Bölüm anahatları
-
I. ALEKSİOS KOMNENOS VE BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ
I Aleksios Komnenos İmparator Ioannes Komnenos’un en büyük oğludur. Büyük bir olasılıkla Makedonya kökenli olan Komnenosların Trakya ve Anadolu’da geniş toprakları vardı. Komnenoslar egemenlik dönemlerinde Avrupa hanedanlarıyla akrabalık ilişkisi kurdular ve Bizans bu yolla kurduğu kültür, diplomasi ve ticaret ilişkileriyle Avrupa dünyasıyla yoğun bir bütünleşme içine girdi. I Aleksios Komnenos genç yaşta Dukas ailesinden İrene Dukas ile evlendi, 1068-1071 yılları arasında imparator Romanos Dıogen’in ordusunda komutanlık yaptı, Malazgirt’te savaştı. Anadolu’daki karışıklıkları bastırmakta etkili oldu. İmparator VII. Mikhael Dukas ve III. Nikephoros Botaneiates’in dönemlerinde de askeri görevlerini sürdürdü. Yeteneği ve soyunun ayrıcalığından yararlanarak III. Nikephoros’un başarısız yönetimine karşı ayaklandı. Kardeşi Isaakios, annesi Anna Dalassena ve karısı Irene’in ailesi olan Dukaslar tarafından da desteklendi ve Çorlu tarafında yapılan bir toplantı sonucunda Nisan 1081’de tacını giydi. I. Aleksios İmparatorluğun bunalımlı döneminde tahta geçti. 1081’de Güney İtalya’daki Normanlar Robert Guiskard komutasında Mora’ya saldırdılar, Kortu Adasını aldılar ve Durazzo’ya çıktılar, oradan Epir, Teselya ve Makedonya’ya ilerlediler. Bu durum karşısında Aleksios Venedik Cumhuriyeti ile yakın ilişkiler içine girdi yarı askeri yarı diplomatik ilişkilerle Normanları durdurdu. Kuzeyde ise Türki bir kavim olan Peçeneklerin tehdidi vardı. Peçenekler Balkanlara kadar ilerlemiş ve Bizans’a karşı yeri halkın desteğini kazanmışlardı. Özellikle bu dönemde Bulgaristan’da Kilise örgütünü tanımayan bir mezhep olan Bogomilizm yaygındı ve halk toplumun yönetimi açısında Peçenekleri Bizans’a yeğliyordu. Bogomillerin de Peçeneklere yardımı arttı ve 1091 yılına kadar Peçenekler Bizans’a karşı ciddi zaferler kazanarak önemli bir tehdit unsuru oluşturdu. Özellikle 1090 yılında Peçenekler Bizans surları önlerine kadar geldiklerinde sıkıntılar fazlasıyla arttı. Bu dönemde ege bölgesinde aktif olan İzmir emiri Çaka Bey hakimiyet sahasını genişletmiş Bizans’ın ciddi rakibi oldu. Çaka Bey’in asıl hedefi Gelibolu yarımadası ve Trakya idi. Bunun içinde Balkanlar’da Bizans’ı uğraştıran Peçeneklerle temasa geçmiş, öte yandan Peçeneklerle yaptığı ittifaka İznik hâkimi olan Ebu’l Kasım’da katıldı. Böylece sıkışıp kalan İstanbul 1090-1091 kışında büyük sıkıntı çekti.
Çaka Bey bir zamanlar esir sıfatıyla Nikephoros Botaneiates’in sarayında bulunmuş, Bizans savaş metotlarını öğrenmiş ve imparatorluk şehrine yapılacak olan kesin saldırının deniz cihetinden gelmesi gerektiğini isabetle idrak etmiştir. Bizans bu tehlike karşısında Kumanları yardıma çağırdı. Çaka Bey ise bilinmeyen bir sebepten Bizans’a karşı girişilecek ortak mücadeleye katılmaktan vazgeçti, böylece Peçenekler Kuman ve Bizans’a karşı yalnız hareket etti.
