Bölüm anahatları
-
8. Hafta Kazakistan’da Bağımsızlık Hareketi
Konular: SSCB’de Perestroyka dönemi; 1986. Yıl ayaklanması;
Temel Okumalar:
- Saadettin Gömeç, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, 2. bölüm;
- Kazakistan Tarihi. Makaleler, s. 146-155;
- M. Alaşbek, “Kazakistan’da İsyan”, Türk Yurdu, c 8, 1987, s. 58-60;
- Wikipedia’dan uygun makaleler;
- Youtube’dan değişik videolar.
Ders Notları:
Sovyet yönetimi 1980’lerin başlarından itibaren duraklayan, daha sonra kriz dönemine giren Sovyet planlı-komuta ekonomisinde çöküş sürecini düzene sokmak için reformlara girişti. 1985 yılının Nisan ayında Komünist Parti’nin yeni Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov[1], ilk kez Sovyetler Birliği’nde ekonomik ve sosyal problemlerin varlığını itiraf ederek, mevcut ekonominin düzeltilmesi için reformlar paketi konusunu gündeme getirdi. Uskorenie (hızlandırma) olarak nitelendirilen bu yeni reform programı, ekonomik tedbirleri içermekle birlikte genel anlamda ekonomi yönetimini iyileştirmeyi amaçlamaktaydı; ancak “gelişmiş sosyalizm”in içeriğini dönüştürmeyi kesinlikle ön görmüyordu. Bu gelişmelerden sonra Gorbaçov ülkenin komünistlerini tam anlamıyla Perestroyka’ya (yeniden kurmaya/kurulmaya) çağırdı. Sovyet lideri Perestroyka’nın ilanından sonra ise basın üzerindeki sansürü kaldıran ve tabulaştırılmış konuların müzakeresine izin veren Glastnost (açıklık) politikasının başladığını ilan etti.
Aydan aya derinleşen ekonomik ve sosyal kriz; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği olarak adlandırılan bu imparatorluğun daha fazla ayakta kalıp kalmayacağı yönünde soruları gündeme getiriyordu. Çok milletli devlet sistemi içerisinde yıllarca birikmiş olan sorunlar su yüzüne çıkıyor; Pandora’nın kutusu açılıyordu. Bu durum çökmekte olan imparatorluk sınırları dâhilindeki birbirinden farklı milletler için hem fırsat hem de öngörülmez tehditler barındırıyordu.
Jeltoksan Olayları (Kazakça: Желтоқсан көтерілісі; Jeltoksan köterilişi); Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreteri Mihail Gorbaçov'un, Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri, Kazak kökenli Dinmuhammet Kunayev'i azlederek, yerine Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nden Genadi Kolbin'in ataması üzerine, Aralık 1986'da (Jeltoksan, Kazakça "aralık" ayı anlamına gelmektedir) Kazakistan'ın başkenti Almatı'da patlak veren olaylar. Bazı kaynaklar Kolbin'in Rus kökenli olduğunu söylemekte, bazıları ise Çuvaş kökenli olduğunu iddia etmektedir.
16 Aralık tarihinde başlayan olaylar, 19 Aralık tarihinde sona erdi. Protesto amacıyla 17 Aralık'ta toplanan öğrencilere halktan da binlerce kişi katıldı. Kitle, Kazakistan Komünist Partisi'nin de bulunduğu, Brejnev Meydanı'na doğru yürüyüşe geçti. Nihayetinde yerel kuvvetlerle birlikte OMON güçleri şehre girdi. Şiddet olayları tüm şehre yayılmıştı. Ertesi gün, protestolar Çimkent, Taldikorgan ve Karağandı şehirlerine de sıçradı.
Kazak kökenli Dinmuhamet Kunayev'in 1964 yılından beri sürdürdüğü görevinden azledilerek, Kazakistan Komünist Partisi Birinci Sekreterliği görevine başka bir cumhuriyetten Genadi Kolbin'in atanması, 17 Aralık sabahı barışçıl öğrenci gösterileri olarak başlayan protestoların ana sebebiydi.
Gorbaçov anılarında, Sovyetler Birliği Komünist Partisi 27. Kongresinden sonra, Kunayev ile buluştuğunu, buluşmada Kuneyev'in istifasının konuşulduğunu, Kunayev'in, Nursultan Nazarbayev'in parti içindeki yükselişinin önüne geçmek için, Rus kökenli birinin yerine atanmasını talep ettiğini yazmaktadır. Kunayev ise kendi hatıratında, yerine gelecek kişi hakkında bir yorum yapılmadığını, Gorbaçov'un konu hakkında sadece "iyi bir yoldaş gönderilecek" dediğini ifade etmektedir.
