Bölüm anahatları

  • Bilginin çıkış noktası, dış dünya nesnelerinin ruhta bıraktığı izler, izlenimlerdir. İzlenimler bilgiye karşılıktır. Bize bilgi sağlayan şey, algının kendisidir. İnsanın bilgi edinme çabası dünyaya yöneliktir, duyulurun alanına yöneliktir, Stoalıların bu bilgi anlayışı felsefelerini yeni yapar.

    Stoa felsefesi usçu bir felsefedir. Zenon’un usçuluğu, Logos’a dayalı bir usçuluktur. Doğa ussaldır, ussallık doğadadır. Evrende rastlantı ve düzensizlik yoktur. Duyumsal ve ussal özdeştir.

    Logos = Ussal yasa

    Stoacılar, felsefeyi hayvana, yumurtaya ve verimli tarlaya benzetmişlerdir.

    Mantık→ hayvanın kemikleri ve sinirleri

    Ahlâk → eti

    Fizik → ruhu

     

    Yumurtanın kabuğu → mantık

    Akı → ahlâk

    Sarısı → fizik

     

    Mantık → tarlanın çiti

    Ahlâk → meyvesi

    Fizik → toprağı ve ağaçları

    Dış nesne ile onun bizde oluşturduğu algı ve bu algıyla oluşan bilgi, yargı başkadır. Dışarıdaki bir nesne sana acı verdiğinde, gerçekte sana acı veren o dış nesne değildir, senin onunla ilgili yargındır (Marcus Aurelius).

    Aristoteles Mantığı

    Kavramların ilişkisine (kaplamına) dayanır.

    Tümevarım ve tümdengelimle bağlantıları bulur.

    Deneyimci (niteliksel iletinin deneyimciliği)

    Dünya durağan ve hiyerarşiktir.

    Duyular öz nitelikleri bildirir.

    Duyulur nitelik → özne = önerme

    Sokrates bir insandır (özneye yüklem yüklenir)

    Akıl yürütme → iyi tanınan kavramların içiçeliğine dayanır.

    Akıl yürütme, öncüller ile bir sonuçtan oluşur. Akıl yürütmenin doğru olması için diyalektik bilmek gerekir. Çünkü doğruyla yanlışın ayırt edilmesinde diyalektiğe ihtiyaç vardır.

    Zaman: Oluşun ve bozuluşun zamanıdır.

    Değerli olan, geneldir.

    Kapsama mantığı (duyu verileri (diyalektik yöntemle) → düşünce biçimleri

    Stoacı Mantık

    Olayların ilişkisine dayanır.

    Deneyimci (insan ve dünyanın iç içe işleyişlerinin deneyimciliği)

    Dünya bir canlıdır (Tanrı ile iç içedir).

    Önermeler olayları dile getirir, niteliksel yargı yoktur.

    Hava aydınlık

    Akıl yürütme → zamansal ilişkilere dayanır.

    Zaman: Tanrısal bilgeliğin ve evrensel yaşam uyumunun ifadesidir.

    Genel kavramlar, sırf sözcüklerdir (nominalizm).

    Sonuç çıkarma mantığı

    Duyu verileri + us  (yöntem yok)

    Akıl yürütme, büyük önerme + küçük önerme ve sonuç önermesinden oluşur.

    Ramazansa oruçludur

    Ramazandır

    Demek ki oruçludur

    Kavramsal ilişkiler değil, olay ilişkileri söz konusudur. Stoa mantığı, yalnızca bireylerin bir gerçekliği olduğunu, kavramların sözcükler olduğunu kabul eder.

    Stoacı Mantıkta Önerme Çeşitleri

    1) Koşullu önerme (ise)

    Ramazansa, açtır.

    2) Sonuca götüren önerme (madem)

    Madem Ramazan, açtır

    3) Evetleyen önerme (ve)

    Ramazan ve oruçlu

    4) Ayrık önerme (ya da)

    Ya Ramazan bayramı ya kurban bayramı

    5) Nedensel önerme (olduğu için)

    Ramazan olduğu için oruçludur

    6) Karşılaştırmalı önerme

    Rejimden çok oruçlu

    John Locke (1632-1704)

    İngiliz deneycilerinden (empiristlerinden), Bacon geleneğinin sürdürücüsü. İnsan Anlığı Üzerine Deneme adlı eserinde, Descartes’in doğuştan fikirlerine karşı çıkarak, Dekartçı öğretiyi çürütmeye çalışmıştır. Bilginin kaynağını ve sınırlarını araştırır. İnsanda doğuştan fikirler olsaydı, bu genel fikirler hiçbir deneyi gerektirmeksizin (her türlü deneyden önce) görünecekti; çocuklarda, okuması yazması olmayanlarda ve ilkellerde de ortaya çıkacaktı. Oysa bu kişiler özdeşlik ilkesi, çelişmezlik ilkesi gibi temel ilkelerden habersizdirler.

    Berkeley, Hume, Condillac, Kant onun felsefesinden yararlanmışlardır. Jean-Jacques Rousseau da “Locke benimle aynı ilkeler içinde aynı konuları işledi” demiştir. Şu halde Locke, 18. Yüzyıl aydınlanmasının, özellikle de Fransa’daki aydınlanma hareketinin en büyük öncüsü sayılır.

    Locke, doğuştan fikirleri yok sayar, insan zihnini başlangıçta boş bir levha olarak belirtir. Tüm bilgiler deneyden gelir. Zihinde, deneyden gelmiş olmayan hiçbir şey yoktur. Tüm fikirlerimiz deneyden gelir. Fikirlerimiz ve onlara bağlı olarak yargılarımız, fikirlerimizin kaynağı olan ve fikirlerimizin dışında bir gerçekliğe sahip olan nesneleri yansıtır. Tüm fikirlerimizin doğru olamayabileceğini, gerçek fikirler yanında yanılsamalı fikirler bulunabileceğini belirtir. Doğru ya da yanlış oluş yargılarla ilgili bir durumdur. Bilginin doğruluğu her şeyden önce yargının doğruluğundan gelir ya da yargının doğruluğuna karşılıktır.

    Locke, deneyi iç ve dış olmak üzere ikiye ayırır. Dış duyumla dışımızdaki nesneleri, iç duyumla ruhumuzun oluşumlarını algılarız. Öncelikli olarak dış dünya etkindir, dış kaynaklı duyu izlenimleri ruhsallığımızı harekete geçirir. Böylece elde edilen fikirleri yapısal açıdan ele almıştır ve bunları basit ve bileşik olmak üzere ikiye ayırır.

    Epistemolojiyi başlı başına bir felsefe dalı olarak ilk defa geliştiren Locke olmuştur. Her türlü metafizik düşünceyi bir kenara bırakıp, doğrudan doğruya bilginin yapısını ele alan ilk odur. Hiçbir duyunun gerçeği olduğu gibi karşılama garantisi yoktur.