Bölüm anahatları
-
Doğu ve Batı Kilisesi arasında Şizma’nın gerçekleşmesi, yüzyıllar boyunca ortaya çıkan kültürel, teolojik ve siyasi gelişmelerin bir sonucudur. 1054’te kesin ayrılışın gerçekleştiği ortak kanaat olmasına rağmen bu sürecin nasıl başladığı tartışmalıdır. Sorunun esas kaynağı aslında Roma dışında kurulan diğer patrikliklerin “Kutsal Makam” olan Roma’nın üstünlüğü ve “primus inter pares” olmasını kabul etmemeleriydi. Havariler tarafından kurulan bu doğu patriklikleri olan Petrus’un öğrencisi Aziz Markus’un kurduğu İskenderiye Patrikliği, Havari James tarafından kurulan Kudüs Patrikliği, Petrus ve Pavlus tarafından kurulan Antakya Patrikliği, Aziz Barnabas tarafından kurulan Kıbrıs ve Aziz Bartholomeos tarafından kurulan Ermenistan Kiliseleri arasında İznik Konsili’yle (325) tanınan 4 Büyük Kilise Roma, İskenderiye, Antakya ve Kudüs olmuştur.
Roma’nın diğer kiliseler üzerinde vesayet kurmaya başlaması, İlk dönem papalarından olan Victor’un döneminde yaşanmıştır. Buna göre; Başta İskenderiye olmak üzere diğer doğu kiliseleri 15 Nisan’da kutlanan Paskalya Bayramı’nın Hz. İsa’nın Kudüs’e giriş yaptığı pazar gününde kutlamak istemişlerdi. Papa Victor doğudaki kiliselerin bu kararını tanımayıp onları aforoz etmeye karar verdi. Bu evrede yine de Roma Kilisesi’nin diğer patriklikler üstünde bir arabulucu gücü olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin; Efes Konsili’nde İstanbul Patriki Nestorius’un heretiklikle suçlanmasından sonra diğer patriklikler Roma’ya müracaat etmişlerdir.
4 Büyük Kilisenin dışında olan İstanbul Patrikliği’nin diğer doğu kiliselerinden üstün gelmesi, Büyük Konstantin’in İstanbul’u Roma İmparatorluğu’nun merkezi yapmasının ardından İmparatorluğun Batı tarafında Roma’nın yerine Milano ve daha sonra Ravenna’nın merkez haline gelmesi sonucunda Roma’nın siyasi önemini kaybetmesine yol açmıştır. 380’de İmparator I. Theodosius, Selanik Fermanı ile İznik Konsili kararlarını Roma İmparatorluğu’nun resmi dini öğretisi kabul etmesinden sonra 395’te İmparatorluk kesin olarak ikiye ayrıldı. Bu durum İstanbul Patrikliği’nin daha da kuvvet kazanmasına ve Roma Kilisesi’ne bir rakip olarak ortaya çıkmasına yol açtı. İstanbul’un “Kutsal Makam” sıfatını almasına en büyük tepkiyi veren İskenderiye Patrikliği olmuştur. İskenderiye’li Kiril’in İstanbul’un diğer Doğu kiliseleri üzerinde ön plana çıkmasını kabullenmeyip Roma Kilisesine başvurması bu duruma örnektir. Buna rağmen İskenderiye’nin VII. Yüzyıl’da Müslümanların eline geçmesi buradaki patrikliğin öneminin azalmasına neden olacaktır.
Sonuç olarak Kadıköy Konsili’nde (451) Pentarşi (5 Büyük Kilise) İstanbul dahil edilip, İstanbul ve Roma Ekümenik iki büyük kilise olarak ön plana çıkmışlardır. Papa Gelasius’un Bizans İmparatoru I. Anastasius’a gönderdiği mektupta açıkladığı “İki Erk Öğretisi” Roma Kilisesi’nin Tanrı’nın temsilcisi sıfatıyla en büyük dünyevi hükümdar olduğu açıklaması, Kendisinin Havari Petrus’un tek halefi olduğunu söylemesi ile İstanbul’un Ekümenlik iddialarına karşı çıktığını bildirmiştir. Bizans İmparatorlarının Sezaropapizm yani hem siyasi hem de dini en büyük lider olmaları, Doğu ve Batı kiliseleri arasındaki teolojik tartışmalar bu ayrılığı keskinleştiriyordu.
