Bölüm anahatları

  • Kas Fizyolojisi

    Kas Hücreleri

    Kimyasal enerjiyi mekanik enerjiye dönüştürürler.

    Kuvvet ve hareket oluştururlar.

     

    Kas hücreleri

    Yapısal özellikleri,

    Kasılma mekanizmaları

    Uyarılma özelliklerine göre üç çeşittir:

    -İskelet kası

    -Düz kas

    -Kalp kası

    İskelet kası

    Kas dokusunun büyük kısmı (%40)

    İstemli kemik hareketi: Hareket ve iş üretimi

    Solunum: Diyafram kasılması

    Pompa: Kalbe venöz dönüş

    Sinirsel uyarı olmaksızın kasılmaz.

    Çizgili, hücreler arası anatomik-işlevsel bağlantı yok

    Kalp kası

    Çizgili, fonksiyonel sinsisyum

    Otonom sinir sistemi

    Uyaran yoksa da ritmik olarak kasılabilme

    Önder-odak hücreler var.

    Biomekanik pompa: Kanı akciğer ve dokulara taşır

     

    Düz kaslar

    Sindirim kanalları, üriner yollar ve üreme kanalları kasılması

    Kan damarları çapı

    Solunum yolları çapı

    Elektriksel, mekanik, parakrin-endokrin ve sinirsel uyarılır

    Üniter (visseral) ve çok üniteli olarak ayrılır

    İskelet Kası

    Kas lifi denen hücrelerden oluşmuş

    Hücreler (kas lifleri), çapları 10-100 µm arasında değişen, kas boyunca 1-500 mm kadar uzunluğa sahip olabilen silindirik yapılar

    Sarkolemma adı verilen  zarla çevrili, çok çekirdekli

    Somatik motor sistemin parçası

    İskelet Kası

    Miyofibriller

    Kas lifi sitoplazması 1-2µm çaplı, lif boyunca silindirik demetler halinde uzanan miyofibrillerle dolu.

    Kas lifinde birkaç yüz-birkaç bin miyofibril var.

    Miyofibriller,  ince ve kalın filamanlardan oluşmuş. Kontraktil proteinler.

    Miyofibriller

    Kalın filaman: Miyozin II proteini

    İnce filaman: Troponin, tropomiyozin ve F aktin proteini 

    Miyofibriller: Kalın filaman

    Miyozin II (birkaç yüz), 1,6 μm uzunluğunda iplikçik

    Hexamer: 2 ağır, 4 hafif zincir (2 alkali, 2 regülatör)

    Ağır zincir: *gövde *menteşe *baş 

    İki gövde birbirine sarılır: kuyruk

    Kuyruklar sarkomerin ortasından iki tarafa doğru simetrik uzanır.

    Ağır zincir uç kısmı kıvrılır, başı yapar. Her başta 1 alkali, 1 regülatör hafif zincir var

    Miyofibriller: Kalın filaman

    Miyozin gövdeleri demet şeklinde toplanmış

    Menteşe ve baş, “kol” şeklinde çapraz köprü’yü yapar

    Miyozin demetleri kendi etrafında döner, çapraz köprüler iplikçiklerin etrafında her yöne uzanır.

    Baş’da aktin bağlayan bir bölge ve ATP’yi hidrolize eden bir bölge var, baş ATPaz enzimi özelliğinde

    Miyofibriller: İnce filaman

    F-Aktin, çift sarmal şeklinde, boyu 1μm kadar. F-aktinin bir ucu Z diskleri içine girmiştir. 

    G aktin moleküllerinden oluşur. Bir F-aktin iplikciğinde 300-400 G-aktin var. 

    Her G-aktine bir ADP tutunmuştur, aktif bölgeler

     

    Miyofibriller: İnce filaman

    Tropomiyozin iki aktin zinciri arasında çift sarmal

    Aktindeki aktif bölgeleri örter.

     

    Troponin, Tropomiyozin üzerinde aralıklı yerleşmiş, globuler, 3 alt birimden oluşur.

     

    Troponin T, tropomiyozine bağlanır.

    Troponin C, Ca2+ bağlar (kasılma başlaması), kalmodulin benzeri

    Troponin I, aktinle bağlı. Aktin-miyozin bağlanmasını engeller


    Kas lifleri, fasikülleri oluşturur.

    Fasiküllerin çevresi perimisyum denen bağ doku ile çevrili

    Fasiküller kası oluşturur, kasın çevresi epimisyum denen bağ dokusu ile çevrili


  • Çizgili görünüm

    İskelet kası, kırıcılık indeksinin farklı olması nedeni ile ışık mikroskobunda çizgili görünür.

    İnce filamanlar açık I bandını oluşturur

    I bandı koyu Z diski ile bölünür.

    Koyu A bandını, ince filamanlarla çevrili kalın filamanlar oluşturur.

    A bandı merkezinde açık H bandı var, sadece kalın flaman bulunur. Ortasında M çizgisi var.

    İki Z çizgisi arası sarkomer’dir. 1,5-3,5 μm

    Her bir miyofibril ucuca gelmiş tekrarlayan sarkomerlerden oluşmuştur.

     

     

     

    Ek yapılar

    Ek proteinler: kontraktil filamanların dizilişini korur, kuvvetin sarkomerden hücre iskeletine iletiminde, kasılma sırasında kas şeklinin korunmasında, kas elastikiyetinde rol alırlar

     

    Titin, Nebulin, Alfa aktinin, Desmin, vb.

     

    Distrofin-glikoprotein kompleksi

    Kuvvetin lateral yayılmasında rol alır: Kasılmada kuvvetin bir kısmı lateral olarak ince flamanlardan kas lifini çevreleyen hücre dışı yapılara yayılır.

    Hücre iskeleti proteinlerini membran glikoproteinlerine bağlar.

    Fibrilleri ekstraselüler çevreye de bağlayarak kasa yapısal destek ve gerim sağlar.

    Konjenital defektleri kas distrofilerine yol açar. (duchenne muskuler distrofi)

     

    Distrofin-glikoprotein kompleksi

    Kas kontraksiyon mekanizması

    Dinlenim durumunda:

    Troponin I, aktine sıkıca bağlı

    Tropomiyozin aktindeki aktif bölgeleri örtmüş

    Miyozin başına ADP bağlı

    Kas kontraksiyonu moleküler mekanizması

     

    Kas uyarılınca zarda aksiyon potansiyeli oluşur-yayılır.

    Sitoplazmada Ca2+ artar, Troponin C’ye bağlanır.

    Troponin I-aktin bağlantısı zayıflar.

    Tropomiyozin hareket eder, aktin aktif bölgeleri açılır.

    Çapraz köprüler aktive olur, miyozin başı-Aktin bağlanır.

     

     

    Önceki siklus sonu: Miyozin başı aktine bağlı, ADP ayrılmış. Miyozin başı ile filamanlar arası açı 45 derece

     

    1- ATP bağlanması:

    Miyozine bağlanır, miyozinin aktine afinitesi azalır, aktinden ayrılır, (Tüm ç.k böyleyse kas gevşektir)

     

    2- ATP hidrolizi:

    Miyozin başı ATPaz özelliğinde, (ADP-Pi à ADP+Pi), ADP ve Pi başa bağlı kalır, enerji depolanmıştır. Miyozin başı döner, baş ile filamanlar arasındaki açı 90 derece, aktine bağlanmamış. (Tüm çapraz köprüler böyleyse kas gevşektir)

     

    3- Çapraz köprü akt.:

    Ca2+ varsa aktin aktif bölgeleri açık, dik açılı miyozin başı aktine bağlanır. (Miyozin-ADP-Pi kompleksinin aktine bağlanma afinitesi yüksek)

    4- Miyozinden Pi serbestlenmesi:

    Kuvvet vurumu (Miyozin başı menteşe üzerinde şekil değiştirir, baş- filamanlar arası açı 45 derece olur), 2pN kuvvet oluşur, aktin 11 nm hareket eder. (Gerekli enerji, ATP hidrolizi sırasında depolanmıştı) 

    5- ADP serbestlenmesi:

    Başın hareketi ile ADP serbestlenir. ADPsiz miyozin başı aktine bağlı durumdadır. Diğer bir ATP molekülü başa bağlanana kadar aktine bağlı kalır.

