Bölüm anahatları

  • Kuzey Kafkasya’da yaşayan Sabirler, Avarların tazyikiyle önlerindeki Bulgarları batıya sürerek VI. Yüzyılda Karadeniz’in doğusuna yerleşmişlerdir. Sasani İberya’sına sürekli yağma faaliyetlerinde bulunan Sabirler, Bizans imparatoru Iustinianus döneminde Sasani ordusunun içinde Balak Kağan ve eşi Boğarık Hatun idaresinde ordularla Bizans’a karşı savaşmışlar, Kilikya ve Suriye’de bulunan Bizans topraklarını yağmalamışlardır.

    Göktürklerle Bizanslılar arasında diplomatik ilişkiler. 568’de İstemi Yagbu’nun Bizans imparatoru II. Iustin’e elçi olarak Soğdlu tüccar Maniacus’u göndermesiyle başlamıştır. İki devlet arasında resmi müttefiklik statüsü Üçüncü Göktürk-Sasani Savaşı ve 602-628 Bizans-Sasani Savaşı’na denk gelmektedir. İmparator Heraklius, 627 yılında Andrew adındaki elçisini Batı Göktürk kağanı Tong Yabgu Kağan’a gönderip, Sasanileri iki taraflı kuşatma teklifinde bulunmuştur. Birleşik Bizans, Göktürk ve Hazar orduları Sasani ve İberya ordularını mağlup edip Tiflis ve Derbent şehirlerini muhasara etmişlerdir.

    Bizans ve Hazar Devleti münasebetleri 602 – 628 Bizans ve Sasani Savaşında Göktürk Devleti’ne yakın olarak gelişti. Bu mücadelede Bizans’ın tarafını tutan Hazarlar, Sasani müttefiki İberya Krallığı şehri Tiflis kuşatmasında bulundular (629) Bu mağlubiyetin ardından Kafkasya’da Sasani nüfuzu sıfırlanıp bağımsız İberya Prensliğiyle beraber Hazar Kağanlığı (650) doğmuştur. Hazar- Bizans ilişkileri özellikle yapılan evlilikler yoluyla gelişmiştir. 695’te Kırım’a sürülen imparator II. Iustinianus’u Hazar kağanı Busir karşılayıp kızını onunla evlendirmişti. Bulgar kağanı Tervel’in yanına kaçan Iustinianus, yeniden imparator olduğunda (705) Busır’ın kızı Theodora imparatoriçe oldu. İmparator III. Leo döneminde Emevi Devleti’ne karşı ittifak girişiminde bulunan Bizans, Hazar kağanı Bihar ile müttefik olmak istediğinden Leo, oğlu geleceğin imparatoru V. Konstantin’i Hazar kağanı Bihar’a kızı Çiçek Hatun ile evlendirmeye göndermiş, Çiçek Hatun Irene adıyla Bizans prensesi olmuştur. Çiçek Hatun ve V. Konstantin’den olma oğlu IV. Leo Hazar lakabını alıp imparatorluk tahtına geçmiştir. Bu samimi ilişkilerde kayıtlara geçen diğer bir gelişme de Sarkel kalesinin inşa edilmesiydi. Hazar-Bizans ilişkisinin bir nişanesi olan Kuzey Kafkasya’daki Sarkel 833’te Bizans imparatoru Theophilos’un desteğiyle inşa edilmiştir.

    Avarların kökeni hakkında farklı tartışmalar vardır, bazı araştırmacılar onların Juan-Juan (Cücen)lerden ayrılan Apar adlı bir koldan geldiğini, bazıları da I. Göktürk Devleti’nin tazyikiyle Ural bölgesinden gelen Ogurların teşkil ettiği bir boy olduğu konusunda hemfikirlerdir. 560 yılında Pannonia’ya gelen Avarların lideri Bayan Kağan döneminde Karpatlar Havzasında bulunan Güney Slavları (Sklavenler) Bulgarlar (Onogur, Şorogur, Kutrıgur) ve Germenler Avar hakimiyetindeydiler. Pannonia’da bulunan Lombardlarla komşu olan Avarlar Daçya’daki Gepid Krallığı’na son vererek buraya hâkim oldular. Lombardların 568’da İtalya’yı fethetmesi ve Avarlara bağlı boyların Dalmaçya’yı istila etmesi Kuzey İtalya’da İmparatorluk merkezi olan Ravenna’da Esarklık kurulmasına yol açacaktır. (584) Bizans topraklarında önemli müstahkem yerler olan Sirmium, Viminacium gibi yerler Avarlar tarafından ele geçirilince onları itaat altına almak isteyen imparator Maurikos (Strategikon kitabını yazdı) Balkanlara mütemadiyen seferler (590 seferi) düzenledikten sonra bir nebze bu baskıyı azaltmıştır.

