Bölüm anahatları

  • Vizigotlar Theodosius devrinde Konstantinopolis’in kuzey ve batı bölgelerine yerleştirilmişlerdi. Bu bölgedeki Gotların lideri 390 yılında Alaric oldu. Alaric, Theodosius'un ölümünden sonra isyan çıkarttı. Alaric'in isyanı gittikçe büyüdü ve Alaric Yunanistan'ı istila ile ele geçirdi. Stilicho'nun orduları Alaric'i durdurabilirdi ancak imparatorluğun doğu kanadıyla arasındaki anlaşmazlık sebebiyle Alaric'i engellemedi. Neticede Alaric 401'de İtalya'ya girdi. 408 yılında Stilicho öldürüldü ve 410 yılında Alaric iyice güçsüzleşen Roma'yı istila etti. 

    Arcadius 408 yılında ölmüştü ve oğlu II. Theodosius babası ölmeden imparator ilan edilmesine rağmen henüz yedi yaşındaydı ve bu yüzden tek başına iktidarını sağlayamazdı. Theodosius döneminde sınır komşularıyla olan problemler gittikçe düzelmişti. Doğuda Sasanilerin gücü kırılmıştı ve Hunlara da hediyeler sunularak barış sağlanmıştı. Yeni imparator II. Theodosius yaşça küçük olduğundan Praetor Prafectus Anthemius imparatorun en önemli hamisi durumundaydı. Anthemius, II. Theodosius güç kazanana kazar imparatorluğun iplerini elinde tutmuştur. Anthemius öldükten sonra ise güç II. Theodosius'un kız kardeşi Pulcheria 'ya geçmiştir. Pulcheria bekaret yemini ederek din ve devlet işleriyle ilgileneceğini gösterdi.

    II. Theodosius'un imparatorluğu sırasında dini alanda birçok gelişme yaşanmıştır. İznik Konsili'nde Ariusçuluk mahkûm edilmişse de İsa'nın mahiyeti hakkındaki tartışmalar son bulmuyordu. İsa'nın tanrı mı yoksa sadece insan mı olduğu, tanrıysa ne kadar kutsal olduğu gibi tartışmalar günden güne artıyordu. Bu tartışmaları dini düşünceler etkilerken esasen kiliseler arasındaki rekabet de durumu derinleştiriyordu. Roma Piskoposu diğer tüm piskoposlardan üstün kabul ediliyor ve batının tek piskoposu olarak görülüyordu. Ancak doğuda durum farklıydı. Kudüs, Antakya, İskenderiye kiliseleri geçmişin getirdiği kutsallıkla üstün olduklarını savunurken Yeni Roma'nın Yeni Kilisesi yani Konstantinopolis Kilisesi de yavaş yavaş güçleniyordu.

    Antakya ve İskenderiye okulları Hristiyanlığın en önemli ekollerindendi.  İskenderiye okulu İsa'nın tanrısallığını daha fazla vurgularken Antakya okulu ise hem tanrılığını hem de insani yönünü vurguluyordu. Bu iki kilise arasındaki düşünce farklılığı ilk başlarda imparatorluğu etkilemezken 428 yılında Antakya okuluna mensup Nestorios'un Konstantinopolis Patriği olarak seçilmesi durumu değiştirdi. Nestorios Ariusçuluğa şiddetle karşı çıkanlardan birisiydi. Ayrıca Meryem'i Tanrı Doğuran (Theotokos) değil, yalnızca İsa'nın annesi (Khristokos) olarak görüyordu.  Nestorios'un bu görüşlerine karşı İskenderiye piskoposu Kyrillos'un liderliğinde muhalif bir grup ortaya çıktı. Esasen hem İskenderiye hem de Antakya okulları İsa'nın insani ve tanrısallığını kabul etseler de bu cevherleri arasındaki ilişki konusunda ayrılıyorlardı. Neticede II. Theodosius da kendi piskoposunun tarafındaydı ve ihtilafın çözüme ulaşması için 431 yılında Efes'te bir konsilin toplanmasını istedi. Toplanan konsil İskenderiyeli Kyrillos'un hakimiyetindeydi ve konsilin sonunda Nestorios mahkûm edilerek sürgüne gönderildi.

