzume ve nutuk okuma şekli vardır ki; cümle sonlarını ve uyak bükümlerini yüksekte bırakıp sözcük vurgularını değiştirerek yapay bir  söyleniş biçimidir ama yaygınlaşmıştır. Bundan kaçınmalıyız.

    Doğal olup olmadığımızı denetlemek için şu soruyu sormalıyız. ‘’ Bu soruyu günlük yaşamımda böyle mi söylerdim? ‘’

    Okuma ve ezbere söyleme edasından kurtulduğumuzda doğallığa yaklaşırız.

    DOĞAL SES BÜKÜMLERİ  İÇİN ÖRNEK  ÇALIŞMA:

    ‘’Hava güzel’’ gözlem cümlesini;

    Şüpheli,şakacı, kavgacı, kızgın, şefkatli, acıklı, beyan eder, öfkeli, inançlı, küçümseyerek, itiraz ederek, bilmeden sorarak, sabırsız, alaycı, güvensiz, neşeli, hayran, övüngen, sevinçli ve zarif duygularla doğal söylemeye çalışınız!

    Kesinlikle aynı şekilde konuşan iki kişi olamaz. Konuşurkan yaptığımız ses bükümü bizim kendi hissettiğimize uyar ve o şekli alır.

    Doğal bir ton ve bükümle konuşmak için, doğru, etkileyici ve güzel konuşanların konuşmalarına dikkat etmeli, gözlemlemeliyiz. Ses tonu ne zaman alçalır, ne zaman yükselir; hareket ne zaman ağırlaşır ne zaman çabuklaşır, hangi sözcük veya hece üzerinde vurgu yapılmalıdır bunları öğrendiğimizde doğallığa erişmiş oluruz.