    Buna rağmen imparator Heraklius’un Sasanilerle savaşı sırasında kontrolsüz ve savunmasız kalan Balkanlara giren Avarlar, Güney Slavlarının da yanlarında getirerek büyük Slav Göçü’ne neden oldular. Selanik’i beraberindeki Slavlarla kuşatan Avarlar (Aziz Demetrios Mucizeleri menkıbesi bu olayı anlatır) Avarlar 619 ve 626’de Sasani kuvvetleriyle İstanbul’u muhasara ettiler. Muhasaranın başarısız olmasının ardından Avarlara bağlı Vened kolu Slavları Samo önderliğinde konfederasyon kurup Avarlara isyan ettiler. Onları Onogur ve Şorogur boylarının oluşturduğu Bulgarların lideri Asparuh’un Moesia ve Makedonya’yı ele geçirmesi izledi.  Bu dönemden sonra Avarlar zayıflama döneminde girdiler. 791-92’de Şarlman’ın düzenlediği seferlerle Kağanlığın batı toprakları ve Bulgar Krallığı’nın saldırılarıyla güney toprakları kaybedilince devletleri 822’de tarihe karıştılar.

    Nedao Savaşı’nı (454) kaybeden İlek’in Hun bakiyesi halkları Onogur, Şorogur ve Kutrigur boylarının oluşturduğu içinde Sarmat kökenli İran unsurunu da barındıran Bulgarlar, Tarihteki en erken krallıkları Büyük Bulgaristan Krallığı’nı kurdular. (Başkentleri Phanagoria) Aynı yüzyıl Avar Kağanlığı boyunduruğuna girdiklerinde Güney Slavlarının Yedi Slav Kabilesi arasına katılıp Güney Slavlarının (Sklaveniler) Selanik’i ele geçirmesi sırasında ve Avar-Sasani İttifakı’nın 626 İstanbul muhasarasında Avar ordusunda yer aldılar. Aşina ailesinin bir kolu olduğu belirtilen Dulo Sülalesi’nden Kubrat’ın oğlu Asparuh yönetiminde Tuna Nehrine ulaşan Bulgarlar, 680 yılında I. Bulgar Krallığı’nı kurdular. Asparuh’tan sonra kağan olan Tervel, halefleri aksine Bizans imparatoru II. Iustinianus ile iyi münasebetler kurup Emevilerin İstanbul kuşatmalarında (717-718) Bizans’a yardım etmiştir. Bu olumlu ilişkiler fazla devam etmeyip Bizans imparatoru V. Konstantin döneminde arka arkaya karşılıklı saldırlar başlayıp Krum Kağan döneminde Bulgarlar Pannonia ve Daçya topraklarını ele geçirerek Balkanlara hâkim oldular 811’de İmparator I. Nikephoros’un ordusunu yenmesinden sonra Edirne`yi alan Krum 814 yılında İstanbul’u kuşattı ama kuşatma sırasında ağzından burnundan bir anda kan gelmesiyle öldü. Oğlu Omurtag döneminde çeyrek asır süren bir barış dönemi başlayıp ticari ilişkilerini yoğunlaştıran Bulgarlar, Boris (852-889) döneminde 864 yılında resmen Knez (Prens) unvanını da alıp Ortodoks Kilisesine geçtiler.

