Bölüm anahatları
-
19.yy'ın başından itibaren Osmanlı Devleti oldukça zor meselelerle karşı karşıya gelmiştir. Rusya'nın Eflak ve Boğdan üzerindeki hakimiyet mücadelesine, Sırbistan üzerinde kontrol sağlama çabaları da eklenecektir. Ayrıca Napolyon Savaşları'yla Avrupa'nın sarsıldığı bir karışık siyasi ortam söz konusudur. Napolyon'un Avusturya'yı yenmesi ve Adriatik üzerindeki kontrolü Fransa'yı Balkan meseleleri içine de çekmiştir. Sultan Selim ile yakınlaşmaya çalışan Napolyon Eflak Boğdan üzerinde de Fransa'nın etkisini artırmaya çalışmaktadır. Bu karmaşık siyasi ilişkiler ağı içinde Sırbistan'ın ilk ayaklanması Rusya'nın desteği ile başlamış ve Osmanlı Devleti'nin aleyhine hızlı bir gelişim ortaya çıkmıştır. Sırbistan ve Eflak Boğdan üzerinden yürüyen mücadele 12 yıl sürecek Osmanlı - Rus Savaşı'na yol açacaktır. Savaş sırasında Osmanlı bir Saray darbesiyle sarsılacak ve Sultan Selim devrilecektir. Sırp isyanı Balkanlar'da Osmanlı Devleti aleyhine gelişen en ciddi milliyetçi harekettir. Bir yönüyle Rusya ile bağlantılı olarak gelişmiş, ancak öte yandan Avrupa'da yayılan milliyetçiliğin Balkanlar'a ulaşmasıyla kendi iç siyasal dinamikleriyle güç kazanmıştır. Sırp isyanı Sırbistan'ın gelecekteki siyasal kadrolarını da oluşturacaktır. Sırp isyanı, Sırbistan'ı bağımsızlığa hazırlamış ve bağımsızlık sonrası Sırbistan'ın iç siyasi dengelerini de belirleyecek bir nitelik göstermiştir. Eflak Boğdan ve Sırbistan meseleleri aynı zamanda "Doğu Sorunu"nun da ortaya çıktığını simgelemiştir. Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve paylaşımı konusunda büyük devletler arasında yürütülen pazarlıklar anlamında Doğu Sorunu, Sırbistan'da Osmanlı Devleti'nin büyük oranda kontrolü kaybetmesiyle belirginlik kazanacaktır. Bu kapsamda ders Balkanlar'da ortaya çıkan yeni siyasal dengeyi, genel Avrupa siyasi dengesi üzerinden açıklamayı hedeflemektedir. her iki düzeyin etkileşimi ayrıca öne çıkartılacaktır. Balkan Politikası'nda Osmanlı ve Rusya'nın kronikleşen mücadelesinin anlaşılmasında bu dönem ve Sırp İsyanı özellikle önemlidir. Çar Alexander'ın Osmanlı'yı parçalamaya ve Balkanlar üzerinden İstanbul'a yönelen politikası, daha sonra Rusya'nın Balkan politikası'nın ana karakterini oluşturmaya başlayacaktır.
Mora İsyanı ve Yunanistan'ın bağımsızlığı da Sırp İsyanı'nın bir bakıma siyasal sonucu ve Alexander'ın Balkan Politikası'nın bir parçası olarak değerlendirileblir. Fransa'nın yenilmesi ve Viyana Kongresi sonrasında, oldukça farklı bir güç dengesi içinde de aslında Osmanlı için fazla bir şeyin değişmediğini göstermesi açısından Mora İsyanı ve Yunanistan'ın bağımsızlığı deneyimi çok önemlidir. Avrupa'da yeni bir güç dengesi oluşurken ve Fransız Devrimi'nin "yıkıcı" gücü sınırlandırılmaya çalışılırken bile Rusya ve İngiltere, Napolyon sonrası Fransayı da dahil ederk Yunanistan'ın bağımısızlığı için harekete geçmiştir. Rusya'nın ile İngiltere'nin güç dengesine dayanan bu girişim, Balkanlar ve Doğu Akdeniz politikasını derinden etkilemiştir. Derste konu hem Yunan milliyetçiliği bağlamında ele alınacak, hem de büyük devletlerin politikaları üzerinden açıklanacaktır.
