Bölüm anahatları
-
14. Konu Türkmançay Mukavelesi ve Sonrası
Konular: Yeni sınırlar; Mukavelenin ana maddeleri; Azerbaycan’ın bölünmesinin tarihi sonuçları.
Temel Okumalar:
- Süleyman Əliyarlı (red.), Azərbaycan tarixi, s. 618-624;
- Wikipedia’dan uygun makaleler;
- Youtube’dan değişik videolar.
Ders Notları:
…İran tarafı barış istedi ve müzakereler, 10 Şubat 1828’de Tebriz yakınlarındaki Türkmençay köyünde imzalanan anlaşmayla tamamlandı. Türkmençay Antlaşması, İrevan ve Nahçıvan hanlıklarının “Rus İmparatorluğu’na bırakılmasını” (3.madde); ilk savaşla Rusların işgal ettiği toprakları da içine alan yeni sınırları belirliyor (4.madde); İran’ın savaş tazminatını (6.madde) ve Abbas Mirza’nın veliahtlık meselesini (7.madde) onaylıyordu. İki ülke arasındaki ticari ilişkilere (8.madde) ve diplomatik-protokol kurallarına (9, 10, 11. maddeler), savaş esirlerinin değiştirilmesi (13.madde) konusuna açıklık getiriyordu. Antlaşmada Azerbaycan’ın ve Güney Kafkasya’nın geleceğini, İran-Rus ilişkilerini etkileyebilecek iki madde dikkat çekmektedir. Adı geçmemiş olmasına rağmen, Ermeniler’i kasteden 14. maddede şunlar yazılmaktadır: “Her iki devletin ahalisine gelince, taraflar, bir devletten diğerine geçmiş ve bundan sonra geçecek olan her iki tarafın tebaasının hükümetin izin verdiği her yere yerleşebileceğine karar vermiştir.” 15. madde yine Ermeniler’i kastederek şuna işaret ediyordu: “…Bunun dışında, memur ve ahaliye bugünden itibaren aileleriyle birlikte İrevan vilayetinden Rusya’ya serbest göç edebilme, hükümet ve yerel yetkililerin herhangi bir engeli olmaksızın satılık mal ve mülküne, eşyalarına herhangi bir gümrük ve vergi uygulanmadan taşınabilir mallarını yanlarında götürme ve satma amacıyla bir yıl süre tanınmıştır.”
Böylece, 19. yy’ın başlarında Azerbaycan’ın kaderinde çok önemli, hayati bir olay yaşandı. Nadir Şah’ın ölümünden sonraki dönemde merkezî hâkimiyet krizinden faydalanan, İran’dan kopmuş olan Kuzey Azerbaycan’daki hanlıklar kendilerini kanıtlamaya, hiç değilse yerel yönetim alanında özerkliği korumaya çalıştılar. Hanlıkların feodal karakteri birleşik bir “millî platform” yaratmaya izin vermedi. Hanların bir kısmı, bölgede nispeten yeni bir aktör olan Rusya’ya eğilimli olmak gibi sıra dışı bir adım attı. Ancak Rusya önce Gürcistan’da, sonra da Azerbaycan’da doğrudan sömürge yönetimine geçti, bu hanların ve yerli soyluların siyasi, ekonomik hâkimiyetine son verdi, bazılarını da fiziksel olarak yok etti. Sovyet döneminde, “gönüllü birleşme” diye gerçek tarihle alay eden tezin aksine, Rusya burada yeni sömürge elde etmek için savaş açtı, binlerce zayiata rağmen, Azerbaycan’ın kuzey kısmını imparatorluk topraklarına kattı. Çürümüş İran siyasi hâkimiyetini kabul etmeyen, ancak yeni aktör ile de uzlaşamayan (uzlaşması da imkânsızdı), 1813’den sonra onunla açık savaş durumunda olan Azerbaycan siyasi seçkinlerinin çoğu, başarılı bir siyasi çizgi izleyemedi. Tekrar Kacar İran’ına olan eğilimine rağmen, modern, askeri yönden güçlenmiş olan Rusya’ya yenildi. İki İran-Rus savaşı (1804-13, 1826-28) sonucunda Azerbaycan ikiye bölündü: kuzeyi Rus İmparatorluğu’nun ücra bir sömürgesi haline geldi, güneyi ise küçülerek Kacar İran’ının sınırları içinde kaldı. Bundan sonra Aras’ın kuzeyi ve güneyi farklı milletleşme süreçlerini yaşayacaktı.