Şizma’nın oluşma sürecindeki önemli olayları sıralarsak; İstanbul Patrikleri Akakius, Photius dönemlerindeki yaşanan krizleri ve İkonoklazma Hareketi yani İkon Kırıcılık hareketini sıralayabiliriz. İstanbul Patriki Akakius, İmparator Zeno’nun da teşvikiyle “Henotikon” adı verilen belgeyi yayımlayıp Monofizit – Diofizit tartışmasına son vermek istemişti. Bildiride Kadıköy İnancına aykırı bir madde bulunmamasına rağmen onun bu teşebbüsü kendisinin ve İstanbul Patrikliği’nin Papa III. Felix tarafından aforoz edilmesine, 484 – 519 yılları arasındaki ayrılış döneminin yaşanmasına neden olmuştur. İki Patriklik yeni İstanbul Patriki II. Ioannes’in döneminde yeniden birleşmişlerdir.
Bu arada İmparator IV. Konstantin’in yerine geçen II. Iustinian, II ve III. İstanbul Konsili’ne eklemeler yapmak için 692 yılında Trullo’da bir konsil toplamıştır. Quinisext Konsili olarak bilinen bu toplanma aslında bir sinod’tu. İmparator II. Iustinian, Konsil kararlarını Papa I. Sergius ile ondan sonraki papalar olan VI. John ve VII. John’a bu konsilin kararlarını onaylattıramadı. Bunun sebebi Konsil’in kararlarından 36. Kanon’a göre Roma ve İstanbul Kiliselerinin eşit sayılması kararıydı. Ayrıca Konsil’de getirilen diğer dini düzenlemelerden Roma Kilisesiyle uyuşmuyordu.
İki Kilise arasındaki ihtilafı keskinleştiren diğer bir önemli olay da İstanbul Patriki Photius zamanında meydana gelen Photius Şizması (863 – 867) adı da verilen olaydır. İmparator III. Mikhael’in önceki İstanbul Patriki olan İgnatius’un sürgün edilip onun yerine Photius’u patrik yapmasını Papa I. Nicholas tanımayıp alınan kararın geçersiz olduğu hükmüne varmıştı. Patrik Photius, bu gelişme üzerine Roma Kilisesi ile aralarında artık uygulama farklılıkları bulunduğunu söyleyip Papa Nicholas’ı “Filioque” öğretisini kabul ettiği için fasıklıkla itham etmiştir;
Filioque konusu Katolik ve Ortodoks Kiliseleri arasındaki ayrışmayı keskinleştiren en büyük nedenlerden birisidir. Ortodoks Kilisesi’ne göre teslisin üçüncü parçası olan Kutsal Ruh sadece babanın parçası iken, Katolik Kilisesi’ne göre Kutsal Ruh hem Baba’nın hem de Oğul İsa’nın parçasıdır. (Filioque “-que” takısı Latince’de “ve oğul” anlamına gelir.) İki Ekümenik Kilise arasındaki diğer farklılıklar Katoliklerin Cennet ve Cehennem arasındaki Araf mekanını kabul etmesine karşın Ortodoks’ların bunu kabul etmemesi. Katoliklikte ruhban sınıfının evliliği yasağına karşı Ortodoks kilisesinde evliliğin serbest olması konularıdır. Aynı şekilde Ekmek ve şarap ayini olan Kominyon (Efkaristiya) töreninde de her iki mezhepte farklılıklar bulunmaktadır. Photius Şizması, İmparator III. Mikhael’in I. Basileos tarafından öldürülüp kendisinin imparator olmasının ardından sürgün edilen İgnatius’un IV. İstanbul Konsili kararıyla (869-70) yeniden patrik olmasıyla fiilen son bulmuştur.
Tasvir Kırıcılık Hareketi olarak bilinen İkonoklazma, bu ayrışmayı keskinleştiren diğer bir faktördür. Roma Kilisesi aleyhine bir hareket olarak gelişmemesine rağmen Papalık bu hareketi lanetlemiştir. Monofizit ya da İslami kökenli olduğu düşünülen bu hareket aslında III. İstanbul Konsili’yle yasaklanmıştı. Aslında İkonalar Bizans din kültürünün önemli parçasıydı. Fakat Bizans imparatorları Barnades (711 – 13), III. Leo (717 – 741), V. Konstantin, V. Leo ve Theophilos dönemlerinde İkon kırıcılık devlet tarafından desteklenmiştir. Küçük yaşta olan VI. Konstantin zamanında Papa I. Adrian’ın teşvikiyle toplanan II. İznik Konsili (Her iki kilise tarafından kabul edilen son konsildir), Tasvir kırıcı hareketi kesin olarak yasaklasa da bu hareket yaşamaya devam etti. En sonunda İmparatoriçe Theodora’nın ikonoklast İstanbul Patriki Grammaticus’u azledip yerine Methodius’u getirmesiyle tamamen son bulmuştur.