     

     

     

    Ortamda Ca2+ ve ATP varsa miyozin yeni bir aktif bölgeye bağlanır, çapraz köprü döngüsü sürer.

    Aktin Z diskini miyozine kadar çekene dek, yani daha fazla çekim olamayacağı duruma gelene dek olay tekrarlayabilir.

    Bu olaya “dişli çark teorisi” (boyunca yürüme teorisi) denir.

    Hızlı kontraksiyonda saniyede 5 kez kadar miyozin başı siklusu tekrarlar 

     

    Miyozin başının hareketi sonucu miyozine bağlı aktin miyozin boyunca hareket eder

    Aktin sarkomerin merkezine doğru çekilir. A bandı sabit kalır, I bandı ve sarkomer boyu kısalır.

     

    Kasılma sırasında sarkomer

    İnce filamanlar kalın filamanların üzerinde kayar.

    Filamanların boyu değişmez, üst üste gelişleri artar.

    A bandı genişliği sabit kalır, Z çizgileri birbirine yaklaşır, H bandı kaybolur.


  • Uyarılma-Kasılma Eşleşmesi

    SARKOTUBULER SİSTEM

    Sarkoplazmik retikulum: ER, iki kısımdan oluşur: Longitüdinal tübüller ve her iki uçta terminal sisternalar (lateral keseler). Lateral keseler Ca2+ deposu, T tübüllerine bitişik

    Transvers tüpler (T tübülleri): Sarkolemma, A-I bandı bileşiminde miyofibrillerin aralarına uzanır, AP yayılmasını sağlar

    T tübül ve komşu iki lateral kese: Triad

    Uyarılma-Kasılma Eşleşmesi

    Sarkolemmada depolarizasyon à kasta kontraksiyon 

    AP zara ve T–tüplerine yayılır.

    T-tüpleri depolarize olur. Tübüllere komşu terminal sisternalardan Ca+2 sitoplazmaya salgılanır.

    Bu, T tüp zarındaki dihidropiridin res. ve SR zarındaki riyanodin res. ile olur.

     Dihidropiridin res: T tübül zarında voltaj kapılı Ca kanalı

    Komşu SR zarındaki riyanodin reseptörü etkilenir.

    SR’den Ca sitoplazmaya çıkar

    İskelet kasında ekstraselüler Ca2+ girişi önemsiz. Dış ortamda Ca2+ olmasa da kasılma olur. (Kalp kasında h.dışı Ca önemli)

     

    Gevşeme

    Ca2+ düşürülür. Yoksa kas kasılı durumda kalır (kontraktür, rigor mortis).

    Ca2+ sitoplazmadan iki yolla uzaklaştırılır:

    Hücre zarından atılma: Na-Ca zıt taşıyıcısı ve kalsiyum pompası

    Kalsiyum pompası ile SR’e pompalanır (Daha önemli).

    Sitoplazmik Ca2+ azalınca Ca2+ troponinden ayrılır

    Tropomiyozin aktin aktif bölgelerini kapatır, kas gevşer

     

    Motor birim

    Bir motor nöron ve innerve ettiği kas lifleri.

    İnnervasyon oranı (kas lifi/motor nöron) göz, parmakta 3-6, bacakta 600

    Kasta motor birim lifleri yayılmış, komşu değiller.

    Gereksinim arttıkça daha çok motor nöron-daha çok motor birim kasılmaya katılır.

    Motor birimler eş zamanlı uyarılmaz, hareket düzgün olur.

    Bir kası uyaran bütün motor nöronlara motor nöron havuzu denir.

     

    İskelet kası nöral innervasyonu

    Bir kas lifi tek bir motor nöron ve tek bir aksonla sinaps yapar.

    Motor nöron gövdesi beyin sapı ya da omurilikte

    Miyelinli, kalın akson, AP iletimi hızlı (70-120m/sn)

    Kas yakınında miyelin kılıf sonlanır, akson dallanır.

    Her bir son uç bir kas lifi ile kavşak yapar: Sinir-kas kavşağı (Schwann hücreleri)

    Sinir-kas kavşağındaki kas zarı bir girinti yapar, motor son plak denir


    Son plak

    Sinir sonlanmasında Ach vezikülleri var.

    Yeni veziküller hücre gövdesinde yapılır, aksonal taşıma ile son plak bölgesine taşınır.

    Motor son plak

    Sinir sonlanmasında zar kalın, aktif zon denir.

    Aktif zonda VCa kanalları var

    AP ile VCa açılır, Ca2+ girer

    Ach vezikülleri sinaptik aralığa açılır.

    Ach, kas zarına diffüzyonla ulaşır.

    Motor son plak

    Sinaptik aralık karbonhidrat-protein yapılı bir ağla dolu

    AChE enzimi içerir.

    AChE (asetilkolin esteraz) Ach’i kolin ve asetata parçalar.

    Kolin, taşıyıcı proteinle akson son ucuna  taşınır, kolin asetil transferaz ile Ach sentezlenir.

    Ach veziküller içine taşıyıcı proteinle alınır.

     Ach, kas zarında nikotinik Ach reseptörüne bağlanır. Reseptör katyon kanalı (Na+,K+).

    Kasa Na+ girer, son plak potansiyeli (EPP) oluşur (Dinlenim pot: -90mV)

    EPP, kas zarını eşiğe ulaştırır, kasta AP oluşur. Eksitasyon kontraksiyon eşleşmesi ve kas kasılması olur.

    Ach, Ach-esteraz’la yıkılır, Ach az kısmı difüzyonla uzaklaştırılır.

    Kavşakta iletimin bozulması

    Clostridium botulinum toksini: Ach vezikül füzyonunun inhibisyonu (sinapsin üzerinden) (botulizm)

    Organofosfatlar, pestisitler: Asetilkolin esteraz inhibitörü (larinks spazmı)

    Kürar: Nikotinik Ach reseptör antagonisti, Ach ile yarışır.

    Miyastenia Graves


  • MEKANİK

    Kuvvet-yük

    Gerim: Kasın oluşturduğu kuvvet

    Yük: Objenin kasa uyguladığı kuvvet

    Kas gerimi ve yük zıt yönlü kuvvetler

    Gerim > yük à kas kısalır.

    İzotonik kasılma, sabit yük altında kasın kısalması

    Yük > gerim à boy sabit, izometrik kasılma (örn bir objeyi elimizde sabit tutuyorsak da böyle)


    İzotonik Kasılma: İzotonik kasılmada yük, çapraz köprülerin oluşturduğu gerimden fazlaysa, kas (sarkomer) uzar, eksentrik kasılma denir. 

    Bir yükü aşağı indirirken, örn. ayaktan oturur duruma geçerken diz ekstensörleri

     

    Kas lifi boyunun uzaması kontraktil proteinlerle oluşan aktif bir süreç değildir, kasa uygulanan dış kuvvetin sonucudur.

    Dış uzatıcı kuvvetlerin yokluğunda bir lif uyarıldığında sadece kısalır, hiçbir zaman uzamaz.

     
    İzometrik kasılmada
    yük yüzünden ince flamanlar hareket edemez, çapraz köprüler art arda aynı bağlanma bölgesine bağlanır
    İzotonik konsentrik kasılmada, çapraz köprüler aktinin farklı aktif bölgelerine bağlanır kas kısalır.
    İzotonik eksentrik (uzayan) kasılmada, çapraz köprüler aktine bağlı iken, yük çapraz köprüleri Z çizgisine çeker.