Azerbaycan’ın kuzeyini silah gücüyle işgal etmiş olan Rusya İmparatorluğu, burada güçlenerek kalıcı olmak ve sömürmek için köklü değişiklikler yapmaya başladı. Her şeyden önce, buradaki eski idari bölge yapısını yeniden şekillendirmek gerekiyordu.
Yukarıda belirtildiği gibi, işgale aktif direnen Gence, Guba ve Bakü hanlıkları, daha savaş sırasında derhal lağvedildi. Sonra sıra, Rus hâkimiyetini kabul etmiş vassal hanlıklara – Şeki, Şirvan, Karabağ, Talış’a geldi. Eski hanlıkların topraklarındaki eyaletler önceden olduğu gibi bölgelere [mahallara] ayrıldı. İki yeni askeri bölge [okrug] – Yelizavetpol ve Car-Balaken, iki mıntıka [distansiya] –Kazah ve Şemşedil (Şemşeddil, Şemşedilli) oluşturuldu. Bu idari birimler komendant [komutan] denilen Rus subaylara havale edildi. Günümüz Kuzey Azerbaycan’ının büyük bir kısmını kapsayan bu bölgeler, “Müslüman eyaletlerin yöneticisi” olarak adlandırılan bir kişiye bağlıydı. Bu şahıs, işgal sürecinde önemli rol oynamış olan Ermeni asıllı General Madatov’du.
Daha sonra bu yönetim şekline komendant yönetimi adı verildi. Komendantların geniş yetkileri vardı. Yerel memurları tayin eder, bir kimsenin toprağını alır veya bir başkasına verebilir, vergi türünü ve miktarını belirler, diğer konuları tek başına çözerdi. Komendantlar, onlara verilen geniş yetkileri kendi çıkarları, ahalinin yağmalanması ve yerel halka yeni iktidarın gücünü göstermek için tam anlamıyla kullanmaktaydı.
Komendant yönetim metodu veya keyfiliği, askeri işgalin amacına uygun olmasına rağmen, Rusya’nın Kuzey Azerbaycan’da siyasi yönden hâkim olma hedefine uygun değildi. Komendantların keyfi yönetimi yerel halkın ayaklanması, istikrarsızlığın ortaya çıkmasının yanı sıra, aynı zamanda ekonomik-mali açıdan imparatorluk merkezini tatmin edemezdi. Durumu incelemek için merkezden gönderilen senatörler Kutaysov ve Meçnikov komendant yönetiminin ortadan kaldırılmasını önermişti. Onların hazırlamış olduğu Zakafkasya’nın Yapısına İlişkin Öneriler başlıklı belgede, Merkezî Rusya’daki idari bölge yapısının burada da uygulanması fikri öne sürüldü. Müslüman Eyaletlerin Yönetimi hakkında toplamış oldukları bilgilerde şu noktalar vurgulanmıştır: “Müslüman Eyaletleri Yönetiminin çalışmalarını ele alırken, yöneticilerin zalimliği ve halkın ıstırapları tüyler ürperticidir. Burada insanlık tamamen ayaklar altına alınmış, hukuk hak getire, kanun sadece zulme hizmet etmekte, açgözlülük ve keyfilik yöneticilerin, komendantların, pristavların [Rusya’da yerel emniyet müdürü] ve diğer yetkililerin davranışlarını belirlemektedir.” Kısa süre sonra gönderilen senatör Gan da, komendant yönetiminin kendini bitirdiğini iddia etti ve Rusya’daki idari bölge yapısının burada da uygulanmasını önerdi.
