Bölüm anahatları
-
Anastasios'tan sonra imparator olarak saray muhafızı olan ve Anastasios'un seferlerinde kumandanlık da yapan Iustinos imparator seçildi. Iustinos ilk olarak Papalık ile Zenon devrinde bozulan ilişkileri düzeltmek istiyordu. Tahta çıktıktan sonra Konstantinopolis’te yerel bir konsil toplamış ve Khalkedon Konsili kararlarını yeniden kabul ederek Monofizitleri sapık ilan etmişti. Akabinde pek çok Monofizit Mısır'a sürgün edildi. İmparator papaya bizzat mektup göndererek Akakios Bölünmesi olarak adlandırılan bölünmenin sonlandırılmasını istemiştir ve neticede Konstantinopolis Kilisesi yeniden Khalkedon İtikadına bağlanmıştır. I. Iustinos ve Papa arasındaki uzlaşma Batıdaki Ostrogot Kral Theoderich'i huzursuz etmiştir. Neticede Theoderich 526 yılında hayatını kaybetti ve yerine oğlu Athanaric'i bıraktı. I. Iustinos 527 yılında yeğeni Iustinianus'u eş imparator ilan etti. Aynı yılın ağustos ayında Iustinos ölünce Iustinianus yeni imparator oldu. Yeni imparator Iustinianus’un karısı Theodora oyuncuydu ve bu meslek o dönem Bizans dünyasında hoş karşılanmayan bir meslekti. Bu dönemle ilgili en önemli kaynak olan Prokopios’un Gizli Tarih adlı eserinde Theodora'nın babasının Yeşiller Partisi'nin ayı bakıcısı olduğu ve annesinin de dansöz olduğu yazıyordu.
Iustinianus’un imparator olarak meşgul olduğu ilk alan din alanı olmuştur. Khalkedon İtikadına sadık olan Iustinianus paganlara karşıydı; pagan okullarını kapatmış, pagan ibadetlerini yeniden yasaklamıştı. O dönemi en önemli okullarından olan Atina Akademisi de kapatılmıştı. Buradan kaçan pagan alimler Sasani kralının sarayına sığınmışlardı. Ancak bir kısım âlim Sasani ülkesinde aradığını bulamamış ve bir süre sonra yeniden Bizans'a dönmüştür. Paganlara karşı tahammül göstermeyen Iustinianus Monofizitlere karşı ise ılımlı yaklaşıyordu. Bunun sebebi ise imparatoriçe Theodora'nın Monofizitleri desteklemesiydi. Iustinianus hükümdarlığı boyunca Monofizitlere şiddet uygulamamıştır. Ancak Iustinianus'a göre kilisede mutlaka birlik sağlanmalıydı ve bunun için 553 yılında II. Konstantinopolis Konsili'ni toplamıştı. Ancak bu çabası da yeterli olmamış ve Monofizitlerle Khalkedoncu’lar arasındaki bölünme devam etmiştir.
Nika Ayaklanması
Yunanca Fethetmek anlamına gelen Nika kelimesi, isyancıların savaş narası olarak kullandıkları bir slogan haline gelmiş ve ayaklanmanın Nika adını almasına sebep olmuştur. Bu ayaklanma hakkında dönem kronikçilerinden Prokopios ve Malalas detaylı bilgiler vermişlerdir.
