Bölüm anahatları
-
KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT HAKKINDA
Karşılaştırma/mukayese, Avrupa’da 18. Yüzyıl sonlarından itibaren bilim boyutu kazanmaya başlamış ve çeşitli bilim dallarında farklı ülkelerin ürün ve verilerinin karşılaştırılması düşüncesinin pratikleri belirmeye başlamıştır. Özellikle 19. yüzyılda, öncelikle edebiyat alanında karşılaştırmalı çalışmalar ivme kazanmaya başlamıştır. Edebiyatın yanı sıra dilbilim, eğitim bilimleri, hukuk, ruhbilimi, antropoloji ve toplumbilim gibi alanlarda da karşılaştırmalı çalışmaların rağbet gördüğü söylenebilir. 19. Yüzyıldan başlayarak özellikle 20. yüzyıla gelindiğinde edebiyat biliminin ve eleştirinin farklı bir dalı olarak bağımsız bir yapı kazanmaya başlamıştır.
Türkiye’de de karşılaştırmalı edebiyata ilgi yirminci yüzyıldan itibaren başlamış, batı dillerinden yapılan çevirilerin yanı sıra edebiyatçılar ve eleştirmenler de bu alana dikkat çeken makale ve kitaplar yazmaya başlamışlardır. Son zamanlarda ise üniversitelerde edebiyat ve filoloji bölümlerinde karşılaştırmalı edebiyat dersleri müfredata girmeye başlamış, hatta bazı üniversitelerde karşılaştırmalı edebiyat bilim dalları ve bölümleri ihdas edilmiştir. Meselâ 1943-1960 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı programında karşılaştırmalı edebiyat dersleri verildiği bilgisi vardır (Bak. Gürsel Aytaç, Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi, s. 53).
Başlangıçta (bir bilim dalı olarak henüz tam şekillenmediği 19. yüzyılın başları-20. yüzyılın ortaları arası) özellikle Avrupa’da yükseliş halinde olup ulusal hedeflere hizmet eden karşılaştırmalı edebiyat kapsamındaki çalışmalar, özellikle Avrupa’da Almanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde daha ziyade önemsenmiştir.
Daha sonraları Avrupa dışında da ilgi görmeye başlayan karşılaştırmalı edebiyat Amerika’da kendine daha güçlü bir destek bulmaya başlamıştır.
(Bu konuyla ilgili geniş bilgi için aşağıda verilen kaynaklara başvurulması uygun olacaktır.)
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi filoloji bölümlerinde, bu cümleden olarak Alman Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalında Prof Dr. Gürsel Aytaç’ın öncülüğünde karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları yapılmıştır. Bu bağlamda ödevler, seminerler ve tezler hazırlanmış ve bu çalışmalar, diğer anabilim dalları için de örnek teşkil etmiştir.
Günümüzde bazı üniversitelerde de müstakil olarak karşılaştırmalı edebiyat bölümleri açılmıştır.
**
Fars dilinde yazılmış edebî eserler, çok eski dönemlerden beri Türk edebiyatının ilgi alanında olmuştur. İslamiyet sonrası Türk edebiyatının Fars edebiyatıyla benzer ve hatta aynı atmosferde şekillendiğini söylemek mümkündür. İlk yazılı Farsça eserlerle ilk Türkçe yazılı eserler arasında büyük bir zaman aralığı bulunmadığı söylenebilir. Türk şiirinde nazım şekilleri ve edebî anlayış ve üsluplar, Farsça edebî eserlerin ışığında şekillenmiştir denilebilir. Beylikler dönemi Anadolu’sunda ve Osmanlı iktidarının ilk döneminde Farsçadan çevrilen eserler, aslında yabancı bir kültür ve milletin eserleri olarak görülmüyordu. Hatta daha da ötesi, Farsça edebî ürünlerin oluşumunda Türklerin güçlü bir katkı ve öncülüğünden de söz etmek gerekir.
Bu bilgiler ışığında iki dilde ortaya konulmuş edebî birikimin karşılaştırmalı edebiyat çalışmalar için çok zengin bir haine olduğu aşikârdır.
Şiir alanında iki dilin ürünleri arasında ortak birçok araştırma ve inceleme alanı tesbit etmek mümkündür. Manzum destanlar (şehname geleneği), divanlar, tasavvufî edebiyat, manzum hikâyecilik (hamse geleneği), manzum tarih yazarlığı, nazirecilik gibi alanlar, karşılaştırmalı edebiyat çalışmaları için son derece önemli ve zengin alanlardır.
Mensur eserler konusunda da benzer imkânlar söz konusudur. Tezkirecilik, hikâyecilik, tarih yazıcılığı, şerh yazıcılığı, belâgat kitapları, aruz ve kafiye risaleleri ve sözlükler karşılaştırmalı çalışmalar yapılabilecek ana başlıklardan ilk akla gelenler.
Fars dili ve edebiyatı ile Türk dili ve edebiyatı arasındaki etkileşim 20. yüzyıla dek kesintisiz sürmüştür. Tanzimat ve meşrutiyet süreçleriyle birlikte Batı edebiyatına yönelen ilgi (iki dilde de bu ilgi söz konusudur), süreci ciddi bir biçimde etkilemiştir. Özellikle 19. Yüzyıldan itibaren Türk edebiyatının Fars edebiyatına etkisinin arttığını gözlemlemek mümkündür. Batı edebiyatının İran’da takip edilmesi, komşu ülkeler üzerinden gerçekleşmiş, Rusya ve Türkiye İran’ın Batı edebiyatını tanıması ve takip etmesi konusunda önemli bir köprü görevi görmüştür. Meşrutiyet sürecinde İstanbul, İranlı edebiyat adamları için önemli bir merkez, muhalif edebiyatçılar için besleyici bir sığınak oluştur.
İki dil arasındaki karşılaştırmalı edebiyat araştırmalarının klasik dönemden başlayarak günümüze dek pek çok konuda imkânlar sunduğu gerçeğinden hareketle, Karşılaştırmalı Edebiyat derslerinde teorik bilgiler aktarımı yanında karşılaştırmalı çalışma konuları belirleyerek belirli zaman dilimleri içerisinde bu çalışmaları katılımcılarla (öğrencilerle) birlikte yapmak, ufuk açıcı olacaktır.
Kaynakça:
AYTAÇ, Gürsel, Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi, 2. bs. Doğu-Batı Yayınları, 2019.
ENGİNÜN, İnci, Mukayeseli Edebiyat, 4. Bs. Dergâh Yayınları, 2017.
AYDIN, Kâmil, Karşılaştırmalı Edebiyat – Günümüz Post Modern Bağlamda Algılanışı, 2. Bs. Birey Yayınları, 2008.
LEVEND, Agâh Sırrı, “Kıyaslamalı Edebiyat”, Türk Edebiyatı Tarihi, TTK Yayınları, 1973.
LEVEND, Agâh Sırrı, Arap, Fars ve Türk Edebiyatlarında Leylâ ve Mecnun Hikâyesi, İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1969.
TİEGHEM, Paul Van, Mukayeseli Edebiyat, (Çev. Yusuf Şerif Kılıçel), Ankara 1943.
محمد غنیمی هلال، ادبیات تطبیقی؛ تاریخ و تحول، اثرپذیری و اثرگذاری فرهنگ و ادب اسلامی، ترجمه از عربی: مرتضی آیة الله زاده شیرازی، انتشارات امیر کبیر، تهران 1373 هـ.ش.