İplerin koptuğu nokta 1053’te Ohrid Başpiskoposu Leo’nun Trani’li Piskopos John’a yazdığı mektup oldu. Leo, bu mektubunda Katolik Kilisesi’ni Kominyon Töreninde mayalanmamış ekmek kullanmalarını, cumartesi günü oruç tutmalarını ve diğer dini uygulamalarına tepki gösterip, bu esnada İstanbul Patriki Mikhael Kerullarius’un İstanbul’daki Latin Kiliseleri kapatması oldu. Papa IX. Leo, aynı yıl Kerullarius’a mektup yazıp Roma Kilisesi’nin Havari Petrus’dan aldığı imtiyazları ve diğer patriklikler arasında birinci olduğunu belirtmiştir.
Papa ile İmparator arasındaki yakınlaşmayı sağlayan Norman İstilası olmuştur. Güney İtalya’daki Bizans thema’ları ve Kilise Devleti, Norman tehlikesi altındaydı. Papa IX. Leo ve İmparator IX. Konstantin Monomakhos (1042 – 55) ortak tehlikesi karşısında aralarındaki problemleri çözmek isteseler de Patrik Kerullarius buna bir türlü yanaşmadı. Bunun ardından İmparator IX. Konstantin’in dostça karşıladığı Fransız piskopos ve kardinal Silvacandida’lı Umberto yanındaki papa temsilcileriyle İstanbul’a geldiler. Fakat Patrik Kerullarius’un onları görmezden gelmesi üzerine Papa’nın temsilcileri Ayasofya’nın mihrabına Patrik Kerullarius ve destekçilerinin aforoz edildiğine dair bir liste astılar. Patrik Kerullarius da buna tepki olarak aynı sene bir sinod toplayıp Papa’nın temsilcilerinin aforoz edildiğini duyurdu.
Doğu ve Batı Kilisesi’nin resmi olarak ayrılması olarak gösterilen bu olaydan sonra iki kilise ilişkilerini sürdürmeye devam ettiler. Aslında bu ayrışmayı kesinleştiren olayın IV. Haçlı Seferi (1202-4) olduğunu söylemeliyiz. İstanbul kilisesini tanımayan Katolik Haçlı orduları İstanbul’daki pek çok mukaddes mekânı yağmalayıp, burada bir Katolik Latin Patrikliği de kurdular. Buna rağmen iki kilise Kutsal Topraklarda düzenlenmek istenen Haçlı Seferleri ve gelişen Türk fetihleri karışında II. Lyon Konsili (1272) ile Ferrara-Floransa Konsillerini (1439) toplayarak başarısız birleşme girişiminde bulundular.
KAYNAKÇA
Angold, Micheal, The Byzantine Empire 1025-1204 (A Political History), Logman, USA, 1997
Cheynet, Jean Claude, Bizans Tarihi, Çev. İsmail Yerguz, Dost Yayınları, 2008
Gregory, Timothy, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, YKY, 2016
Haldon, John F., The Palgrave Atlas of Byzantine History. Palgrave Macmillan, New York, 2005
Hussey, J. M., The Orthodox Church in the Byzantine Empire. Oxford University Press, 1990
Jeffreys, Elizabeth, et al. The Oxford Handbook of Byzantine Studies. Oxford University Press, New York, 2008
Khazdan, Alexander P., ed. The Oxford Dictionary of Byzantium. New York: Oxford University Press, 1991
Lemerle, Paul, Bizans Tarihi, Çev. Galip Üstün, İletişim Yay., Ankara, 2004
Norwich, John Julius, Bizans, C. I-II-III, Çev. Selen Hırçın Riegel, Kabalcı Yayınları, 2013.
Obolesnky, Dimitri, The Byzantıne Common Wealth Eastern Europe 500-1453, Cadinal Edition, London,1974
Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, TTK, Ankara, 2011.
Shepard, Jonathan, The Cambridge History of the Byzantine Empire c. 500-1492. Cambridge University Press, New York, 2008
Vasiliev, Alexander A., Bizans İmparatorluğu Tarihi, Çev. Tevabil Alkaç, Alfa Yay., İstanbul, 2016