    Efes Konsili kararları Antakya ekolüne karşı İskenderiye ekolünün zaferini simgeliyordu. Ancak 440 yılının sonlarına doğru Nestorios'un düşünceleri Konstantinopolis’te yeniden canlanmaya başlamıştı. Bunu tehlike olarak gören keşiş Eutykhes İskenderiye okulunun görüşlerini bir adım daha ileri taşımış ve Hz. İsa'nın sadece tanrı olduğunu, beşerî doğasının olmadığını ileri sürmüştür. Konstantinopolis Piskoposu Flavianos Eutykhes'in düşüncelerine karşı çıkarken İskenderiye piskoposu Dioskoros Eutykhes'i destekliyordu. 449 yılında bu konu tartışılmak üzere Efes'te bir konsil toplandı. Konsile katılan delegeler Dioskoros ve müritleri tarafından tehdit edilmişlerdi ve bu konsil hem toplanış hem de uygulanması açısından Haydutlar Konseyi olarak adlandırılmıştır. Konsilde Flavianos'un suçlu olduğu ilan edilmiş ve görevinden azledilmiştir.

    II. Theodosius 450 yılında çıktığı bir av sırasında atından düşerek ölmüştü. II. Theodosius'un yerine tahta 414'te Augusta olan Pulcheria geçti ancak Pulcheria imparatorluğu tek başına yönetemeyeceği için barbar bir kumandan olan Marcianus ile evlendi ve Marcianus imparator ilan edildi. Pulcheria 449 yılında Efes'te toplanan konsil kararlarını değiştirmek için Papa I. Leo ile iletişime geçti. Papa I. Leon, yeni imparator Marcianus ve imparatoriçe Pulcheria yeni bir konsilin toplanması için anlaşmaya vardılar. 451 yılında Khalkedon (Kadıköy)'da konsil toplandı. Konsil 449 yılında yapılan konsilin kararlarını yürürlükten kaldırdı. İsa'nın hem tanrısal hem insani mahiyetinin olduğu ve bu iki tabiatının birbirinden ayrı olamayacağı kabul edildi. Eutykhes ve Dioskoros aforoz edildi. Khalkedon Konsili aldığı dini kararların dışında kilise yönetimi hakkında aldığı kararlarla da kilise tarihi açısından son derece önemlidir. Konsilin aldığı karara göre Trakya ve Anadolu bölgelerindeki kiliselerin kontrolü Konstantinopolis Piskoposlarına bırakılıyordu.  Ayrıca Konstantinopolis piskoposu patrik unvanı alıyor ve kilise hiyerarşisinde Roma piskoposundan hemen sonraki sıraya yerleşiyordu. Alınan bu kararlar Papa'nın gücünü zedeleyici kararlardı ve iki kilise arasında ileriki yıllarda bölünmeye kadar gidecek ihtilafın yolu açılmıştı. İskenderiye Kilisesine Khalkedon Konsili kararlarını kabul eden bir piskopos gönderildiyse de Mısır halkı bu piskoposu istemedi. İmparatorluk ordusunun desteğiyle şehre girebilen piskopos yine de kendisini kabul ettiremedi. Böylece İskenderiye'de imparatorun gönderdiği Diofizit bir piskopos ile bölgenin içeresinden çıkan Monofizit bir piskopos beraber bulundular.

    457 yılında Marcianus öldü ve yerine I. Leon geçti. I. Leon patriğin elinden taç giyen ilk imparatordu. I. Leon'un tahta çıkmasına Alan kökenli General Aspar yardım etmişti ve Aspar imparatorun arkasındaki asıl güç olma gayesindeydi. Bu dönemde Batı Roma Vandal tehdidi altındaydı ve doğudan yardım bekliyordu. Aspar 468 yılında Vandallara karşı deniz saldırısı gerçekleştirse de başarısız olmuştu ve bu yenilgi Doğu Roma için maddi manevi çok büyük kayıplara sebep oldu. Aspar 'ın ordudaki Germen unsurlara hâkim olmasına mukabil, imparator Leon da Anadolu'nun Güneydoğusunda yaşayan Isauria’lılara sırtını dayayabileceğini düşünmüştü. Neticede Isauria’lı kumandanlardan Tarasis I. Leon'un kızı ile evlendi ve aralarında birlik sağlandı. Tarasis Grekçe Zenon adını aldı. Bu yıllarda yeniden Konstantinopolis’te Germen unsurlara karşı tepkiler oluşmaya başladı ve bu tepkilerin neticesinde 471 yılında Aspar ve oğlu Ardabur suikast sonucu öldürüldüler.