     

    İskelet kası hücresinin özellikleri

    Dinlenim zar potansiyeli -90 mV

    Aksiyon potansiyeli 2-4 ms, absolut refrakter dönem 1-3 ms, ilerleme hızı 3-5 m/s

    Bir aksiyon potansiyeli bir kasılma ve izleyen gevşemeye (sarsı) neden olur.

    Kasılma depolarizasyondan sonra- repolarizasyondan önce başlar.

     

    AP ve sarsı (izometrik, tek kas lifi)

    İzometrik kasılmada sarsı eğrisi ve İzotonik kasılmada sarsı eğrisi çizdirilebilir.
    Bu eğride: Latent dönem: İzometrik kasılmada kasın uyarılması ile gerim oluşması arasında geçen süre (uyarılma-kasılma eşleşmesi)

    İzotonik kasılmada kasın uyarılması ile kasın kısalmaya başlaması arasında geçen süre (uyarılma-kasılma eşleşmesi ve başlangıçtaki izometrik dönem)

    Bu eğride Kasılma süresi: Latent dönem sonundan gerimin/kısalmanın maksimum olmasına kadar geçen süre, kasılma hızının göstergesi

    İzometrik ve izotonik kasılmaya ait bazı özellikler (tek kas lifi)

    İzotonik kasılma:
    Yük-kısalma hızı ilişkisi: Yük arttıkça çapraz köprü döngüsünün hızı yavaşlar. Kasılma (kısalma) hızı yavaşlar. Yük, kasın oluşturabileceği en büyük kuvvete eşitken kısalma hızı 0’dır, kas kısalmaz (izometrik kontraksiyon).

     

    İzotonik kasılma: Yük-Kısalma hızı ilişkisi

     

    İzotonik sarsıda yük arttıkça latent süre uzar, kısalma miktarı, kısalma hızı ve sarsı süresi azalır.

    İzometrik kasılma: Boy-gerim İlişkisi: Kas dinlenimdeyken bile pasif gerime sahip (elastik elemanlar özlle titin sorumlu)  İzometrik deney düzeneğinde kas boyu uzatılırsa, pasif gerim artar.  Bu durumda kas uyarılırsa oluşan aktif gerim, pasif gerime eklenir (total gerim)

    Kasların dinlenim durumundaki boylarında aktif gerimin maksimumdur, “dinlenim boyu”, “L0 ”, “optimal boy” denir.  Sarkomer uzatılırsa aktin ve miyozin birbirinden uzaklaşır, aktif çapraz köprü azalır. Sarkomer çok kısalırsa: Aktinler birbirini örter, aktif çapraz köprü azalır, Z çizgileri kalın flamanlara kadar dayanır.

     

    İzometrik kasılma: Boy-gerim İlişkisi

    İskelet kasında sumasyon:
    Kuvveti/kısalma-kasılma hızını artırır.
    -Zamansal (Uyarı frekansı artar)
    -Uzaysal (Uyarılan motor birim artar)
    (Tip I, IIa, IIb)

    Zamansal sumasyon

    Kas gevşemeden tekrar uyarılırsa, kasılır, kasılmalar üst üste biner (sumasyon).

    Tam olmayan tetanus: Gevşeme tamamlanmadan kasılma

    Tam tetanus: Gevşeme olmadan kasılma

    Tetanusta gerim giderek artar (sarsıya göre 3-4 kat fazla olabilir).



  • İskelet kası enerji metabolizması

    Bir çapraz köprü siklusunda 1 mol ATP

    Az miktar ATP, Ca2+ pompalamada, AP oluşum ve iletiminde gereken iyonik ortamı sağlamada kullanılır.

    Kasta hazır bulunan ATP, 1-2 saniye max kasılma için yeter.

    1-Fosfokreatin depoları

    Dinlenimdeki kasta mitokondride yapılır.

    Kreatin fosfat + ADP à Kreatin + ATP (kreatin kinaz enzimi ile)

    Hızlı, ama ATP ve fosfokreatin 5-8 saniye max kontraksiyona yeter. Aktivite başında veya daha şiddetli bir aktiviteye geçerken kullanılır.

     ATP ve fosfokreatin depolarına fosfojenler denir.

    2-Glikoliz

    Egzersiz şiddeti fazlaysa glikoliz de devreye girer.

    Kas glikojeni ya da kan kaynaklı glukoz glikolizle pürivat veya laktata parçalanır.

    Bu sırada ATP üretilir, oksijen gerekmez.

    Oksijensiz kas kasılması sağlanır (1-2 dk).

    Oksidatif metabolizmadan 25 kat hızlı.

    Glikoliz ürünleri birikir (örn. H+) uzun süremez. Asidite glikolizi inhibe eder.

    3- Oksidatif metabolizma

    Ilımlı kas aktivitesinde başlıca enerji kaynağı

    Tip I ve Tip IIa liflerde glikoliz ürünleri, besin maddeleri (karbonhidratlar, yağlar, proteinler) oksijenli ortamda yıkılır

    1 dk’dan uzun kasılmalarda devreye girer.

    İlk 5-10 dk kas glikojeninden glikojenoliz ile elde edilen glukoz kullanılır

    30 dk’ya kadar kandan alınan glukoz ve y.a. (eşit katkı) kullanılır. 

    Sonrasında y.a. tüketimi öne geçer.

     

    Kısa süre kasılmada anaerobik üretilen ATP çok önemli. Örn. 10 s’lik 100 m koşusunda enerjinin %85’i anaerobik glikolize dayanır.

    10 dk süren koşuda enerjinin %20’si anaerobik olarak elde edilir.

    Bir saat süren uzun mesafe koşularında enerjinin %5’i anaerobik yoldan gelir.

     

    Glikolizde 2-3 ATP, krebsde 2 ATP, oksidatif fosforilasyonda 34 ATP

    Glukoz + 2ATP + O2à 6CO2 + 6H2O+ 40ATP

    Glikojen + 1ATP + O2à 6CO2 + 6H2O+ 40ATP

    Serbest yağ asidi + O2à CO2 + H2O+ ATP (?)

     

    Yağ asidi oksidasyonunda ATP miktarı yağ asidi büyüklüğüne göre değişir. Örn. 1 mol palmitik asitten 140 mol ATP oluşur

     

    Oksijen Açığı

    Egzersiz sonrası ATP, fosfokreatin ve glikojen depolarını yenilemek, ortamdaki laktatı uzaklaştırmak için fazladan oksijen tüketilir (oksijen borcu-açığı)

    Bazal oksijen tüketim miktarından 6 kat kadar olabilir. 

    Yorgunluk: Devam eden uyarıya rağmen izometrik k.’da gerim/kuvvet azalır, izotonik k.’da kısalma hızı azalır. Gevşeme hızı da azalır.

    Şiddetli/uzun süren egzersizde

    İletim bozulması (T tubullerinde K birikir)

    Laktik asit birikir

    Çapraz köprü döngüsünün inhibisyonu (ADP ve Pi birikir)

    Ilımlı uzun süren egzersizde yorgunluk, yakıt kaynaklarının tükenmesindendir.

    Merkezi kumanda yorgunluğu: Kas yorulmadığı halde korteksten komut çıkmaz.

