Felsefenin doğuşu (Antik Yunan) ile başlayacak olan ders, ilk olarak felsefe, düşünce ve tarihsel olarak felsefe ile bilim arasındaki ortaklıklar ve farklılıklar konusunu tartışacaktır. Felsefi düşüncenin gelişimine baktığımızda, İlk ve Orta Çağ filozoflarının realist bir yaklaşımla önce varlık veya gerçekliğin mahiyetini ortaya koyup, sonra bu gerçekliğin bilgisine nasıl ve hangi yollarla erişileceğini tartışan bir epistemoloji geliştirdiklerini; modern filozofların ise önce bilginin ve onun bir türü olan bilimsel bilginin mahiyetini tartışıp, sonra buna uygun bir varlık tasarımı oluşturmaya geçtiklerini görürüz. Bu anlamda modern felsefe, epistemolojinin (bilgi felsefesi) olağanüstü büyük bir önem kazandığı felsefe dönemine karşılık gelir. Modern çağda insanın bildiğini nasıl ve ne şekilde bildiğini açıklama çabasına giren filozofların hemen hemen hepsi bir yöntem arayışı ve tartışması içinde olmuştur. Doğa bilimlerinin ve bilginin kendisini içinde bulduğu yöntem sorunu, sosyal bilimlerin kuruluşunda da kendini başat sorun olarak göstermiştir. Ancak doğa bilimlerine kıyasla, sosyal dünyanın bilimsel bilgisine ulaşabilmenin olanaklı olup olmadığına dair tartışma çok daha uzun bir sürece yayılmıştır.Bu dersin amacı, bilgi meselesinin felsefe, bilim ve sosyal bilimler çerçevesinde incelenmesi olup, bu çerçevenin uluslararası ilişkiler disipliniyle de bir ölçüde bağlantısının kurulması hedeflenmektedir. Sosyal bilimlerin, sosyal dünyanın nesnel bilgisine ulaşılıp ulaşılamayacağını sorun eden, sosyal araştırma nesnelerinin farklılığı üzerine odaklanan, bu yolda kullanılacak “teknik”lerin nesnel ve bilimsel sıfatına sahip olup olmadığını tartışan ve hatta hâkim bilim ya da bilgi kavramının kendisini dahi tartışmaya açan bir temalar bütününden oluştuğunu söylemek mümkündür. Bu dersin temel amacı, sosyal bilimlerin sahip olduğu bu dinamizmi kavrayabilmek için farklı sosyal bilim anlayışlarına değinerek öğrencilerin eleştirel bir bakış açısı geliştirmesine katkıda bulunmaktır.