1091 yılında Levunion silsilesi eteğinde Bizanslar- Kumanlar ile Peçenekler arasında hiç işitilmemiş şekilde kanlı bir savaş cereyan etti. Onları dize getirmek için muazzam şiddet ve kuvvetle vurdular. Peçenekler burada tamamen imha oldu. I Aleksios Komnenos Kumanları da Anadolu Selçuklu emiri Ebu’l Kasım ile anlaşarak yok etti ve daha sonra Ebu’l Kasım’ın yerine geçen I. Kılıç Arslan’la da ittifak yaparak Selçuklu tehlikesini de bir müddet önledi. I. Aleksios yönetimi güçlendir fırsatı bulamadan I. Haçlı Seferiyle karşılaştı. İmparator haçlılarla eski Bizans topraklarını kurtarmak için bir anlaşma yaptı ve seferin sonunda Bizans İznik, Efes, İzmir yörelerinde yeniden egemenlik kurdu fakat Antakya, Suriye ve Kudüs Haçlıların elinde kaldı. Aleksios’un bundan sonraki hedefi haçlıların kurduğu devletçikleri ortadan kaldırmak oldu. Bu amaçla Robert Guiskard’ın oğlu Boemondo’nun elindeki Antakya Kontluğuna saldırdı. Adana, Tarsus, Misis ve Kuzey Suriye kentlerini ele geçirdi. Boemondo Selçukluların ve Bizans’ın baskısı karşısında kaçtı. Haçlı egemenliğindeki Antakya Bizans’ı kurtarıcı olarak karşıladı. Boemondo bu kez Latin Haçlılarla anlaşarak Makedonya ve Arnavutluk yöresinde Avlonya’ya karşı saldırıya geçti ama yenildi. I. Aleksios Balkanlar’daki Bogomilizm’i bastırmak ve Ortodoks doktrinini yerleştirmek çabalar gösterdi. Ayrıca Para reformu yaparak ticareti de geliştirmeye çalıştı. XI. Yüzyıl Akdeniz’de Venedik, Cenova gibi İtalyan kentlerinin dönemiydi; nitekim o da Venediklilere ayrıcalık verdi. Toprak soylularıyla mücadele ederek topraklarda askeri dirlik sistemini korumaya çalıştı. I. Aleksios iyi bir komutan başarılı bir diplomattı. Ancak XI. Ve XII. Yüzyıllarda Bizans eskimiş ve çağa ayak uyduramayan bir devlet olması nedeniyle girişimleri yalnızca geçici başarılar sağlamıştır.
BİRİNCİ HAÇLI SEFERİ
Haçlı Seferleri dünyanın en önemli olaylardan birisi olmuştur; çünkü haçlı seferleri Hıristiyan ve Müslümanlık arasındaki mücadelenin en önemli olaylardan birisi oldu. Fakat birinci haçlı seferi diğer haçlı seferleri arasında dini nedene en çok yoğun olan haçlı seferi olmuştur.
Selçukluların 1071’de Bizans ordusunu Malazgirt’te bozguna uğrattıktan sonra Anadolu’da akınlara başlandı, Anadolu Selçuklu Devlet’i kuruldu ve Anadolu’da büyük fetihler yapılmaya başladılar. Selçukluların fetihleri arasında Hıristiyan dünyasını en çok etkileyen yer Kudüs’ün fethi oldu. 1070 yılında Türk Emiri Atsız Filistin üzerine yürüdü ve Kudüs’ü ele geçirdi, akabinde Türkler Suriye ve Antakya’yı fethetti, Anadolu İznik, Aydın ve İzmir’e yerleşip Sakız ve Midilli gibi adaları işgal ettiler. Böylece haçlıların endişeleri fazlasıyla artmıştır. Özellikle Malazgirt Savaşından sonra Türklerle tek başına baş edemeyeceklerini anladıkları için haçlılardan yardım istediler. Bizans’ın bu yardım çağırısına papa hem kilisenin çıkarları hem de Hıristiyan alemini kutsal topraklarını özgürlüğe kavuşturmak adı altında idealist bir duyguyu oluşturmak adına onay verdi. Papanın çağrısı ve keşiş Amiens’li Pierre L’Hermitenin ateşli konuşmaları halk üzerinde büyük tesir uyandırdı. Etrafında çoğunluğu Franklardan oluşan yirmi bin kişilik bir ordu topladı. Haçlı Seferleri’nin başlangıcı Amines’li Pierre L’Hermite’nin sahneden görünüşü ile başladı. Pierre L’Hermite’yi izleyen arakasından gelen disiplinsiz kalabalık grup 1 Ağustos 1096 ‘da İstanbul önlerine ulaştı. Buna Köylülerin haçlı seferi denildi. Yağmalarına devam eden bu ekip Bizans tarafından Boğaz içinin karşı sahiline geçirilmiş fakat bu başı bozuk kitleyi I. Kılıçarslan imha etti. 1096 yılının sonuna doğru yavaş yavaş büyük feodaller gelmeye başlamıştır. Diğer bir ifadeyle gerçek bir ordu toplandı. Haçlılar geçtikleri her yeri yağmalayıp tahrip ettikten sonra Konstantinopolis’e girdiler.