     

    İskelet kası lif tipleri

    Kısalma hızları (hızlı-yavaş)

    ATP oluşturma şekilleri (oksidatif-glikolitik)

    Tip I (S) (yavaş + oksidatif)

    Tip IIa (FR) (hızlı + oksidatif/glikolitik)

    Tip IIb (FF) (hızlı + glikolitik)

    Tip I (S)

    Kasılma hızı yavaş, kırmızı

    Yüksek oksidatif kapasite (mitokondri çok, kanlanma fazla, miyoglobin fazla)

    Glikojen-glikolitik enzim az

    ATPaz aktivitesi yavaş miyozin tipi içerir, Ca pompalama sınırlı, küçük çaplı 

    Postürü sağlayan kaslarda çok  

    Tip II-A (FR)

    Kasılma hızlı, oksidatif-glikolitik, kırmızı 

    Yüksek glikolitik ve oksidatif kapasite

    Hızlı miyozin ATPaz aktivitesi, büyük çaplı, Ca pompalama fazla,

    İnce motor hareketle ilgili kaslarda çoktur

    Tip II-B (FF)

    En hızlı, glikolitik, beyaz

    Yüksek glikolitik ve düşük oksidatif kapasite,

    Fosfokreatin, glikojen fazla

    Hızlı miyozin ATPaz akt.,en büyük çaplı, Ca pomp. fazla

    İnce motor hareketle ilgili kaslarda çoktur

     

    Motor birim tipleri

    Bir kas Tip I, Tip IIa ve Tip IIb liflerin karışımından oluşur

    Bir motor birimdeki kas lifleri tek tip

    Motor birim de Tip I, Tip IIa ve Tip IIb diye tanımlanır.

    En kolay uyarılan Tip I (büyüklük prensibi), sonra Tip IIa, sonra Tip IIb (gevşeme tersi sıra ile)

    Örn. ayağa kalkarken Tip I, yürürken Tip IIa, koşar-zıplarken tip IIb eklenir (kabaca).

    Hipertrofi, atrofi, hiperplazi

    Kas kütlesinin artışı hipertrofidir. Aktin-miyozin sayısı, enzimler (özl. glikolitik) artar. Yüke karşı kasılma ile hızla gelişir (6-10 hf).

    Kas kütlesinin azalmasına atrofi denir (kullanılmama atrofisi, denervasyon atrofisi). (Fasikülasyon, fibrilasyon)

    Hiperplazi (kas lifi sayısının artışı) az gözlenir.

     

    Egzersiz

    Kasın adaptif kapasitesi yaşla azalmakla birlikte kaslar 90 yaşında bile egzersize yanıt verirler.

    Motor birimin 3 özelliği (kasılma hızı, gücü, yorgunluk) değişir (birkaç hafta)

    Egersizin süre ve şiddeti önemlidir.

    Dayanıklılık antrenmanı

    Düşük şiddette uzun süreli (aerobik egzersiz), koşma-yürüme gibi…

    Lifte mitokondri sayısı, lif çevresi kapiller miktarı artaràlifte oksidatif kapasite artar à yorgunluğa direnç artar.

    Lif çapıà kuvvet çok değişmez (azcık artar)

    Dolaşım ve solunum sistemi kapasitesi artar.  

    Kuvvet egzersizi

    Haftada bir kaç kez kısa süreli yüksek şiddette, ağırlık kaldırma gibi

    Hızlı-glikolitik lifler etkilenir

    Aktin-miyozin sentezi artar à Lif çapı artar  (hipertrofi), glikolitik enzimler artar à glikolitik aktivite artar

    Kas kuvveti artar, kas gelişir, yorgunluğa direnç etkilenmez

    Egzersiz-Lif tipi ilişkisi

    Egzersizin lif oranlarına etkisi az, Tip I oranı değişmez.

    Dayanıklılık antrenmanı ile Tip IIb azalır, Tip IIa artar; kuvvet egzersizi ile Tip IIa azalır, Tip IIb artar. 

    Tüm lif tipleri egzersize yanıt verir

    Örn. bacakta 2-3 ay kuvvet egzersizi ile

    Tip I lif hacmi %0-20

    Tip II lif hacmi %20-60 artar

    Kas kullanılmazsa –yine- motor birimin 3 özelliği (kasılma hızı, gücü, yorgunluk) değişir (birkaç hafta)

    Kullanılmamak kasta lif tipi oranını etkilemez

    En çabuk atrofi olan Tip I liflerdir (en çok kullanılır)


  • Düz kaslar

    Örtü şeklinde yapıya sahipler

    Filamanlar

    Aktin ve miyozin uzun eksene paralel veya oblik yerleşimlidir.

    Aktin, α aktinin ile zar ve sitoplazmada bulunan “yoğun cisimlere” (z diskine benzer) tutunur.

    Miyozin iskelet kasına göre daha azdır, aktinlerin arasında dağılmıştır. (1M / 5-10A)

    Tropomiyozin içerir, troponin içermez.

    Sarkoplazmik retikulumu az gelişmiştir.

    T tubul sistemi yoktur.

    Mitokondri sayısı azdır (glikolizis), tek çekirdek

    Hücreler küçük

     

     

    Kasılma mekanizması

    İsk kasında ince f., düz kasta kalın f. üzerinden düzenlenir (Ca2+ düz kasta kalın f. üzerinden kasılmayı kontrol eder).

    Hücre içi Ca2+ artar.

    Ca2+, kalmoduline bağlanır (troponin C’ye benzer).

    Ca-CaM kompleksi miyozin hafif zincir kinazı aktive eder (MLC kinaz)

    MLC Kinaz, MLC’yi fosforile eder.

    Miyozin başının şekli değişir, ATPaz aktivitesi artar. Miyozin aktinle bağlanır, çapraz köprü oluşur, gerim artar.

     

    ATPaz aktivitesi uzun sürede artar, eksitasyon-kontraksiyon eşleşmesi uzun sürer

    Miyozin çapraz köprü döngüsü uzun sürer

    Böylece kasılmanın başlaması da gevşemenin başlaması da yavaştır, iskelet kasından 30 kat uzun olabilir. Düz kas kasılırken iskelet kasına göre 1/10-1/300 düşük enerji harcar.

    Kasılma tonik kasılmalar şeklinde saatler-günler sürebilir.


  • Ca-kalmodulin, iki ince flaman proteinini de etkiler: Kalponin ve Kaldesmon

    H.içi Ca2+ àCa-kalmodulin inaktifà kalponin miyozin ATPaz’ı inhibe ederà aktin-miyozin bağlanmaz

    H.içi Ca2+ à Ca-kalmodulin aktif à kalponin inaktif à miyozin ATPaz inhibisyonu kalkar à aktin-miyozin bağlanması kolaylaşır.

    Hücre içi Ca2+ artışı

    İskelet kasında tek kaynak SR. Düz kasta büyük kısmı hücre dışından girer…

    Büyük düz kaslarda zara yakın SR parçaları var, zarda SR’ye bitişik kaveol girintileri var (T tübül sistemi benzeri). SR ne kadar gelişkinse düz kas o kadar hızlı kasılır.

    Düz kaslarda hücre dışı sıvıdan kalsiyum girişi de önemli

     

    Hücre içi Ca2+ artışı

    Zar depolarize olur, L-tip VCa açılır, Ca2+ girer.

    Zarda ligand kapılı Ca2+ kanalları; Hormon, NT, G proteinle eşleşen res. üzerinden açılır.

    Hücre içi Ca2+ artışı

    SR riyanodin res.’den sitoplazmaya Ca2+ çıkışı: Kalsiyumun indüklediği kalsiyum serbestlenmesi (CICR) (düz kasta az etkili).

    SR zarında IP3 kapılı Ca2+ kanalları:  Hormon, NT, G proteinle eşleşen res.à PLC aktivasyonu à zar fosfolipitlerinden IP3 ve DAG oluşumu à IP3 àSR’den Ca2+ salgılatır. Zar potansiyeli değişmez, kasılma olur, farmakomekanik eşleşme denir.

     

    Voltajdan bağımsız Ca2+  kanalları: SR’de Ca2+ azalırsa, hücre zarındaki bu kanallar aktive olur (Store-Operated Ca2+ channels: SOCs denir).

    SR Ca2+ deposu korunur.

    Gevşeme

    Gevşeme için hücre içi Ca2+, Ca-kalmodulin oluşmayacak kadar az olmalı

    Hiperpolarizasyon (VCa kapanır)

    Ligand kapılı Ca2+ kanalı inh. (cAMP, cGMP)

    IP3 oluşumu inhibisyonu

    SR’den Ca2+ çıkışı azaltılması

    SERCA aktivitesi artışı

     

    Hücre içi Ca2+ azalması gevşemeyi tek başına sağlayamaz. Çünkü kasılmada MLC fosforilasyonu etkili.

