Önasya olarak tanımladığımız geniş coğrafya içinde yer alan Mezopotamya ve Suriye Kültür Bölgesi köken kültürlerin oluşumuna sahne olmuştur. Bölgenin coğrafi konumu, ilk yerleşimlerin kurulması ve gelişimi için uygun koşullara sahiptir. Batıda Akdeniz’den doğuda Asya kaynaklarına uzanan güzergahlar yine bu bölgeden geçiyordu. Bölgenin kuzeyinde ise başka bir kültür bölgesi Anadolu yer almaktadır. Anadolu ile Suriye ve Mezopotamya kültürleri her dönemde ekonomik, kültürel ve siyasi ilişkilere girmiştir. Özellikle Mezopotamya ve Suriye Kültür Bölgesi, coğrafi konumu ve fiziki özellikleriyle ilk yaşam alanlarının oluşmasına zemin hazırlamıştır. Holosen safha ile birlikte birkaç kulübeden oluşan küçük yerleşimlerin köy sonra kasaba ve kent yaşantısına geçişleri, M.Ö.12.000 ve M.Ö.3300 yılları arasındaki uzun süreçte kademeli olarak karşımıza çıkar. Bu bölgede yaklaşık 9000 yıl boyunca insanoğlu kültürel ve sosyal yönden önemli bir gelişim sergilemiştir. İlk kültürler oluşmuş, yuvarlak planlı basit kulübeden büyük kamusal binalara uzun bir süreç boyunca geçilmiştir. M.Ö.7. bin yılda çanak çömlek kullanılmaya başlamış, devam eden yüzyıllarda seramiğiyle tanınan kültürler yaratılmıştır. Hassuna, Samarra, Halaf, Ubeyd dönemlerini Uruk takip etmiştir. Yazının keşfinden sonraki süreç bu bağlamda önem taşımaktadır. Mezopotamya kültür bölgesinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi yaklaşık 5300 yıl önce yazının ortaya çıkmasıdır. Yazı ile birlikte bölge kültürleri konuşmaya başlamıştır. M.Ö.3000'e doğru yönetim sınıfı oluşmaya başlamış, Geç Uruk-Cemdet Nasr dönemiyle birlikte rahip kral kökenli yöneticiler kontrolü ele almaya başlamıştır. Sümer kültürünün ilk izlerinin görülmeye başladığı bu safhada geniş ölçekli bir zirai yaşamın temelleri atılmıştır. Daha sonra insanlık tarihinin en önemli ilkleri bu bölgede ortaya çıkmıştır.  Konuya hedef coğrafi bölgenin alt kültürel bölgeleri de farklı gelişimler sergilemiştir. Daha sonra M.Ö. 3. bin yıl içine doğru devam eden ve yazının işlevsel özelliklere kavuşarak yaygınlaştığı süreçte kent devletlerinin oluşumu; saray ve tapınak kavramlarının ortaya çıkışı, kral ve rahip temelli kent hiyerarşinin oluşumu arkeolojik ve filolojik verilerin ışığında izlenecektir.