Haçlılar Konstantinopolis önlerine geldikleri zaman Bizans çıkarlarına ters düşecek birşey yaşamamak için Haçlılarla anlaşma yaptı. Haçlılar vasallık yemini ederek zapt edecekleri ve daha önce Bizans’a ait olan yerleri Bizans’a teslim edecek şekilde anlaşma yaptılar. Haçlı orduları anlaşmadan sonra Selçuklu payitahtı İznik’i kuşatma altına aldıkları zaman Malatya’yı fethetmek için yaptığı seferden süratle dönen I. Kılıçarslan derhal hücuma girişti ve İznik önlerinde haçlılarla bir meydan savaşı verildi. (Mayıs 1097)
Haçlılar bu savaşta büyük başarı elde etmiş ve Türkleri Anadolu’nun batı kısmını boşalttırıp daha iç bölgelere doğru çekilmeye zorladı. Anlaşmaya uygun bir şekilde şehir Bizans’a verilmiş, ayrıca Bizans kuvvetleri İzmir, Efes, Sardes gibi şehirleri işgal etmiştir ve Batı Anadolu’da Bizans hakimiyeti yeniden kuruldu. Kılıçarslan haçlılara karşı bir müttefik arama yoluna gitmiş ve Danişmendliler devleti ile müşterek vatanları olan Anadolu’yu müdafaa etmek için cephe birliği kurdu.
İznik’in zaptından sonra İmparator ile Pelekanon ‘da yeniden toplanan haçlılar aynı yemini tekrarlamış ve bir Bizans birliği refakatinde haçlılar Eskişehir, Konya, Kayseri, Maraş üzerinden Antakya’ya doğru yola devam ettiler. Selçuklular ise haçlıların geçtiği yerlerde yiyecek, içecek ve su bulamamaları için gerekli tahribatı yaparken, diğer taraftan ummadıkları hücumlarda bulunarak haçlıları maddi ve manevi bakımdan yıpratıp, zayiata uğradılar. Yol üzerinden geçtikleri az sayıda köy Türkler tarafından tahrip edildi, yakıldı. Haçlılar buna hazırlıklı değildi. Açlık ve susuzluktan hayatını kaybeden çok oldur.
Haçlılar Antakya’ya doğru yol alırken Godefroi de Bouillon’un kardeşi Baudoin ve Boemondo’nun yeğeni Tankred’in Kilikya’ya doğru yol aldılar. Bizans’a teslim etmek koşuluyla Çukurova şehirleri üzerinde hakimiyet mücadelesi verdiler. Bu mücadele esnasında Yukarı Mezopotamya’ya giren Baudoin Edessa (Urfa) şehirlerini zapt etti ve krallığını kurarak Doğu’daki ilk Latin Dominyon’u oluşturdu. Haçlılar Urfa’yı ele geçirip kontluk kurmasına rağmen Antakya’ya varıncaya kadar Bizansla ilişkileri iyi doldu.
