Gözlem

Oyuncuya her şeyden çok yardım edecek şey gözlem yapma sanatıdır.[1]

                                                                                       B. Brecht 

 

Gözlem oyuncu eğitiminde Stanislawski’den B. Brecht’e kadar bütün tiyatro adamları tarafından önemle üstünde durulmuş olan temel alanlardan biridir. Ancak gözlem ve gözlemin bedene geçirilmesi meselesi B. Brecht’in özellikle üstünde durduğu bir konudur. Zira Epik Tiyatronun oyuncunun pratiğine yaklaşımında gözlem ağırlıklı bir yere sahiptir. Brecht, gözlemin oyunculuk sanatının önemli bir kısmını oluşturduğunu vurgular. Oyuncunun yaşadığı çevredeki insanları yansılayabilmek için detaylı bir gözlem yapması gerektiğinden söz eder. İnsanların bütün kaslarıyla, psikolojileriyle gözlenmesi gerektiğini ve bunun aynı zamanda düşünsel bir süreç olduğunu vurgular.[2]  Bu noktada Brecht’in söz ettiği basit ve sıradan bir gözlem değildir; gözlemin detaylandırılması ve insanların neyi neden yaptıkları üstüne düşünülmesi önemlidir. Böylece gözlem sonucu ortaya çıkanın klişe olmaması sağlanmış olur.

 

B. Brecht kendi dönemindeki oyuncu eğitimini şöyle değerlendiriyor: “Bizim oyunculuk okulları gözlemi ve gözlenenin yansılanmasını dikkate almamaktadırlar. Gençler kendilerini ifade etmeye eğilimliler ancak kendilerini bu ifadeye yönelten şeyleri dikkate almama eğilimindeler. Genç insanlar kendilerini Hamlet, ya da Ferdinand   olarak hissetmeye uğraşıyorlar, ancak daha sonra bu figürlerden çok fazla şeyin ortaya çıkmadığı görülüyor. Sadece heyecanlandıran bir renk, figürün onu heyecanlandıran yanını ortaya çıkarmaya çalışıyorlar, ki bu oyuncunun zaten kendinde olan bir şeydir. Ama oyuncuda olması gereken onun gerçeklikten etkilenerek figür için aldıkları ve o alınanı kendi içinde yeniden yoğurmalarıdır. Sadece figürün şiirsel olarak yaratılmış biçimini almak yeterli olamaz; oyuncu daha çok gündelik yaşantısındaki çevresini ve kendine yabancı olan çevreleri kavramalı, anlamalı ve bunları kendi içinde öğütmenin yollarını aramalıdır.”[3] Oyuncunun içinde yaşadığı toplumsal yapının farkında olması ve içinde yer almadığı toplumsal katmanları gözlem yoluyla algılaması onun kendi sanatı açısından hayati öneme sahiptir.

 

Gözlem meselesine Tohomas Richarts başka bir açıdan bakıyor: “Eğer bir oyuncu kendi yaşantısında nasıl davrandığının bilincinde değilse nasıl inandırıcı oynayabilir? Esinlenerek mi? Oyuncu sahnede gerekli olan hareket dizgelerini, ifadeyi gerçekleştirebilmek için öncelikle gündelik hayattaki kendi davranış kalıplarını algılamak zorundadır.”[4]   Kendi yaşantısının farkında olmayan biri başka insanları sahnede yaratırken önemli sorunlarla karşılaşacaktır: Kendi yaşantısındaki hareket dizgelerinin, alışkanlıklarının farkında olmayan bir oyuncu başka birini sanatlı bir biçimde oynayamaz. Oynanan figürle oyuncu ayrı kişilerdir ve farklı davranış biçimlerine, farklı algılayışa ve ritme sahiptirler. Oyuncunun daha eğitimin başında bunun bilincinde olması önemlidir. Böylece kendine ait olanla role ait olanı ayırabilir. Bu da oyuncunun kendi gündelik yaşantısının bilincinde olmasıyla mümkündür: Gözlem ve farkındalık.

 

Oyuncu adayının gözlem yeteneğini bilinçli bir çalışma ile geliştirmesi ilerleyen zaman dilimlerinde provaların da sağlıklı bir biçimde yürümesini sağlayacaktır. Gözleme yönelik seçilmiş alıştırmaların yanında doğaçlamaya dayanan çalışmaların yapılması oyuncu adayının bu konuda kendini geliştirmesine katkıda bulunacaktır.

 

Oyunculuk yapmakla ilgilidir ve bu alanla ilgili her türden pratik sorun yine pratiğin kendisiyle çözülebilir. Gözlem yeteneğini geliştirmeye destek olacak bir çok doğaçlama  yapılabilir ve bunlar adayda bu yetinin gelişmesini destekler.

 

Ancak bir noktanın altını çizmekte yarar var: Prova ve çalışma sürecinde oyuncunun kesinlikle kendini gözlemekten uzak durması gerekiyor, zira bu sadece oyuncuyu kilitlemeye yarayabilir. Oyuncunun kendini çalışmanın ya da provanın akışına bırakarak gözlem meselesini oyuncu pedagoguna bırakması gerekir.

 

Eğitimin ilk yıllarından başlayarak oyuncu adayının gözlemi hem kendi gündelik yaşantısı bağlamında hem de kendi çevresindeki toplumsal yaşantılar bağlamında dikkate alması kendi sanatsal gelişimi açısından önemlidir.



[1] B. Brecht, Schriften zum Theater 6, Suhurkamp Verlag, Frankfurt am Main 1964, s. 200

[2] A.g.e., s. 40

[3] B. Brecht, Schriften zum Theater 7, Suhurkamp Verlag, Frankfurt am Main 1964, s 197

[4] Thomas Richards,., Theaterarbeit mit Grotowski an physischen Handlungen, mit einem Vorwort und dem Essay „von der Theatergruppe zur Kunst als Fahrzeug“ von Jerzy Grotowski, Berlin 1996, s. 165


Son değiştirme: 21 Ekim 2019, Pazartesi, 21:18