Sağlıklı nesiller yaratmanın en önemli yollarından biri yeterli miktardaki hayvansal proteinle beslenmedir. Bilindiği üzere hayvansal proteinler gelişme çağında olan bebek ve çocukların zeka ve beden gelişimi üzerinde oldukça önemli bir role sahiptir. Hayvansal proteinlerin içerdiği aminoasitler biyolojik açıdan bitkisel proteinlerden daha nitelikli durumdadır. Bu bağlamda hayvansal kaynaklı verim ve kaliteyi geliştirmeye yönelik her türlü etik uygulama gelişmişliği de artıracaktır. Yapılan çalışmalar çoğunlukla verimin artırılması yönünde olmamalı ve buna paralel olarak ürün kalitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar da yapılmalıdır. Dünyada hayvansal protein kaynaklarının birim hayvan başına düşen miktarının artırılmasına yönelik çalışmalar 1900’lü yılların başlarında öncelikli olarak ıslah çalışmaları ve suni tohumlama ile ve ortalarından itibaren ise embriyo transferi ve klonlama gibi biyoteknolojik yaklaşımlarla hız kazanmıştır. Bunun yanında, ülkemizde ise bu uygulamalar bilimsel kanallarda kaynaklar ölçüsünde yapılmaya 1980’li yıllarda başlamasına rağmen henüz çiftçinin hizmetine sunulamamıştır. Ülkemizde bilimsel yollarla elde edilen veriler başarılı ülkelerde yapılan çalışmalardan geri kalır yönde değildir. Embriyo transfer üretim teknolojilerinin ve uygun alt yapının pahalı olması konuya olan ilgiyi üzücü bir şekilde azaltmaktadır. Ülkemizde bu konuda yetişmiş çok az sayıdaki bilim insanı sayısının artırılması ve embriyo transferi konusuna ağırlık verilmesi ve uygun alt yapıya sahip laboratuvarların kurulması için desteklerin artırılması gerekmektedir.

Bu bölümde, in vivo ve in vitro embriyo üretimiyle birlikte embriyoların dondurularak saklanması ve ileri biyoteknolojik yöntemlerden bahsedilmiş, ayrıca çoğu uygulamanın pratik uygulamaları da her konunun arkasında şematize edilerek verilmiştir.