Bölüm anahatları

  • Muzari Bahri


    Halîl b. Ahmed’in aruz sisteminde “müştebihe” diye anılan dördüncü dairede dördüncü, klasik genel sıralamada ise on ikinci bahir olarak yer alır. Bahrin adı, “benzemek” anlamındaki muzâraat masdarından türeyen bir sıfat olup “benzeyen” mânasına gelir. İki tef‘ilesinden birinin mecmû‘, diğerinin mefrûk vetid olması bakımından Halîl b. Ahmed’e göre hafîf bahrine veya mefrûk vetidinin ikinci tef‘ilesinde bulunması dolayısıyla münserih bahrine benzemesi ya da bu bahir için başka benzeyişler (hezec veya müctes bahirleri gibi) ileri sürülmesi sebebiyle muzâri diye adlandırılmıştır.

    Tef‘ileleri yedi harfli (sübâiyye) bahirlerdendir. Halîl b. Ahmed’in daire sisteminde yer alan tam ve sahih şekli bir mısrada (şatr) “mefâîlün fâilâtün mefâîlün”dür (⏑ – – – / – ⏑ – – /⏑ – – –). Ancak uygulamada her şatrın son tef‘ilesinin düşmesiyle meczû‘ şekli ve haşiv tef‘ilesinin sakin olan yedinci harfinin düşürülmesiyle mekfûf şekli (مَفاعِيْلُ ⏑ – – ⏑) ya da sakin olan beşinci harfinin düşürülmesiyle makbûz şekli (مَفَاْعِلُنْ ⏑ – ⏑ –) kullanılır. Bu değişikliğe göre muzâri bahrinin bir şatrda ya “mefâîlü fâilâtün” veya “mefâilün fâilâtün” şekilleri kullanılır. Mefâîlün tef‘ilesinde murâkabe kuralı gereği bir tef‘ilede yan yana gelen iki hafîf sebebin (عِيْ، لُنْ) sakin harflerinin (يْ، نُ) aynı anda düşürülmesi veya sabit kalmasının câiz olmaması dolayısıyla yukarıda zikredilen iki zihaf kaidesi (keff ve kabz) aynı anda uygulanmaz, bu sebeple de (مَفَاْعِلُ ⏑ – ⏑ ⏑) biçimi yoktur. Aynı şekilde haşiv tef‘ilesi olan “mefâîlün”ün de tam ve sahih şekli kullanılmaz; onda da geçen iki zihaf kaidesinden birinin mutlaka uygulanması gerekir. Muzâri bahrinin mekfûf şekli (mefâîlü) daha yaygındır.

     

    (TDV İslam Ansiklopedisi’nden)