Bölüm anahatları

  • Yugoslavya, tarihsel gerçeklere direnen bir idealist proje olarak, güney Slavları hatta bir balkan federasyonu projesi olarak düşünülmüş ve tartışılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun parçalanmasıyla kurulan Sırp-Hırvat Sloven Krallığı bu idealizme zemin oluşturacaktır. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Tito'nun liderliğinde ortaya çıkan sosyalist Yugoslavya bir yönüyle bu idealizme yaklaşmış, ancak kırılgan dengeler içerisinde Tito'nun kişisel liderliğine bağlı şekilde ayakta kalabilmiiştir. Tito'nun ölümü ile Yugoslavya, başta Kosova sorunu olmak üzere, Hırvat milliyetçiliği ve Sırpların hakimiyet iddiasına dayanan gerginliklere sahne olmuştur. Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlık ilanı Sırbistan'la savaşa yol açmış ve devamında Bosna-Hersek'in bağımıszlık ilanıyla çok kanlı ve uzun bir Bosna iç savaşına bölge sahne olmuştur. Bunlar içinde Makedonya bir savaş yaşamadan bağımsız olmayı başarmış, ancak içerisindeki Arnavut azınlıkla ilintili gerginlik burayı da istikrarsızlaştırmıştır. Yugoslavya'da parçalanmaya giden süreçte ilk gelişmelerin yaşandığı Kosova en son büyük bir savaş yaşayarak ayrılacaktır. Kosova savaşı 1998-1999 yıllarında NATO'nun doğrudan Sırbistan'a askeri müdahalesine neden olacaktır. Kosova Savaşı sırasında Avrupa Birliği ile ABD'nin farklılaşan politikaları da ortaya çıkmış ve Atlantik ittifakını da etkilemiştir. Bu ayrılmalardan sonra Sırbistan-Karadağ bir süre daha devam etmiş, ancak Karadağ da 2006 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Yugoslavya'nın parçalanması bu şekilde tamamlanmış ve tarihsel bölge ve devletler tekrar siyasal bağımsız varlıklar olarak Balkan siyaset sahnesinde yer almışlardır. Yugoslavya'nın dağılma süreci bir yönüyle tarihsel hafızanın güncel siyasi gelişmeleri belirlemedeki etkisini ortaya koymuş, diğer yandan Balkanlar'ın gelecek için de istikrarsızlık unsurlarıyla çevrelenmiş olduğunu göstermiştir.