Dersin Tanımı

Uzmanlar, çocuğu; “iki yaşından ergenlik çağına kadar süren büyüme dönemi içinde bulunan insan yavrusu” veya “bebeklik çağı ile ergenlik (ilkgençlik) arasındaki gelişme döneminde bulanan insan” ya da “gelişen bir insan yavrusu, olgunlaşmamış (reşit sayılmayan) küçük yurttaş” olarak tanımlamaktadır.

 

Uzmanların ortak kanısına göre, çocukluk çağı aşamalı bir özellik göstermektedir.

 

Bunlar:

 

  1. İlk çocukluk çağı (oyun çağı), 2-6 yaşlarını kapsar.

  2. İkinci çocukluk çağı (okul çağı), 6-10 veya 6-12 yaşları arasındaki grupları kapsar.

  3. Son çocukluk çağı (erinlik), 10-13 veya 12-14 yaşları arasındaki grupları kapsar.

     

    Yörükoğlu (1986:13)’na göre, “gençlik çağı, ergenlikle erişkinlik arasında yer alan cinsel olgunlaşma ve bedensel gelişme dönemidir. Ruhsal bakımdan çalkantılı, duygusal iniş çıkışların çok, davranışların çelişkili olduğu bir çağdır. Zihinsel uyanış, bilinçlenme ve topluma açılmanın hızlandığı, ilk sevgilerin filizlenip sıkı arkadaşlıkların kurulduğu yıllardır.

     

    Gençlik dönemi, en yalın biçimiyle; biyolojik, psikolojik ve sosyal bir gelişim ve olgunlaşma çağı olarak adlandırılabilir. Bu dönem, bağımlı çocukluktan, bağımsız ve tam sorumluluk alma yeterliğine geçişi belirleyen ve çoğunluğun benimsediği 12-24; 14-24 yaş evresini kapsayan, psiko-sosyal ve tarihsel bir süreçtir.

     

            Dünya çocukları için “İnsan Hakları Yasası” olarak nitelenen, 186 devletin taraf olduğu; çocukların yaşama, gelişme, korunma ve kendileriyle ilgili kararlara katılma haklarını ele alan 52 maddelik Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’de, “Ulusal yasalarda daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır.” denmektedir.

 

                Türkiye’nin 14 Eylül 1990 tarihinde imzaladığı bu sözleşme, 27 Ocak 1995 gün ve 22184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve hükümleri 4058 sayılı yasa ile iç hukuk kuralına dönüşmüştür. Sözleşmenin, Türkiye’de uygulanmasıyla sorumlu kuruluş olarak da Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu görevlendirilmiştir.*

 

                Bilimsel ve hukuksal metinlerde, gençlik döneminin başlangıcıyla ilgili değişik yaşlara göndermeler yapılmaktadır. Çocuk ve Gençlik Edebiyatı dersindeki bilimsel değerlendirmelerde,  “18 yaşına değin her yurttaş çocuk sayılır.”  ilkesi esas alınacaktır.

                 

            Sever, “Çocuk ve Edebiyat”  (2008:7) adlı çalışmasında,  edebiyatı, “...sanatçının yaşamı anlamasına yönelik bir çaba; yaşanılanları, yaşanacakları sözcüklerle var etmeye dönük estetik bir eylem” olarak tanımlar.

 

İnsanoğluna sevmeyi, acımayı, güzellikler karşısında heyecanlanmayı öğretmede edebiyat önemli bir görev üstlenir.

 

Edebiyat yapıtları kendimizi ve başkalarını tanımada bizlere yol gösterir. Bireye, insanı ve çevresini tanıtır. İnsanın kendisiyle, başka insanlarla, doğal ve toplumsal çevresiyle çatışmalarını yansıtır.

 

Genel bir belirlemeyle, sanatın amacının yaşamı kolaylaştırmak olduğu söylenebilir. Edebiyat eserleri de insanın iç dünyasını insan sevgisiyle, yurt sevgisiyle, yaşama sevgisiyle, daha nice sevgilerle yumuşatır. İyilik, dostluk, hoşgörü, bağışlama, dayanışma, çalışkanlık, dürüstlük... gibi insana özgü temel duyguları geliştirip pekiştirir.



*  “Türkiye Cumhuriyeti, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 17.,29. ve 30. maddeleri hükümlerini TC Anayasası ve 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Anlaşması hükümlerine ve ruhuna uygun olarak yorumlama hakkını saklı tutmaktadır.”

 

Yukarıdaki açıklamalardan sonra, şimdi de “çocuk ve gençlik edebiyatı”nı tanımlayalım:

 

Çocuk ve gençlik edebiyatı; çocukluk ve gençlik çağında bulunan kimselerin düşünce, duygu ve imgelerine seslenen, usta sanatçılar tarafından özellikle çocuklar ve gençler için yazılmış/çizilmiş olan ya da geleneğin oluşturduğu üstün sanat nitelikleri taşıyan sözlü ve yazılı/çizili ürünlere verilen genel addır.