Alışkanlıkların ve klişelerin kırlması

Oyuncunun roller arasındaki etkileşimi kavraması ve buna yönelik çalışması ilerde rolle kuracağı ilişki açısından önemlidir. Oyuncunun oyunun bütününü etkileşim şeması oluşturarak değerlendirmesi ve bu yolla kişisel olarak bir etkileşim şeması çıkarması rolü düşünsel anlamda daha iyi kavramasına neden olacaktır. Bu aslında Stanislawski’in önemle üstünde durduğu ‘metnin objektif algılanmasıyla’ doğrudan bağlantılı bir çalışmadır.

 

Etkileşim şemasının oluşturulması ve tartışmaya açılması sayesinde oyun bütünlüklü olarak irdelenmiş olacaktır. Bir sonraki aşama derinlikli fiziksel devinim üstüne çalışılması ve bu sayede oyuncunun yaratma sürecini desteklemek için gerekli olan zeminin yaratılmasıdır: Derinlikli fiziksel devinimi kullanarak öykünün ilk bakışta algılanan kısmının kabaca oynanması gerekli bir alıştırmadır. Bu aşamada önemli olan oyuncunun kabaca derinlikli fiziksel devinime ilişkin  bir ön hazırlık yapmasıdır. Sözün minimal düzeyde kullanıldığı bu süreçte oyuncu adayının metin ve rol arasındaki bağlantıyı kendi bedeninde test etmesi ve bunun kavranması önemlidir. Stanislawski’nin önerisi çok açık: “Role ilişkin derinlikli fiziksel devinim şemasını yaratın ve devinimleri bir mantık çerçevesinde takip edin, böylece rolün yüzde otuz beşini gerçekleştirmiş olursunuz.” [1] Stanislawski’nin en çok korktuğu şey, oyuncunun metni devinimleri oluşturmadan ezberlemesidir. Bu durumun oyuncunun metni mekanik olarak ezberlemesine neden olacağını ve metnin vurgulanmasında ciddi sorunlar ortaya çıkacağını söylemektedir.

 

Stanislawski’nin yaptığı bir provadan  örnek vererek bu konuyu daha da netleştirmeye çalışalım: Moskova Sanat Tiyatrosuna yeni bir oyuncu alınır ve oyuncu Tartüf provalarına davet edilerek kendisine bir rol verilir. Oyuncunun sırası geldiğinde Stanislawski oyuncuya sahneye gelmesini ve provaya başlamasını ister. Oyuncu hiçbir şey bilmediğini, metni ezberlemediğini söyler. Stanislawski metni ezberlememiş olmanız çok iyi, metni kenara koyun ve şu çitin arkasına gidin, orada genç bir adam var çitin bu tarafına, size doğru gelmek niyetinde. Onu bekleyin onun nerden geldiğini anlamaya çalışın, biraz sonra adam çitten atlayacak ve size gelecek. Onunla ilgili her hangi bir oyun düşünün, saklanın, onu korkutun.[2] Stanislawski’nin provada yapmaya çalıştığı şey, önce devinimi oluşturmak, sonrada metni bu devinimin üstüne bina etmekten ibaret. İşte bu inşa etme işinin en önemli malzemesi interaksiyondur. Onun söz kullanılmadan yaratılabilmesi bir oyuncu  için çok önemli bir basamaktır.

 

Tekrar geriye dönüp Stanislawski’nin provada yaptığını analiz edersek, onun oyuncuya sınırlandırılmış bir doğaçlama yapmasını önerdiğini ve bu süreçte sözün kullanılmadığı bir interaksiyon çalışması yaptığını söyleyebiliriz.