Gösteriler, 200-300 kadar öğrencinin Brejnev Meydanı'nda, Parti binası önünde toplanmasıyla başladı. Katıımlarla kısa sürede 1000-5000 arası sayıya ulaşan kalabalık, Komünist Partisi merkez binasına girerek, binayı ele geçirdi. Daha sonra şehir hapishanesini de ele geçirerek, birçok mahkûmu serbest bıraktı. Resmi haber ajansı TASS olayları şu sözlerle duyuruyordu.
"Milliyetçi unsurlarca kışkırtılan bir grup öğrenci, SBKP genel kurulunda alınan kararı bahane ederek sokakları işgal ettiler. Durumu fırsata çevirmek isteyerek kalabalığa karışan vahşi kışkırtıcılar, güvenlik güçlerini hedef alan yasa dışı eylemlere kalkıştılar. Birçok özel aracın yanı sıra bir yiyecek deposunu da ateşe veren göstericiler, yöre halkına da saldırıda bulunmuşlardır."
Meydan güvenlik güçlerince çembere alındı ve göstericilerin görüntüleri kaydedilmeye başlandı. Akşamüstüne doğru olaylar daha da şiddetlendi. Güvenlik güçlerine kalabalığı dağıtma emri verildi. Meydanda ve şehrin başka kısımlarında göstericilerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar sabaha kadar devam etti. Ertesi gün olaylar neredeyse bir isyana dönüştü. Çatışmalar üçüncü günün sonuna kadar kontrol altına alınamadı.
Katılımcı sayısı ile ilgili değişik iddialar bulunmaktadır. Olaylar başladığında, Moskova kaynaklı haberlerde, protestocuların 200 kişi civarında olduğu söylemekteydi. Kazak yetkililer, daha sonra bu rakamı 3000'e yükseltti.
Ancak protestocuların 30-40 bin kişi civarında olduklarını, bunların en az 5000 kadarının tutuklandığını, yaralı sayısının ise tahmin bile edilemediğini iddia eden kaynaklar da vardı. Olaylara öncülük edenler, ülke çapında 60,000 kişinin protesto eylemlerie katıldığını söylemişlerdir.
Kazak Devlet Üniversitesi öğretim görevlilerinden Profesör Sayın Burbaşov olayları araştırmış ve çalışmasını şu şekilde özetlemiştir: Kazakistan Komünist Partisi Merkez Komitesi verilerine göre, gösterilere 11,000 kişinin katılmış, olayların neticesinde bir gösterici hayatını kaybetmiş, 660'ı da gözaltına alınmıştır. Resmi bilgilere göre gözaltına alınanlar, aşırı milliyetçiler, alkolikler ve uyuşturucu müptelaları olarak tanımlanmaktadır. Daha sonra ortaya çıkan bilgiler, 30-40 bin civarında göstericinin protesto eylemelerine katıldığını göstermektedir. Burbaşov bu bilgileri verdikten sonra şunları söylemektedir Gösterici sayısının en az 25 bin kişi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. İçlerinden 5000 kadarı tutuklanmış ve hapsedilmiştir. Ne yazık ki can kayıpları hakkında doğru bir bilgiye ulaşamadım.
Kazakistan SSC hükûmetine göre, sadece bir gösterici ve bir güvenlik görevlisi olaylarda hayatını kaybetti. 100 kadarı da tutuklandı. Tutuklananlardan bazıları da çalışma kamplarına gönderildi.
Kongre Kütüphanesi kaynakları ise, olaylar sırasında en az 200 kişinin öldüğünü (bunların bir kısmı infaz edildiği öne sürülmektedir) söylemektedir. Yaralı sayısı da, kimi kaynaklara göre 1000 kişinin üzerindedir.
SSCB dağıldıktan sonra, Yeltoksan Olaylarına katılan göstericilerin hemen tamamının cezaları affedildi. Bu kişiler Sovyet baskı rejiminin kurbanları olarak addedildiler. Olayların 20. yıldönümü dolayısıyla, 18 Eylül 2006 tarihinde başken Almatı'da "Özgürlüğün Şafağı" adlı bir anıt törenle açıldı. Jeltoksan Olayları Kazakistan'ın bağımsızlık mücadelesinin simgesi haline gelmiştir.
