Bölüm anahatları
-
802 yılında imparatorluk tahtına çıkan Nikephoros 'un ilk amacı iyice bozulmuş olan maliyeyi düzenlemek ve boş olan hazineyi doldurmaktı. Nikephoros imparator olmadan önce maliye memurluğunda bulunduğundan dolayı gerekli bilgiye sahipti. Öncelikle İrene devrinde uygulanan vergi indirimlerini kaldırdı ve alınacak vergileri yeniden sistemleştirdi. Manastırları ve hayır kurumlarını ve kiliseleri ocak vergisi adında bir vergiyle yükümlü kıldı. Bu verginin daha önce de alındığı bilinmektedir. Vergilerin düzenli toplanması için halkın tamamı toplanacak vergi üzerinde sorumlu kılınıyordu. Örneğin bir bölgede sadece bir kişi bile vergisini ödemese o bölgedeki topluluk bu vergiyi ödemekle yükümlüydü. Bazı kilise mülklerine imparatorluk tarafından el konulmuştu. Halkın faizle para alıp vermesi yasaklanmış ve faizin yalnızca imparatorluk tarafından uygulanacağı bildirilmiştir. İmparatorun faizi yasaklamasındaki sebep ahlaki kaygıdan çok devlet hazinesi için yeni bir gelir kapısı oluşturma isteğiydi.
Nikephoros tehlike altında gördüğü sınır bölgelerinin güvenliğini sağlamak için de önlemler aldı. Anadolu themalarındaki bazı köylüler Balkanlarda Slav hakimiyetinde bulunan bölgelere yerleştirilmişlerdi. Bizans'ın Balkanlarda yeniden etkinliğini artırmak istemesiyle buralarda yeni Themalar kurulmaya başlamıştı. Neticede Themaların olduğu yerler Bizans'ın hakimiyetinin mevcut olduğu yerlerdi. Balkanlarda ilk başlarda yalnızca Hellas ve Thrakeia themaları mevcutken daha sonra Makedonia ve Peleponnes themaları kurulacaktı. Zaman geçtikçe Balkan topraklarının deniz kıyıları Bizans themaları tarafından sarılacaktı.
Nikephoros imparator olduktan sonra İrene'nin Araplara vermeyi kabul ettiği haracın ödemesini kesti ve haraç ödemeyeceğini bildirdi. Bunun üzerine Arapların akınları yeniden başladı. 806 yılında halife Harun ar-Raşid sınır bölgelerine saldırdı ve buralardaki kaleleri ele geçirdi. Ardından ordusunu Ankara'ya yolladı ve bunun üzerine Nikephoros haraç ödemeyi kabul etti. Bizans Araplara karşı yeniden haraçgüzar duruma düşmüştü. 809 yılında Abbasi Halifesi Harun Reşid'in ölmesinin ardından Arap tehlikesi bir süreliğine sonra erdi ve imparator Balkanlara yöneldi. Avarların gücü Franklarla yapılan savaşlar neticesinde kırılmıştı ve bu da Bulgarların güçlenmesine yol açmıştı. 809 yılında Bulgar tahtına Krum'un çıkması ile Bulgarların saldırganlıkları arttı. Bulgarların saldırılarına karşı Bizans önemli noktalarda (Edirne, Filibe, Serdika) savunma hatları kurmuştu. Krum ise 809 yılında Serdika'yı geçti ve imparatorun ordusunu imha etti. İmparatoru Krum'u durdurmak için 811 yılında Pliska'ya doğru ilerledi. Krum'un barış teklifini kabul etmeyen imparator Bulgarların başkentini istila etti ve Krum askerleriyle dağlık bir alana kaçtı. İmparator Krum'u takip etti ancak dağdaki geçitlerden birinde Krum tarafından yakalandı ve 26 Temmuz 811 tarihinde ordusuyla birlikte öldürüldü. Krum, imparatorun kafatasından kendisine bir kadeh yaptırdı.
Nikephoros’un ölümünün ardından yeni imparator I. Mikhael olmuştu. Bulgarların saldırıları artarak devam ediyordu. 812 yılında Bulgarlar Develtos şehrini ele geçirmişler ve Develtos'un sınır komşuları dahi bölgeden kaçmıştır. Krum imparatordan önemli tavizler isteyerek barış teklifinde bulunduysa da imparator bunu kabul etmedi. Krum önemli bir liman kenti olan Mesembria'yı işgal etti. 813 yılında Bizans ordusu ile Krum'un ordusu Edirne yakınlarındaki Versinikia'da karşılaştı. Bulgarlar Bizans'ı yeniden büyük bir bozguna uğrattılar ve bu savaşın ardından I. Mikhael tahttan indirilerek yerine 811 tarihinde V. Leon çıktı. Krum kazandığı zaferlerin ardından artık gözünü Konstantinopolis'e dikmişti. Önce Edirne'yi kuşatan Krum ardından ordusuyla Konstantinopolis surlarının önüne gelmişti. Surları aşamayan Krum barış şartlarını yalnızca imparatorla görüşeceğini bildirerek barış teklif etti. Şehre giren Krum'a suikast girişiminde bulunuldu ancak Krum bu saldırıdan kurtuldu. Bu duruma çok sinirlenen Krum, Edirne’ye girdi ve şehir halkını bölgeden çıkarttı. Krum 813 yılında yeniden Konstantinopolis üzerine sefer hazırlığına başladıysa da 814 yılında aniden burnundan kan boşalmasıyla öldü ve böylece Bizans büyük bir düşmanından şans eseri kurtulmuş oldu.
KAYNAKÇA
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997
Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008
Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008
Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004
Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016
