Bölüm anahatları
-
İmparator Carus (282-284) öldükten sonra doğudaki ordu birlikleri, subaylardan biri olan Diokletianus 'u imparator olarak ilan etti. Ancak Carus'un oğlu Carinus bu duruma karşı çıktı. Carinus ve Diokletianus'un orduları Moesia'da karşılaştı ve savaşın sonunda Carinus'un öldü. Her iki tarafın ordusu da Diokletianus 'un imparatorluğunu kabul etti. Yeni imparatorun ilk amacı istikrarlı bir iktidar sürmekti. Önceki yılların ortaya çıkardığı en önemli sonuçlarından biri ise imparatorluğun topraklarının çok geniş olması ve bu toprakların yönetiminin tek kişi tarafından yürütülmesinin güç olmasıydı. Diokletianus ülke yönetimini paylaşmak için eski arkadaşı Maximianus'u Caesar olarak seçti. Maximianus Germenlerin Galya'ya yaptığı akınları durdurmak üzere görevlendirildi ve bu görevinde başarılı oldu. Diokletianus da doğuda seferlere devam ediyor ve Tuna, Armenia, Mezopotamya ve Mısır topraklarındaki Roma gücünü sağlamaya çalışıyordu.
İmparatorlukta yeni idare sistemi oluşturulduktan sonra dikkatler yeniden askeri işlere yöneldi. Caesar Konstantius'a gasıp Carasius'un durdurulması emredildi ve Carasius 293 yılında öldürüldü. Konstantius 296 yılında Britanya'ya girdi ve burada Roma hakimiyetini yeniden sağladı. 298'de Alamanların üzerine yürüdü ve Alamanları mağlup ederek Galya'ya barış ortamını getirdi. 296 yılında ise Mısır'da Roma'ya karşı ayaklanma çıktı ve Diokletianus bu isyanı başarıyla bastırdı. Bu sırada Sasani hükümdarı Narses, Ermenistan ve Suriye topraklarına saldırdı. Caesar Galerius Sasanilere karşı sürdürülecek savaşın başına getirildi.297 yılında Galerius mağlup olsa da sonraki yıl büyük bir zafer kazandı. Galerius Mezopotamya'yı yeniden fethetti ve bu topraklarda Roma hakimiyetini sağladı. Sasaniler de doğuda Roma üstünlüğünü kabul eden bir barışı onaylamaya mecbur kaldılar.
Diokletianus'un kurduğu sistemin temelinde imparatorun yüksek otoritesi mevcuttu. İmparator halktan kopmuş ve sarayına çekilmiştir. İmparatorun her şeyi kutsal kabul edilmeliydi. Kıyafetleri dahi halkın giymesi yasak olan mor renkliydi. Adeta tanrı gibi hareket eden imparator tanrıdan aldığını söylediği kutsallığını da her ortamda öne çıkarmaya çalışıyordu. Tetrarşi üyeleri Jüpiter ve Herakles tanrılarına bağlıydılar ve güçlerini bu tanrılardan aldıklarını öne sürüyorlardı.
Diokletianus’un İdarî, Askerî ve Ekonomik Reformları
Diokletianus’ un reformlarının en önemli amacı güçlü bir yönetim sağlamak ve imparatorluk tahtına yönelik tehditleri engellemekti. İlk olarak devletin askeri ve sivil kanadı arasında keskin bir sınır çizildi ve bu iki kanat arasında geçiş yapma imkânı ortadan kaldırıldı. Sivil görevlilerin emrindeki askeri birlikler kaldırıldı. Askerlerin vergi toplaması hususunda da keskin bir karar verilerek askeri yöneticilerin vergi toplamayacaklarına dair karar alındı. İmparatorluğun daha etkin yönetilmesi için sivil bürokrasi büyütülmüş ve alt birimlerin sayısı artırılmıştır. Diokletianus ve I. Konstantin devrinde eyaletler küçültülerek sayıları elliden yüze kadar çıkartılmıştır. Askerlik kurumu sivil yönetimden ayrışmıştı ve askerler sadece kendi meslekleri içinde ilerleyebiliyorlardı. Ordu kurumunun imparatorluktaki konumunun belirlenmesinin ardından ordunun iç yapısında da değişiklikler yapılmıştır. Sınır birlikleri olan ve sadece kendi topraklarını koruma amacında olan Limitanei ordusu önemini kaybediyordu. Hareketli arazi orduları olan ve sabit bir karargahları olmayan Comitatanses orduları ise gün geçtikçe önem kazanıyordu. İmparatorluk yönetiminin en önemli görevlerinden biri de imparatorluk harcamaları için gerekli olan vergilerin düzenli şekilde toplanmasını sağlamaktı. Roma için en önemli vergi Annona adlı toprak vergisiydi ve bu vergi ayni olarak da ödenebiliyordu. Vergi İmparatorluk tarafından toplanıyor ve askerler ile sivil yöneticilere dağıtılıyordu. Topraklar nitelik ve nicelik açısından ele alınıyor ve vergi miktarı buna göre belirleniyordu. Diokletianus 301 yılında artan enflasyonu engellemek için de bir fiyat fermanı yayınladı ve bu ferman imparatorluğun çeşitli şehirlerine gönderildi. İmparatorun tehditkâr şekilde yayınladığı ve önemini her seferinde vurguladığı ferman başarısız oldu. Diokletianus değeri gittikçe düşen imparatorluk parasında da reforma giderek paranın değerini artırmaya çalıştı. Paranın değeri yapıldığı metalin saflık derecesine göre belirleniyordu. Diokletianus Aureus adında altından bir sikke bastırdı. Ancak devletin gelirleri düşüktü ve Diokletianus'un bu çabası da sonuçsuz kalmıştı.
KAYNAKÇA
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997
Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008
Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008
Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004
Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016.