    MLC,  MLC-fosfataz ile defosforile edilir, böylece miyozin ATPaz inhibe olur.

    Sonuçta kasılma, Ca2+ à Ca-Kalmodulin üzerinden ve MLC fosforilasyonu-defosforilasyonu üzerinden kontrol ediliyor.

     

    Gerim artışı hücre içi Ca2+ ile orantılıdır, ama:

    H.içi Ca2+ yüksek, miyozin hafif zincir kinaz aktivitesi de yüksekse kasılma giderek artar, gerim artar. (Ca sensitizasyon)

    H.içi Ca2+ yüksek, MLC fosfataz aktivitesi yüksekse Ca yüksek olduğu halde çapraz köprü oluşumu azalır, gerim azalır. (Ca-desensitizasyon)

     

    Protein kinaz C, MLC fosfataz aktivitesini azaltarak kasılma gücünü artırır

    G proteinler üzerinden PKC artıran dış uyaranlar, zar potansiyeli değişmeden gerimi artırır, farmakomekanik eşleşme

    Mandal mekanizması

    Tonik düz kaslarda (örn vasküler kaslar) MLC, MLC fosfataz ile defosforile olunca kas hemen gevşemez, miyozin aktine bağlı kalır.

    Çapraz köprü döngüsü miyozin-aktin bağlı durumda yavaşlamıştır, aktine bağlı miyozin baş sayısı çok, gerim korunur.

    Mandal mekanizması denir, ATP çok az harcandır (300 kat daha az), kasılma düşük enerji ile sürer

    Nedeni ?? iskelet kası rigor mortise benzer


  • Kontrol sistemleri

    Pace maker hücreler

    Sinirsel (NT) (Otonom sinir sistemi (sinir-kas kavşağı gibi değil) (varikositler)

    Hormonlar (bölgesel veya dolaşımla gelen)

    Mekanik uyarılar (gerilme)

    Zarın elektriksel aktivitesi

    Vdin iskelet kasına göre daha pozitif ve sabit değil, bazı düz kaslarda AP var (tek ünite), bazı düz kaslarda yok (çok üniteli)

    Zarda isk. kasına göre VNa az, VCa çok

    Bazı kaslarda AP oluşmaz, dereceli potansiyeller kasılmayı başlatır

     

    Bazı düz kaslar zar potansiyeli değişmeden kasılır: Birinci haberci ile G protein üzerinden IP3 oluşur, Ca artar, kasılma olur (farmakomekanik eşleşme).

     

    Dereceli yanıtlar

    Bazı düz kaslarda nörotransmiterler, dolaşımla gelen haberciler, bölgesel haberciler, mekanik uyarılma (gerilme gibi) Vzar’ı değiştirir

    Hiperpolarizasyon-depolarizasyon oluşur.

    Eğer düz kas AP çıkartabiliyorsa depolarizasyon eşiğe ulaştırırsa AP oluşur.

    Yavaş dalga potansiyelleri

    Visseral kasın lokal potansiyeli, spontan olabilir.

    Nedeni? İyon kanal geçirgenliğinde (Ca2+, K+) ritmik değişiklik? Başka iyonik akımlar ??

    Yavaş dalga eşiğe getirir, dalga tepesinde tek-çoklu AP à kasılma olur (pace-maker dalgaları)

    Pace maker (önder odak) dalgaları, genellikle tek üniteli düz kaslarda izlenir.

    Kavşak potansiyelleri

    Çok üniteli düz kasta sinirsel uyarı ile oluşur

    Postganglionik aksondan sinaptik bölgede  Ach veya NE salgılanır

    Kasta gn’de AP değil yerel potansiyel oluşur, kavşak potansiyeli (eksitatör junction potansiyeller –EJP)

    EJP, elektrotonik olarak hücreye yayılır (lif çok küçük), L-tip Ca kanalı açılırà kasılma 

    JP, hiperpolarize edici olabilir, IJP denir

    Aksiyon potansiyelleri

    Genellikle tek üniteli düz kaslarda gözlenir

    İskelet kasına göre daha uzun sürer

    Depolarizasyonda L-tip VCa rol alır (+feedback). Giren Ca2+ kasılmada da rol alır. Depolarizasyon dönemi uzun (Ca2+ girişi Na+’a göre yavaş)

    AP repolarizasyonu da yavaş (VCa  inaktivasyonu yavaş, VK aktivasyonu geç)

    Aksiyon potansiyelleri

    Bazı düz kaslarda iskelet kasına benzer tek bir AP görülür (genellikle visseral düz kas).

    Bazı düz kaslarda (genitouriner sistem, bazı damar düz kasları) kalp kası benzeri platolu AP gözlenir. Ca+2 girişi daha uzun sürdüğü ve daha fazla Ca+2 girdiği için kasılma uzun sürer.

    Bazı düz kaslarda yavaş dalgalar üzerinde seri halinde AP’leri gözlenir.  

     Visseral kaslar gerilirse spontan AP’leri oluşabilir. Yavaş dalga + gerilme birlikte oluşturur

    Örn. barsak içerikle gerilirse, yerel otomatik kasılmalar içeriği anüse doğru iten peristaltik kasılmaları başlatır.

    İskelet kası-düz kas farkları:

    Uyarılma: İskelet kası: Sinir-kas kavşağı, sinaptik iletim; Düz kaslar: hormon, lokal faktörler, gerilme, pace maker aktivite, sinirsel uyarım

    Elektriksel aktivite: İskelet kası: Aksiyon Potansiyeli (AP); düz kaslar: AP, platolu AP, dereceli potansiyeller, yavaş dalga, kavşak potansiyelleri

    Ca sensörü: İskelet kası: Troponin; düz kaslar: Kalmodulin

    Eksitasyon-kontraksiyon eşleşmesi: İskelet kası:       Dihidropiridin, riyanodin reseptörleri, Düz kaslar: Çeşitli şekilde Ca girişi

    Gevşeme: İskelet kası: ACh yıkımı; Düz kaslar: MLC fosfataz (miyozin hafif zincir kinaz)

    Sarsı süresi: İskelet kası 20-200ms, düz kas 200 ms ve üstü

    Kuvvetin kontrolü: İskelet kası: Uzaysal-zamansal sumasyon; düz kas: MLC fosforilasyonu-defosforilasyonu

    Mandal durumu: İskelet kasında yok, düz kasta var

    Metabolizma: İskelet kası: Oksidatif, glikolitik, Düz kas: Oksidatif



  • Duyu sistemlerinin genel özellikleri

    Duysal bilginin kullanılması: Hareketin kontrolü, Uyanıklık, İç organ işlevlerinin düzenlenmesi, Algı

     Duyu sistemleri

    Duyu sistemlerinde uyaranın 4 özelliği fiziksel özellikler ile uyumlu olarak işlenir:

    Modalite: Uygun uyaran kavramı

    Şiddet: Weber kuralı, duysal eşik

    Süre: Zamansal analiz, adaptasyon

    Lokalizasyon: Uzaysal analiz (İki nokta eşiği ve uyaran yeri)

    DUYU SİSTEMLERİNDE NÖRAL İŞLEM

                A. Enerji dönüştürme (Reseptör)

                B. Kodlama

                                                   - Şiddet

                                                   - Süre

                                                   - Modalite

                                                   - Lokalizasyon

                C.Keskinleştirme (lat. İnh.)