    Leon 474 yılında öldü. I. Leon'un oğlu olmadığı için torunu, yani Zenon'un oğlu II. Leon daha altı yaşındayken imparator ilan edildi. Zenon eş imparator ilan edildi. 475 yılında I. Leon'un karısı Verina ve kayınbiraderi Basiliskos darbe yaparak tahtı ele geçirmelerine rağmen yaklaşık 20 ay sonra Zenon tahtı tekrar ele geçirmiş ve on beş sene imparatorluk tahtında kalmıştı. Batı Roma ise hareketli bir dönem geçiriyordu. Germen Odoaker Doğu Roma'nın hakimiyetini tanımıştı ve İtalya'nın yeni hâkimi olmuştu; yani Batı Roma Germenlerin eline geçmişti. Batı Roma'nın son imparatoru ise 476 yılında tahttan indirilen Romulus Augustus oldu. Ostrogotlar Balkanlarda halen Doğu Roma için tehdit oluşturuyordu. En önemli tehdit unsurları Trakya'da Theoderich Strabon ve Moesia'daki Theoderich'ti. Zenon Theoderich ile iş birliği yaparak Odoaker'in üzerine yürüdü ve 488 yılında Theoderich Odoaker'i mağlup ederek İtalya'nın yönetimini eline aldı. Böylece Gotlar batıya doğru yayılmış ve Doğu Roma İmparatorluğu’nu daha az tehdit eder hale gelmişlerdi.

    İmparator Zenon Monofizit tartışmalarından dolayı imparatorluğun merkeziyle kopma noktasına gelen doğu bölümünü yeniden imparatorluğa bağlamak istiyordu. Amaçladığı birlik için Konstantinopolis Patriği Akakios ile Henotikon adında bir birlik fermanı yayınladılar. Bu fermanda ihtilaflı konulara neredeyse hiç değinilmiyor ve Khalkedon Konsili kararları reddediliyordu. Neticede bu ferman iki tarafı da memnun edemedi ve beklenen barışmayı sağlayamadı. Dahası Papa da bu fermanı yayınlayan Akakios'u aforoz etti. Akakios ise bu aforoza karşılık papanın adını dyptichonlardan sildi. Böylece Roma ve Konstantinopolis kiliseleri arasında yaklaşık otuz yıl sürecek bir ayrılık ortaya çıktı.

    İmparator Zenon 491 yılında öldü. Zenon'un karısı Aridne ise saray memuru olan Anastasios ile evlendi ve yeni imparator Anastasios oldu. Anastasios tahta çıktıktan sonra ilk olarak devletin iktisadi işlerini düzenleme yoluna gitti. Değeri her geçen gün azalan nummusların yerine çok daha değerli sikkeler bastırdı. Vergi sistemini de düzenlemek isteyen Anastasios ticaretin gelişmesi için de çaba göstermiştir.

    Anastasios'un imparator olmasıyla birlikte Isauria’lıların hakimiyetleri sona eriyordu. Ancak Isauria’lıların etkilerinin tamamen kırılması 498 yılını buldu. Anastasios Monofizit inanca sahipti. Bu inancı doğrultusunda Zenon'un yayınladığı Henotikon'u hayata geçirmek için çabalamıştı. Ancak yeni imparatorun Monofizit olması Bizans halkında tepki uyandırmıştır. Tepkilerin en önemli dışa vurumu ise birbirine düşman olan Maviler ve Yeşiller adlı partilerin mücadeleleriydi.  Bu iki grup hipodromda yapılan at yarışlarına katılan takımlardı ancak yarışmaları sadece hipodromla sınırlı kalmıyor, sosyal yaşamın her alanında karşı karşıya geliyorlardı. Din alanında ise Yeşiller Partisi Monofizit, Maviler Partisi Grek Ortodoks’tu. Haliyle Anastasios da Yeşiller Partisi ile iyi anlaşıyorken Maviler imparatora karşı tepki gösteriyordu. Mavilerin tepkileri yavaş yavaş şiddet eylemlerinde vücut buldu. Maviler devlete ait binaları yaktılar, hipodromda imparatora küfür edip taşladılar. 512 yılında ise Trakya Kumandanı Vitalianus imparatora isyan ederek donanması ve ordusu ile Konstantinopolis üzerine yürüdü. Vitalianus imparatorun Monofizit olmasını isyanını kuvvetlendiren bir olgu olarak görüyordu. İmparator bu isyanı 515 yılında bastırdı.

    Theodosius'tan beri sakin olan imparatorluğun doğu bölgesi 502 yılında Sasanilerle yapılan savaş neticesinde bozuldu. Savaşı Bizans kazandı ve 506 yılında Sasanilerle barış imzalandı. Anastasios bu seferden sonra doğudaki surları güçlendirdi. Ayrıca yine bu dönemde Tuna bölgesini geçen Türk asıllı Bulgarlara karşı da Trakya bölgesinde dayanıklı surlar yapıldı. İmparator Anastasios 518 yılında öldüğünde oğlu olmadığı için taht bir süre boş kaldı.

    KAYNAKÇA

    Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997.

    Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008.

    Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016.

    Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005.

    Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008.

    Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004.

    Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013.

    Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974.

    Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011

    Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008.

    Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016.