Bölüm anahatları
-
Balkanlar siyasal coğrafyası halkların iç içe yaşadığı, sosyal etkileşimin oldukça yoğun ve belirleyici olduğu bir coğrafya olagelmiştir. Bu durumun en önemli belirleyeni Balkanlar'ın bir geçiş coğrafyası olmasıdır. Dolayısıyla büyük kıtasal göçler Balkan coğrafyası üzerinden gerçekleşmiş ve geride önemli sosyal, etnik, dinsel sonuçlar kalmıştır. Öte yandan Balkanlar Doğu ile Batı'nın, Ortodks Dünya ile Katolikliğin, İslam ile Hristiyanlığın karşı karşıya geldiği bir sınır coğrafyası da olagelmiştir. Geçişler, sınırlar ve kesişmeler bu siyasal coğrafyayı etnik, dinsel ve dilsel bir çoğulculuk içine sokacaktır. Bölgenin tarihten gelen bir başka özelliği ise İmparatorlukların etkisidir. Balkanlar'da tarihsel olarak büyük imparatorlukların hakimiyetine tanıklık ediyoruz. İmparatorluk kültürünün etnik ve dilsel farklılıkları aşan kozmopolitanizmi de bu coğrafyanın siyasal, sosyal yapısını karmaşıklaştırmıştır. 19. Yüzyılda gelişen milliyetçi hareketler bu karmaşık sosyal dokuda büyük bir istikrarsızlık zemini yaratmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun çözülmesine neden olan milliyetçi hareketler, aynı zamanda yeni siyasal sınırların çizilme sürecini de başlatacaktır. Bu durum bölge dışı büyük devletlerin bölge üzerindeki siyasi hesaplarıyla da birleşecek ve büyük bir istikrarsızlık; siyasal, sosyal ayrışma süreci ortaya çıkacaktır. Bu bölümde konuya giriş yapmak amacıyla Baklanlardaki sosyal dokuyu tarihsel bir derinlik içinde anlamaya yönelik bilgiler verilecek ve bölgedeki halklar, etnik yapı, dil ve din grupları, bölge ve bölge dışı devletlerle olan ilişkileri de göz önünde tutlarak tanıtılacaktır.