Haçlılar Kilikya’ya indikleri andan itibaren Danişmend ve Anadolu Selçuklu nüfuzundan çıkıp Suriye Selçuklu Bölgelerine girdiler. Haçlılar Urfa’nın fethinden sonra gözünü Hıristiyanlar için en önemli şehirlerden biri olan Antakya’ya diktiler. O dönemde Melikşah’ın Antakya’ya vali olarak atadığı Yağı-sayan idaresindeydi. Tutuşun oğulları olan Rıdvan ve Dukak’ın hakimiyetini kabul ettiler. Antakya’da Haçlı liderleri arasında da çatışmalar boy gösterdi. Bu çatışma da Taranto’lu Boemondo Antakya prensi oldu. Antakya’nın fethi ile de Haçlı Bizans arası bozuldu, Haçlı liderleri arasında anlaşmazlıklarda derinleşti. Antakya’dan sonra Haçlı ordusu Kudüs’e doğru hareket etti. Kudüs Selçuklulardan sonra Fatimilerin eline geçti. Şiddetli bir kuşatmadan sonra 15 Temmuz 1099’da haçlılar şehri ele geçirmiş müthiş bir katliam gerçekleştirdi birçok hazineyi alıp götürdüler. Bizans Kudüs’e Antakya kadar takılmadı, Boemondo’nun Antakya’ya yerleşmesini hazmedemedi. Antakya’da oluşan Norman hükümdarlığı Türklerle de mücadele etti. 1101 yılında Boemondo, Danişmendli hanedanından emir Melik Gazi’ye fakat haçlılarca fidye verilerek geri Antakya’ya döndü.
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997
Comnena, Anna, The Alexiad, çev. Elizabeth A. S., DAWES, Cambridge, 2000
Demirkent, Işın, “Haçlılar”, DİA, Cilt 14, İstanbul 1996
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008
Lemerle, Paul. Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016.
I. ANDRONIKOS KOMNENOS
Andronikos Komnenos 1118 yılında doğdu. Andronikos akıllı, yetenekli akıcı ve inandırıcı konuşmayı başarabilen iyi bir general ve siyasetçiydi. Fakat ahlak bakımından bak yeterli değildi. Gençlik yılları askerlikle geçmiştir ama bunun yanında eğlencesi de eksik olmamıştır. 1141 yılında Selçuklulara esir düştü. Bir yıl süren esaretten ödenen fidye karşılığı kurtuldu ve Konstantinopolis’e geldi. Konstantinopolis’te imparator olan kuzeni I. Manuel Komnenos’un gözüne girip sarayda yaşamaya başladı ve burada yeğeni Prenses Evdoksiya’yı kandırdı ve birliktelik yaşamaya başladılar. 1152 yılında Evdoksiya ile birlikte askeri bir görev için Kilikya’ya gitti ve burada Mopsuesta şehrine yaptığı kuşatmada başarısız oldu. İkinci bir defa yine başka bir thema’da askeri bir göreve gitti fakat bu görevini de bırakıp Konstantinopolis’e geldi. 1153 yılında imparatora hazırlanan komploya katıldı. Bu komplo imparator tarafından öğrenildi ve kendisi dâhil komploya katılan herkes uzun süre hapis cezasına çarptırıldı. Hapisten defalarca kaçma girişiminde bulundu ve sonunda 1165 yılında bunu başardı, Galiçya Prensi Yaroslav’a sığındı.
Burada Galiçya Prensinin koruması altındayken Prens ile Bizans imparatoru I. Manuel Komnenos arasında anlaşma sağlayınca tekrar imparatorun desteğini kazandığı gibi İmparatorun başarılı geçen Macar istila seferine katıldı, seferden sonra imparatorla geri Konstantinopolis’e döndü. Fakat daha sonra I. Manuel’in halefi olan ve Macar kralı olarak anılan III.Bela’ya sadakat yemini etmediği için imparatorla arası açıldı, bu yüzden Kilikya valiliği göreviyle saraydan uzaklaştırıldı. Fakat İmparatorun yapacaklarından çekindiği için Kilikya’ya gitmeyerek Antakya Prensi Raimondo’ya sığındı ve burada Bizans kraliçesi Antakyalı Maria’nın kız kardeşi prenses Filippa’ya âşık oldu. Bu durumun haberini alan Bizans imparatoru daha da sinirlendi. İmparatorun kendisine çok kızgın olduğunun haberini alan Andronikos bu sefer Kudüs’e kaçtı. Burada Haçlılar Devleti Kralı I. Amalrik’e sığındı. Amalrik’te onu Beyrut’ a vali olarak atadı. Andronikos Kudüs'te Bizans İmparatoru’nun yeğeni olan ve vefat etmiş Kudüs Kralı III. Baoudin'in dul karısı olan Theodora Komnane ile karşılaştı ve birlikte olamaya başladılar.