    Patrikliğe bağlı olarak kurulan Bulgar Kilisesi Bizans imparatoru III. Mikhael’in Moravya’ya misyonerlik faaliyeti için gönderdiği Kiril ve Methodus kardeşlerin teşvikiyle ihdas edilip Kilise Sklavencesi (Ortodoks dünyasının liturjik resmi dili) oluşturuldu. Bulgarlar buna rağmen Bulgar Altın Çağı olarak bilinen periyodda Bizans’a olan saldırılarını sürdürdüler; Bulgar çarı I. Simeon, Bulgarofigon ve Anchialus’da General Leo Phocas’ın Bizans ordularını ağır yenilgiye uğratıp Balkan yarımadasının büyük çoğunluğuna hâkim olmuştu. Onun İstanbul’u ele geçirme emellerine karşı Bizans tarafı tarihteki Birinci Sırp Prensliği (Vlastimiric ailesinin Raska Devleti) ve Hırvat prensi Hırvatistan’ı birleştiren Tomislav ile ittifak kurup Simeon’un buralardaki saldırılarına karşı koymakta başarılı oldu. Onun ölümüyle rahat bir nefes alan Bizans, ardılı Peter ile uzun süren barış dönemine girmiştir.

    Peter döneminde önemli bir güç olarak yükselen Kiev Knezi I. Syatoslav, Bulgar Krallığı başşehri Preslav’ı da alarak tehdit oluşturmaya başladı. Bu müşkül durum nedeniyle Peter tahttan çekilip II. Boris (969 – 971) çar olmuştur; Bizans imparatoru I. Ioannes Çimişkes, 971’de Syatoslav ve kuvvetlerini mağlup ederek Bulgar topraklarına da hâkim oldular II. Boris’in ardılı Roman’dan (971 – 997) sonra Cometupoli Hanedanından Samuel (997 – 1014) Bulgarlara son parlak dönemini yaşatmıştır; Krallığın eski başkentleri Pliska ve Preslav’ı geri alan Samuel (kendi zamanındaki başkentini Üsküp’ten Ohrid’e taşıdı.) Yunanistan’da Teselya ve Epirus bölgelerini de alarak eski görkemli günlerdeki topraklara ulaştı. Bu sırada Macarların kralı Aziz I. Stephen’in kızı ile oğlu Radomir’i evlendirip ittifak çabasına girmesine karşın siyasi kriz doğmasıyla Stephen, Bizans imparatoru II. Basileos’un tarafında yer almış, eski başkentler olan Pliska ve Preslav’ı ele geçirmiştir. Bizans orduları da Kleidon Savaşı’nda Bulgarlara büyük bir yenilgi yaşatmışlar Struma Faciası diye bilinen olayda Bulgar Katliamı yapmışlardır. Samuel’in ölmesinden sonra Radomir ve Ivan Vladislav, Bitola’da ikinci bir mağlubiyet alınca krallık yıkılmaya yüz tutmuştur. (1018) 

    Oğuzların 24 boyundan birisi olan Peçenekler, VIII. Yüzyılda Oğuzların, Karlukların ve Kimek Kağanlığının tazyikiyle Karadeniz’in kuzeyine Ural ve Volga ırmağı arasındaki bölgeye gelmişlerdir. Esas göçleri olan ikinci göç Oğuz Yabguları ile Hazar Kağanlığı’nın onları yenmesinden sonra Bulgar çarı I. Simeon’un da desteğiyle Macarları bugünkü Macaristan’a gönderip kendilerinin Balkanların doğusundaki topraklara gelmeleriyle olmuştur. X. Yüzyıl’da Kiev Rusya’sına ve Macarlara karşı seferlerde Bizans ile müttefik olan Peçenekler, Kiev Knezi İgor ve I. Syatoslav dönemlerinde Kievlilerin Bizans saldırılarına karşılık olarak Kiev topraklarına saldırmışlar ve Kiev’i kuşatmışlardır.



    KAYNAKÇA

    Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997

    Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008

    Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016

    Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005

    Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008

    Khazdan, Alexander P., ed. The Oxford Dictionary of Byzantium. New York: Oxford University Press, 1991

    Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004

    Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013

    Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974

    Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011

    Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008

    Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016