10 Ocak 532 tarihinde Konstantinopolis Valisi hem Yeşillerden hem de Mavilerden bazı takım üyelerini tutuklamış ve idam etmek istemiştir. Maviler ve Yeşiller Hipodromda imparatordan, tutuklanan arkadaşlarının affedilmelerini istemiş ancak imparator bunu kabul etmemiştir. Bunun üzerine birbirlerine rakip olan Maviler ve Yeşiller birleşerek ayaklanma başlatmışlardır. Başlattıkları isyan hızlıca şehre yayılmış ve hapishane binası yakılarak mahkumların kaçması sağlanmıştır. İsyancılar yavaş yavaş tüm şehre hâkim oluyorken imparatorluk kuvvetleri onları durdurmakta zorlanıyorlardı. Ayaklanma ilk başlarda imparatorun şahsına karşı değilken daha sonra aristokrat sınıfının da isyana dâhil olmasıyla imparatorun tahtı da hedef haline geldi. Iustinianus durumun ciddiyetini kavrayarak isyancıları biraz da olsa durdurmak için Kapadokyalı Ioannes, Tribonianos ve şehrin valisini azletti. Ancak isyancıların pes etmeyeceğini gördükten sonra Belisarius'un kumanda ettiği orduya isyancıların üzerine yürümesini istedi; bu girişim de başarısız oldu. Iustinianus 18 Ocak’ta hipodroma giderek isyancılarla sulh yapmak istedi; ancak isyancılar imparatorla uzlaşmadılar ve eski imparator Anastasios'un yeğeni Hypatios'u tahta çıkarmak istiyorlardı. Iustinianus pes etmek üzereyken Theodora'nın isteğiyle Belisarius'u bir kez daha isyancıların üzerine gönderdi ve bu kez ordu isyancılara karşı çok büyük bir zafer kazandı. İmparatorluk ordusu yaklaşık 30-35 bin kişiyi ve Hypatios'u öldürdü, isyan sona erdi. Hipodrom yarışları beş yıl süreyle yasaklandı.
Vandallar 429'dan itibaren Kuzey Afrika'da hakimiyet kurmuşlardı. Hatta Batı Akdeniz'deki adaları dahi başkentleri Kartaca'dan kontrol edebiliyorlardı. Vandal kontrolünde olsa da Afrika, İmparatorluğun tahıl ambarı olma görevini sürdürüyordu. Vandal Kral Hilderic kuzeni Gelimer tarafından tahttan indirilmişti ve bu durum üzerine Hilderic Iustinianus’tan yardım istemişti. 533 yılında Belisarius komutanlığında Bizans ordusu Vandallara karşı savaş için hazırdı. Belisarius donanmasıyla gelmişti ve donanma karaya ulaştığında herhangi bir karşı koymayla karşılaşmamıştı; çünkü Gelimer Belisarius geldiğinde ülkede değildi. Gelimer ülkeye döndüğünde Belisarius ile birkaç savaş yaptı ve 534 yılında Gelimer teslim oldu. Afrika'daki savaşlar Bizans açısından başarılı olmuş gibi görünse de uzun vadede bu topraklarda istikrarsızlık meydana gelmiştir. Güçsüzleşen Vandallara karşı Berberiler ayaklanmışlardır ve Bizans ordusu bile Berberileri durdurmakta büyük güçlük yaşamışlardır.
İmparator Iustinianus İtalya'nın yeniden fethedilmesini planlıyordu. Theoderich’in yeğeni Theodad 534 yılında kral olmuştu. Belisarius 535 yılında Sicilya'ya girdi ve adanın hakimiyetini sağladı. Ardından kuzeye yönelen Belisarius Ostrogotlara karşı yürüyerek. Napoli’yi de ele geçirdi. Napoli'nin ele geçirilmesine mukabil Theodad tahttan indirildi ve tahtın yeni sahibi Witigis oldu. Belisarius 536 yılında Roma'yı da ele geçirdi ancak Gotların Bizans kuvvetlerine saldırması Bizans ordusunu zor durumda bıraktı. Belisarius 540 yılında Ravenna'yı ele geçirse de Iustinianus Belisarius’un çok fazla güç kazanmasından endişe ederek onu geri çağırdı. 541 yılında Ostrogotların kralı olan Totila ileriki yıllarda Bizans için ciddi sorunlar yaratacaktı.