Bizans İmparatoru'nun buna olan kızgınlığından kaçmak için Theodora ile birlikte Şam'a geçip Şam Hükümdarı Nureddin Mahmud Zengi 'ye sığındılar. Orada da kendilerini güvenli görmeyip birlikte serüvenli bir uzun yolculuğa başladılar. İran'ı batıdan doğuya geçip Türkistan'a girdiler ve oradan Hazar Denizi'nin etrafını dönerek Kafkaslardan güneye geçerek Karadeniz kıyısına geldiler. Komnenos sülalesinin ortaya çıktığı yer olan Ünye (o zamanki Oinaion) civarındaki bir kaleye yerleştiler. Andronikos'un kalede bulunmadığı bir gün Bizans Trabzon theması valisi kaleye bir baskın verdi ve Theodora ve iki çocuğunu esir alıp Konstantinopolis'e gönderdi. 1180 başlarında ailesini kurtarmak için Andronikos Konstantinopolis'e geldi ve ailesinin affını istedi. İmparator bu affı verdi; ama Andronikos'u Theodora ile birlikte tekrar Ünye'de yaşamak üzere sürgüne gönderdi.1143 -1180 yılları arasında hüküm sürmüş olan imparator Manuel’in ölümünden sonra halk tarafından da sevilmeyen Antakyalı Maria’nın saray naibliğine karşı çıktı ve 1182 de ordu toplayarak küçük yaştaki II. Aleksios Komnenos’u korumak bahanesiyle tahtı ele geçirdi.
Bunun başlıca sonuçları biri çoğunluğun Venediklilerle Cenevizlilerin oluşturduğu Batılıların kentte topluca öldürülmesi oldu. (IV. Haçlı Seferi’nin Venedikliler tarafından İstanbul’a yönlendirilmesinde başlıca sebeplerden birisidir) Andronikos, hemen ardından dul imparatoriçe Maria'yı da öldürttü. Eylüll 1183'te Aleksios'la birlikte hükmetmek üzere taç giydi. İki ay sonra Aleksios'u boğdurttu. Zorbalığını yasallaştırmak için de kendisi 65 yaşındayken Aleksios’un 13 yaşındaki dul karısı ile evlendi. Başkenti bir kan gölüne çevirmesine karşın, yozlaşmış siyasal sistemde giriştiği reformlar, mevki ve makam satışını yasaklaması, rüşvet alan görevlileri cezalandırması, en önemlisi de ayrıcalıklarıyla imparatorluğun birliğini zayıflatan büyük feodal soyluların ve toprak sahiplerinin gücünü kırması, eyaletlerdeki yaşam koşullarını iyileştirme yönünde sonuçlar verdi. I. Manuel'in Batı yanlısı siyasetine karşı çıkarak, Doğu Kilisesi'nin bağımsızlığını vurguladı; böylece Batı Hıristiyanlarının düşmanlığını pekiştirdi. Aynı yıl, Macar kralı III. Bela, Batı yanlısı olan dul imparatoriçenin intikamını almak gerekçesiyle imparatorluk topraklarına girerek birçok kenti yağmaladı. II. Guglielmo komutasındaki Sicilya Normanları Ağustos 1185’te, Yunanistan üzerine yürüyerek imparatorluğun ikinci önemli kenti olan Selanik'i ele geçirdiler. Normanların yaklaşmakta olduğu yolundaki haberler üzerine başkentte bir ayaklanma patlak verdi. II. Isaakios Angelos imparator ilan edildikten sonra Andronikos isyancı bir grup tarafından öldürüldü.
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008
Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016