     

    DUYU SİSTEMLERİNİN GENEL YAPISI

    Reseptör   

    1. Duysal nöron ve duysal birim,  2. nöron, çaprazlaşma, talamus, korteks (İleti nukleusları-konverjans, diverjans)

    Hiyerarşik-paralel organizasyon

    Topografik organizasyon

     

    Reseptör

    Uyaranın dönüştürülmesi (stimulus transduction)

    Kimyasal, mekanik, ısı, elektromanyetik

    Enerji filtresi özelliği

    Reseptör potansiyeli (Direkt, indirekt kapılama)

     

    1. Duysal nöron

    Reseptif alan kavramı, Duysal birim kavramı, Duysal birim

    Duyu yolları: 1., 2., 3. nöronlar, Çaprazlaşma, Talamus

    İleti çekirdekleri: İletim- nöral işleme (konverjans, diverjans, lateral inhibisyon)

     

    Hiyerarşik-paralel organizasyon

    Duyu yolları boyunca uyarılar paralel ve seri (hiyerarşik) olarak işlenir.

    Üst sıralı nöronlar alt basamakta yer alan nöronlardan daha kompleks işlem yaparlar. Reseptif alanlar giderek büyür.

    Farklı alt modalitelerle ilgili uyarılar paralel-ayrı yollarda beyne iletilir.

     

    Topografik organizasyon

                * Duyu yolları boyunca komşu nöronların uyardığı nöronlar da komşudur.

                * Beyindeki duysal alanlarda reseptif örtünün haritası bulunur.

    Somatik duyu: Somatotopik temsil

    İşitme: Tonotopik temsil

    Görme sistemi: Retinotopik temsil

     

    DUYU SİSTEMLERİNDE NÖRAL İŞLEM

                A. Enerji dönüştürme (Reseptör)

                B. Kodlama

                                                   - Şiddet

                                                   - Süre

                                                   - Modalite

                                                   - Lokalizasyon

                C.Keskinleştirme (lat. İnh.)

     

    Uyaran şiddeti: Frekans ve populasyon kodlaması

    - Duysal birimlerin eşikleri farklı

    - Şiddet kodlaması sonucu uyarı şiddeti arttıkça hissedilen şiddet de artar.

    Uyaran süresi

    - Uyaran süresi ve zaman içerisindeki değişiklikler analiz edilir.

    - Adaptasyon (Reseptör membranı, reseptörü çevreleyen yapılar)

    - Adaptasyon: Zamansal filtreleme, enerji tasarrufu, sinyal/gürültü oranı artar

    - Fazik ve tonik reseptörler

    Uyaran modalitesi

    - Uygun uyaran, reseptör özelleşmesi

    - İşaretlenmiş yol kuralı

    - Spesifik sinir enerjileri kuralı

    Uyaran lokalizasyonu

    - Topografik yapı

    - Projeksiyon kuralı (Duyu reseptörün bulunduğu yerde algılanır)

    - Görme ve somatik duyuda uyaranın geldiği yeri analiz ederiz.

    - İşitmede sesin tonunu analiz ederiz

    - Tat: Farklı tatları analiz ederiz.

    - Görme ve somatik duyu

    - İki nokta eşiği: Reseptif alanların küçük olması, reseptif alanları iç içeliği, konverjansın az olması keskinliği artırır.

     C.Keskinleştirme (lat. İnh.)

    Lateral inhibisyon

    - Öne doğru (Feed forward)

    - Geriye doğru (Feed back)

    - Distal inhibisyon

    Uyaranın uzaysal analizinin önemli olduğu görme, somatik duyu (epikritik duyular), işitme sisteminde belirgindir.

    Kimyasal Duyular

     

    Pek çok hücre kimyasal habercilere yanıt verir.

    İç ve dış kimyasal uyaranlar

    Sadece tat ve kokudan ibaret değil.

    Deri ve mukozalarda nosiseptörler

    Boyundaki arterlerde O2 ve CO2 düzeyine yanıt veren hücreler

    Kaslarda asiditeye duyarlı sinir sonlanmaları, yanma duygusu oluşturur

    …..

    Tat Duyusu

    Yeni yiyeceklerin keşfedilmesi, zehirlerin ayırdedilmesi

    Bazı tatlara tepkiler doğuştan var. Örneğin şekerli besinler doğuştan tercih ediliyor. Acı maddeler reddedilir.

    Deneyim, bu tepkileri değiştirir, acıyı sevmek gibi.

    Organizma, bazı maddelerin eksikliğine de duyarlı, bu maddelere iştah artar. Örneğin tuz eksikliğinde tuz iştahı

    Tat tipleri

    Tatlı, tuzlu, acı, ekşi, umami (glutamat tadı, MSG  monosodyum glutamat)

    Asitlerin çoğu ekşi, çoğu tuz tuzludur.

    Acı maddeler çok düşük konsantrasyonda bile farkedilir.

    Besinleri tanırken tat, koku, somatik duyu birlikte değerlendirilir.

    Tat duyusu

    2000-5000 tat tomurcuğu x 50-150 res.

    Dil, damak, farinks, epiglot, özofagusun üst 1/3’ünde bulunur.

    Tat hücreleri çok kısa ömürlü (2 hf) ve sürekli üretilir. Duyu aksonu kesilirse, dejenere olurlar.

    Tat tomurcuklarının por’una mikrovillileri uzanır.

    Taban kısmında 1. duyu nöronuyla sinaps yapar.

    Bazal hücrelerle elektriksel ve kimyasal sinapslar yapar. Bazı bazal hücreler 1. duyu nöronu ile sinaps yapar.

     

    Tat tiplerine göre dönüştürme

    Tuzlu maddeler, açık Na iyon kanallarından girer. Na fazlası iğrenç gelir.

    Tuzların anyonu tuzluluk hissini etkiler (Na sakkarin)

     

    Ekşiler ortama H+ verir iyon kanallarını etkiler

    Protonlar hem hücre dışından hem içinden zarı etkiler.

    K+ spesifik özel kanalları bloke eder.

    Potasyum çıkışı azalır zar depolarize olur. Voltaj kapılı Ca kanalları açılır.

    Nörotransmitter (tuzlu-ekşi serotonin) salgılanır

    Tat duyusu

     

    Tatlı, acı (zehirler) maddeler, umami tadı ile ilgili maddeler ikinci habercileri etkiler.

    Tatlı, acı ve umami tadına duyarlı reseptörlerin zarında T1R ve T2R reseptör proteinleri bulunur.

    G-proteinlerle eşleşen reseptörler.

     

    Acı Reseptörü

    Tatlı ve Umami Reseptörü

     

    Tatlı reseptörlerinde T1R2 + T1R3 reseptör protein (dimer) var.

    Kedi türlerinde, bazı et yiyicilerde T1R2 yok, tatlıyı bilmezler.

    Umami reseptörlerinde T1R1 + T1R3 var.

    Yarasalarda T1R1 yok, umamiyi bilmezler 

     

    Acı reseptör proteinleri T2R tipi. Yaklaşık 25 farklı tipi var.

    Hayvanlar farklı acı tatları ayırdetmede iyi değiller.

    Her acı tat reseptörü afferent nörona sadece bir tip sinyal gönderir. Bu nedenle farklı acı maddeler  tat reseptörü üzerinde farklı T2R’lere bağlansa da aksona iletilen sinyal aynıdır. Zaten sinyalin amacı “dikkat, zehir olabilir”, bu nedenle MSS’in de acı tatları ayırdetme yeteneği çok iyi değil.

     

    Acı, tatlı ve umami aynı 2. haberci sistem üzerinden reseptör hücreyi uyarır.

    G protein zardaki fosfolipaz C enzimini aktive eder

    Zar fosfolipitlerinden IP3 oluşur.

    Tat hücrelerine spesifik IP3 kapılı sodyum kanalı açılır, ayrıca IP3, hücre içi depolardan Ca salgılatır.

    Voltaj kapılı Ca kanalları açılır.

    Nörotransmitter (tatlı-acı-umami ATP) sinaptik aralığa salgılanır. 

     

    1. tat duyu nöronu periferik aksonu dallara ayrılır, çok sayıda tat tomurcuğunda çok sayıda reseptörle sinaps yapar.