540 yılında Sasaniler Roma topraklarına saldırarak Antakya'yı ele geçirdiler. İtalya'da olan Belisarius 541 yılında Sasanilere karşı savaşmak için doğuya gönderilse de bir yıl sonra yeniden geri çağırıldı. Sasanilerle mücadele Lazika ve Armenia bölgesinde yoğunlaşmıştı. Iustinianus hem doğuda hem de batıda savaşmanın ağır yükü altında ezilmeye başlamıştı ve bu yüzden 545 yılında küçük bir tazminat karşılığında Sasanilerle beş yıl sürecek bir barış imzalandı. Doğuda Sasanilerle barış yapılmıştı ancak batı bölgesinde savaş devam ediyordu. Ostrogot Kral Totila 545'te Roma'yı kuşatmış ve bir sene sonra Roma yeniden Ostrogotların eline geçmiştir. Yapılan savaşlarla Roma bir Bizans'ın bir Ostrogotların eline geçiyordu. Burada kumandan olan Belisarius Konstantinopolis'e çağırıldı ve batı ordularının başına Narses getirildi. Narses 551 yılında yaklaşık otuz bin kişilik ordusuyla İtalya'ya yürüdü. 552 yılında Taginae Muharebesinde Ostrogotların büyük bir mağlubiyet aldılar. (Totila bu savaşta hayatını kaybetti.) Narses 553-554 yıllarında Frankları da püskürttü ve kuzey bölgesine de hâkim oldu. Bizans sonunda İtalya'ya yeniden hakimiyet kurdu. Ravenna şehri Bizans İtalya'sının başkenti olmuştu ve burada bir esarklık kuruldu. Batıda yapılan fetihlerin son noktası İspanya'da Vizigotların mağlup edilmesiydi. Bizans İspanya üzerine sefere çıktı ve 554 yılında İber yarımadasına sahip oldu.
Iustinianus imparatorluğun işleyişiyle de ilgilenmiş ve özellikle vergi konusunda önemli düzenlemeler yapmaya çalışmıştır. Vergilerin zamanında ve düzenli toplanmasına önem veren imparator, yolsuzluğa ve rüşvete de son vermek için çabalamıştır. Bu çalışmalarında en büyük yardımcısı imparator olmadan önce tanıştığı ve Preator Praefectus'u Kapadokyalı İoannes'ti. İmparator ticaretin canlanmasına da önem vermiş ve yeni ticaret yolları kullanmak istemiştir. Bizans’ın en önemli ithal ürünü doğu ipeğiydi ancak Akdeniz ticareti Grek ve Suriyeli tacirlerin hakimiyetindeydi. Ayrıca bu dönemde Sasanilerle süren savaş yüzünden ticaret sekteye uğruyordu. Iustinianus Karadeniz'in kuzeyindeki kavimlerle ticaret yaparak Karadeniz ticaretinin canlanmasına çalışıyordu. Bu dönemde Kafkasya'daki Türkler de İran’la ipek ticareti yüzünden sorun yaşıyorlardı. İlerleyen yıllarda Türkler ve Bizanslılar İran'a karşı ittifak kurup savaşacaklardı.
Iustinianus’un en önemli çalışmaları hukuk alanında olmuştur. 438'de yayınlanan Codex Theodosius Roma hukuku için önemli bir hamleydi ama yine de tam olarak ihtiyacı karşılamıyordu. Iustinianus Roma Hukukunu bir sisteme oturtmak istedi ve yargıç Tribonianos liderliğinde bir heyet topladı. 529 yılında Codex Iustinianus adıyla yayınlanan kanun kitabı kendisinden önceki hukuk çalışmalarını da sınıflandırmıştı. Nika Ayaklanması yüzünden kesintiye uğrayan hukuk çalışmaları ayaklanmanın bastırılmasının ardından devam etti. 533 yılında Digest adlı imparatorluk kanunları kitabı yayınlandı. Digest diğer kanunlara nazaran çok daha yeniydi.
KAYNAKÇA
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997.
Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008.
Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016.
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005.
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008.
Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004.
Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013.
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011.
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008.
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016.