 

Bu bölümün başında Uri Rapp’ın üstünde durduğu  İnteraksiyon şeması ile Stanislawski’nin derinlikli fiziksel devinim şemasının bir birini destekleyen bir yapıya sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birincisi daha çok oyuncuların birlikte oyundaki figürlere  ilişkin yürüttükleri, etkileşim temelli zihinsel/duygusal bir çalışma, diğeri ise bu çalışmanın sahne pratiğinde başka bir boyut kazanarak devam ettirilmesidir. Söze dayanmayan etkileşimin çalışılmasında doğaçlama belirleyici bir unsurdur. Oyuncu pedagogunun daha eğitimin başında söze dayanmayan etkileşimi oyuncu adayına kavratması eğitimin bir sonraki aşaması için önemlidir.

 

Söze dayanmayan etkileşimin sahne üstünde çalışılmasına ilişkin şu temel kriterlere dikkat edilmesi gerekir:

Sahne üstünde etkileşim iki boyutlu çalışılmalıdır:

 

·         Her figürü kendi ilişkilerinden soyutlayarak çalışmak. Bu cümleyi açımlarsak şöyle diyebiliriz: Figürün temel yönelişini belirlemek, içinde yer aldığı dramatik durumu bütün ayrıntılarıyla kavramak, içinde yer alacağı atmosferi tasarlamak.

·         Figürleri diğer figürlerle olan ilişkilerini dikkate alarak çalışmak: Figürün bütün bir oyun ya da sahne boyunca oluşturduğu ilişkiler ağını tüm detaylarıyla oynayarak çözümlemek, adım adım ritim değişimlerinin farkına varmak bu çalışmanın ana hatlarını oluşturacaktır.

 

Bu bölümü Stanislawski’nin uyarısıyla bitirelim:

 

“Her şeyi metne bağlı kalmadan, sahneler üstünde bir tasarım yapmadan, sadece sahnenin anlamını dikkate alarak, fiziksel devinim şemasını izleyerek oynayın. Böylece rolün yüzde otuz beşini gerçekleştirmiş olursunuz.”[3] Bu çalışmada dikkat edilmesi gereken en önemli şey fiziksel devinim dizgelerinin birbirine bağlı olarak ilerleyen mantıksal tutarlılığıdır.

 

Oyuncu adayının sözel etkileşimi kendi sınıfından arkadaşlarıyla birlikte denemesi ve bir önceki aşamada üstünde çalıştığı sözel olamayan etkileşimi şimdi yaptığı çalışmalarla birleştirebilmesi onu oyuncu olarak başka bir boyuta taşıyacaktır.

 

Tabori metin oyuncunun düşmanıdır der, aslında bu cümle metinle karşı karşıya kalmanın bir oyuncu için her zaman zorlayıcı bir unsur olduğunu ifade eder. Oyuncu adayının metinle başa çıkmasını sağlayacak bir çok alıştırmanın tasarlanması, doğaçlamaların yapılması bu yüzdendir. Yıllardır oyuncu eğitimiyle uğraşan bir çok oyuncu pedagogu metinle oynamaya geçiş meselesini eğitimin en zor aşaması olarak görmüşlerdir.[4]

 

Doğaçlama ve metin arasında bir köprü kurmak ve oyuncu adayının bu köprüden istenildiği gibi geçmesini sağlamak oyuncu pedagogunun en önemli sorunlarından birini oluşturur. Bu süreçte ortaya çıkabilecek en önemli sorun başarısızlıktan kaynaklı olarak oyuncu adayının oynama şevkinin kaybolmasıdır.



[1] W.Toporkow, Stanislawski bei der Probe, Berlin 1952, S.245

 

[2] A.g.e. s. 96

[3] A.g.e. s. 172

[4]Ernst Busch Oyunculuk okulunun hocalarından Rudolf Penka bu soruna çözüm bulmak için bir çok alıştırma geliştirmiştir. Bkz. Gerhart Ebert, Rudolf Penka, İmprovisation und Schauspielkunst über die Kreativitet des Schauspielers, Henschel Verlag 1993 Berlin, s.301-311


Son değiştirme: 22 Ekim 2019, Salı, 00:07