    Merkezi tat yolları: Dilin ön 2/3’ü ve damak fasial (VII), arka 1/3’ü glossofarengeal (IX), epiglot ve özofagus vagal sinirle (X) taşınır.

    Medullada solitar nukleusun tat nukleusunda nöron değiştirir.

    Bilinçli tat duyusu talamus ventral posterior medial nukleusu üzerinden kortekse (36. Brodmann alanı) gider.

    Tat yollarının büyük kısmı çapraz yapmaz. “Ageusia” tat duyusunun kaybı demek.

     

    Dilin farklı bölgelerinin farklı tatlara duyarlılığı tat yolları ve korteksle ilgilidir.

    Bir duyu siniri birden fazla tat tipine yanıt verir ancak birine en çok duyarlıdır.

    Tat analizinde populasyon kodlaması

    Afferent nöronda AP sıklığı

     

    Tat duyusu beslenme ve sindirimi kontrol eder.

    Tat çekirdeği nöronları çoğu medullada olmak üzere korteks dışında da pek çok bölgeye gider (yutma, tükrük salgısı, öğürme, kusma)

    Sindirim ve solunumla ilgili alanlara, hipotalamus ve bazal telensefalonun limbik sistem yapılarına gider.

    Bu alanlar lezzetle ilgili, yeme güdüleyen alanlar.

     

    Hipotalamusun bazı bölgelerinin veya bazal telensefalonun bir nukleusu olan amigdalanın hasarında kronik aşırı yeme ya da yememe davranışı, ya da yeme alışkanlıklarının değiştiği görülebilir.

    Bozuk bir şey yediğimizde hızla bu besine karşı uzun süreli iştahsızlık gelişir (bazen 50 yıl) Bu durum örn. sigara ve alkol bağımlılığı için kullanılır.

     

    Koku duyusu

    Profesyoneller 5000 koku maddesini ayırdeder.

    İnsan koku epiteli 10cm2, köpekte 170cm2

    Destek hücre, bazal hücre, birkaç milyon reseptör var. 30-60 gün yaşar, sürekli yenilenir.

    Bipolar nöronlar, akson kribriform kemikten geçip olfaktor bulbusa gider. Sinapslar yapar, bu nöronlar olfaktor kortekse projekte olur.

     

    Enerji dönüştürme

    Tek çeşit koku molekülünden etkilenen spesifik reseptör proteinler (350) var. (G proteinle eşleşen reseptörler)

    G protein aktivasyonu, cAMP artışı, cAMP kapılı kanallar açılır,  depolarizasyon, AP

    Yaklaşık 1000 reseptör molekül tipi var.

    Bir olfaktor nöron, 1 tip reseptör molekülü içerir. Nöronlar dağınık yerleşimli, epitelin bir kısmı hasarlansa bile spesifik koku kaybı olmaz. (mukus, antikor)(anozmi)

     

    Koku enformasyonu olfaktor bulbusta spasyal olarak kodlanır.

    Olfaktor bulbusun kokuları geniş kategorilerde kodladığı düşünülüyor.

    Glomeruller: Bir koku nöronu, bir glomerülde sinaps yapar. Birkaç bin nöron, 20-50 glomerül nöronuna konverje olur. Her glomerül bir tip reseptörden input alır.

    Adaptasyon gelişir. (Reseptör, nöron)

     

    MSS’de iletim

    Koku sinyalleri, olfaktor bulbustan primitif olfaktor kortekse iletilir (priform korteks, amigdala, entorinal korteks vs).

    Buradan talamus yolu ile veya direkt olarak frontal kortekse, orbitofrontal kortekse gönderilir.

    Talamus yolu ile orbitofrontal kortekse projeksiyon algı ve koku ayırdetmede önemlidir.

    Amigdala yolu ile hipotalamusa ve entorinal alandan hipokampusa iletilen sinyaller, emosyon, motivasyonlar ve bellekle ilgilidir.

     

    Feromonlar

    Türe spesifik kimyasal habercilerdir.

    Seksuel, sosyal davranışlar ve üremede önemlidir. Östrus dönemlerini, puberte başlangıcını düzenler, dişilerde salınarak çiftleşme davranışını etkiler.

    İdrar veya glandular salgılarla salınırlar.

    İnsanda varlığı-etkisi spekülatif.

    Trikromasi, anozmi önemi, (17-19.yy koku devrimi)



  • Elektromanyetik dalga

    Frekans, dalga boyu, foton kavramları

    Kırılma, kırılma indisi

    Renk algısı (absorbsiyon, yansıma)

     

    Gözün Yapısı

    1- Dış tabaka

     

    *      Kornea

    *      Konjonktiva

    *      Sklera

     

    2- Orta tabaka

                *İris (pigment, radyal kas –dilatasyon (S), sirkuler kas- konstriksiyon (PS))

    Pupil açıklığı: 1,5-8 mm

                *Koryoid (pigment, fotores. beslenmesi)

    Pigment: Disk fagositozu, fotopigment rejenerasyonu

     

    3- İç tabaka (Retina, arter/ven- iç taraf besl.)

    İç tabaka: Retina

    Optik disk

    Makula, fovea

    Nazal-temporal retina

     

    Göze ait diğer oluşumlar

                -Lens:

                Silier kaslar (PS), zonuler iplikçikler

                Yaşla değişim (12D, 4D, 2D)

                -Aköz humor : Dolaşımı, glokom (22mmHg üstü)

                -Vitröz humor

                -Göz kasları: Ekstraoküler, intraoküler

     

    Optik bilgisi

    Retinada oluşan görüntü terstir.

    Gözün kırıcı ortamları

    -Kornea (en fazla), lens (12-26 Diyoptri arası değişir), aköz ve vitröz humor

    -Akomodasyon, yakın yanıt (yakın nokta 10 yaşta 9 cm, 60 yaşta 83 cm)

    - Odaklama bozuklukları:

    Lens işlevi

    Emetropi (normal göz) (gn’de 2 tane arası 4 uyarılmamış koni)

    Miyopi (göz küresi uzun)

    Hipermetropi (göz küresi kısa)
    Astigmatizma

    Presbiyopi

     

    Katarakt (ön yüz çoğalır, yaşlı hücre içerde kalır)

     

    RETİNA

    Hücre tabakaları şeklinde organize olmuştur.

     

    Horizontal hüc., Amakrin hüc (yatay iletim)

    Fotoreseptörler, Bipolar hücreler, Ganglion hücreleri (dikey iletim)      

                                                                           .          

     

    Fotoreseptör tipleri

    Koni:

                * Işık duyarlılığı daha az

                * Üç tip fotopigment

                * Fovea sentraliste yoğun

                * Konverjans az

    ! Fotopik görme, renkli görme, ayrıntı analizi

     

    Çomak:

                * Işık duyarlılığı fazla

                * Tek tip fotopigment

                * Periferik retinada yoğun (foveada yok)

                * Konverjans fazla

    ! Skotopik görme, gri tonları, ince analiz yok

     

    Retinada bölgesel farklılıklar bulunur

     

    Enerji Dönüştürme

    Fotoreseptörlerde

    Dinl. memb. pot.          : -30mV

    Işık uyarısı                   : -60mV

    ! Işıkta hiperpolarizasyon !

    Enerji Dönüştürme (Çomak)

    Işık à Rodopsin akt.à Transdusin akt. Fosfodiesteraz akt. cGMP azalır, Na kanalları kapanır

    Hiperpolarizasyon

    Enerji Dönüştürme (Koni): Çomaklarla aynı mekanizma

    Çomaklar, aydınlıkta işlev görmez.

    Koniler, aydınlıkta işlev görür.

    Konilerde 3 farklı opsin bulunur. Kısa (mavi), orta (yeşil), uzun (kırmızı) dalga boyuna farklı yanıt verir. Renkli görmede önemlidir.

     

    Sinyalin retinada iletimi

    Enerji fotoreseptörlerde elektrik enerjisine (res.pot.) dönüştürülür.

    Uyarılar retinadaki hücre tabakaları yolu ile ganglion hücrelerine iletilir.

    Retinada ışığa duyarlı tek hücre: Fotores.

    Retinanın tek çıkış nöronu: Ganglion hc.

    Retinada lateral inhibisyon

     

    Uyarıların retinada iletimi-işlenmesi

    Horizontal hücreler lateral inhibisyonla kontrasta ait informasyon iletimini sağlar. (Keskinlik)

    Paralel işlem

    Ganglion hücrelerinde başlar. Ganglion hücre tipleri:

    *M hücreleri: %10, büyük gövde-kalın akson, hızlı iletim, geçici yanıt, renk duy. yok

    *P hücreleri: %80, küçük gövde-ince akson, yavaş iletim, uyarı süresince yanıt, renk duyarlılığı var

     

     

    M tip ganglion hücreleri: Hareketle ilgili enformasyon iletimi

     

    P tip ganglion hücreleri: Renkli görme, görüntünün ayrıntılı analizi, şekil görme ile ilgili enformasyon iletimi

     

    Merkezi görme yolları

    Ganglion hücrelerinin aksonları optik siniri oluşturur.

    Optik kiazmada her iki optik sinirin nazal retinadan gelen lifleri çaprazlaşır.

    Görme alanının sağ tarafı sol talamus ve sol kortekse, sol tarafı sağ talamus ve sağ kortekse projekte olur.


    Nazal retina, temporal retina

     

    Görme alanı:

                            * Sağ ve sol görme alanı

                            * Görme alanı kayıpları

    Merkezi görme yolları

    Optik sinir

    Optik kiazma

    Optik traktus

    Lateral genikulat nukleus

    Optik radyasyo

    Görme korteksi

     

    Optik traktus projeksiyonları

     

    Talamus LGN yolu ile Primer Görme Kort.

    Beyin sapı nukleusları: Gözlerin-başın  hareketi, ışık refleksi

    Hipotalamus: Gündüz-gece ritmi, hormon salınımı düzenlenmesi

     

    Kortikal Görme Alanları

    Tüm alanlarda retinotopi ve sütunsal organizasyon

    * Primer görme alanı (V1 alanı, 17.alan)

    * Sekonder görme alanları (18., 19. alanlar)

    * Üst düzey alanlar:

                                       - Posterior pariyetal korteks

                                       - İnferior temporal korteks

     

    * Posterior pariyetal korteks (5., 7. alanlar):

                            - Görsel (7) ve somatik duysal (5) uyarılar       bütünleştirilir.   

                            - Kişi merkezli ve obje merkezli uzaysal konum bilgisi, dikkat, motor işlev

    * İnferior temporal korteks:

                            - Obje tanıma

                            - Bellek alanları yakınında yer alır ve bağlantılıdır.                    

     

    PARALEL İŞLEM

    Ventral yol: V1 ---Sek. Alanlar --- İnf. temp. korteks

                *Görsel Tanıma-bellek alanları ile bağlantı

     

    Dorsal yol: V1 --- Sek. Alanlar ---- Post. par. korteks

                * Hareket analizi, uzaysal ilişkiler, motor alanlarla bağlantı

    Retinadan kortekse paralel işlem

    Görüntüdeki hareket analizi

    Retina M ganglion hücreleri ---- LGN tabakaları ---- V1 alanı ---- Sekonder alanlar  ----- Posterior pariyetal korteks

    Görüntüdeki şekil ve renk analizi

    Retina P ganglion hücreleri ---- LGN tabakaları ---- V1 alanı ---- Sekonder alanlar ----- İnferior temporal korteks

    İŞİTME FİZYOLOJİSİ

     

    Ses dalgası: Titreşen bir cismin, maddesel ortamda oluşturduğu basınç dalgalarının  yayılmasından kaynaklanır. v=343 m/s’dir.

    Dalga frekansı, sesin perdesini belirler.

    20-20000 Hz arasını ses olarak algılarız.

    Dalga genliği şiddeti belirler. Birimi dB’dir.

    Saf sesler

    Doğadaki sesler genelde kompleks karakterdedir.

     

     

    Sesin şiddeti

    Dalga tepesi-çukuru arası basınç farkı

    ‘İşitilebilen ses-Hasar oluşturan ses’ arası şiddet farkı 1014, bu nedenle logaritmik değerlendirilir.

    dB: 20 log10 P(test)/P(referans)

    L=20 x log (P/Preferans), formüle göre duyulabilen en düşük ses şiddeti 0 dB oluyor.

    0 dB: İşitilebilen en düşük şiddet

    120 dB üstü hasar oluşturur.

     

    Orta Kulak

    Timpanik refleks işlevi:

    1- Yüksek şiddette seslerden koruma

    2- Düşük frekanslı sesleri filtreleme (gürültü)

    3- Kendi konuşma sesimizi filtreleme

     

     

    İç Kulak yapısı:

     

    Perilemf: BOS, ekstrasel. sıvı özelliğinde

                                       * K+ :7 mM, Na+ :140 mM

    Endolemf: İntrasel. sıvı özelliğinde

                                       * K+ :150 mM, Na+ :1 mM

     

    Endokohlear potansiyel: + 80 mV

    (Endolemf-perilemf arası potansiyel)

     

    İç kulak

    Oval pencerenin stapes kemiği ile her içeri itilmesi, 3 kanalda bulunan sıvıda harekete yol açar, çünkü 2 zar esnek, scala vestib. deki dalgalanma, scala timpaniye geçer. Yuvarlak pencere dışarı doğru hareket eder.

    Bazilar membran mekanik olarak frekans analizi yapar, 20Hz-200Hz, 200Hz-2kHz, 2kHz-20kHz pik yapan mesafeler birbirine eşittir.

     

    Korti organı

    3500 iç, 12000 dış kıl hücresi, Bazilar membranın yukarı hareketi depolarizasyona, aşağı hareketi hiperpolarizasyona yol açar.

    Kohlea ses enerjisini aktif olarak amplifiye ettiği gösterilmiş: İç kulak ses üretir.

    Uyaran şiddeti arttıkça bazilar membranın frekans duyarlılığı azalır.

    Kohlear amplifikasyon

    Dış kıl hücreleri rol alır. Az miktar afferent bağlantısı var. Asıl efferent bağlantısı var.

    Efferent aktivasyonlar kolinerjik nöronlar üzerindendir, hücreyi hiperpolarize eder, hücre boyu uzar, kohlear duyarlılık ve frekans ayırdetme gücü azalır.

    Ses uyarısı ile oluşan depolarizasyon hücre boyunu kısaltır. İki durumda da bazilar membran hareketliliği etkilenir. 

    Kohlear sinir lifleri frekansı ve şiddeti kodlar

    Ses şiddeti sistemde logaritmik olarak kodlanır.

    Çok yüksek şiddette sesler nöronun yanıtını doygunluğa ulaştırır. Refrakter dönem nedeniyle bir akson en fazla 500 AP/s iletir.

    İşitme sinirinde farklı eşikleri olan aksonlar vardır.

     

    Reseptörler

    Kanalların açılması ve res pot oluşumu çok hızlı, çünkü 20kHz sese kadar duyarlı ve iki kulak arası ulaşma süresi farkı 10 mikro saniye’yi farkedebiliyoruz.

    Stereosilyalar arası tip-link’lerin tutunduğu bölgenin hareketi, adaptasyonda rol alıyor.

    Frekans duyarlılığında stereosilyaların boyları etkili. Bazilar membran boyunca stereosilya boyları değişiyor. Bir diğer faktör membranın elektriksel rezonansı

    Reseptörler

    Çok hızlı nörotransmitter salınımı var.

    Dinlenimde de bir miktar NT salınıyor.

    Beyin sapından efferent uyarılar alıyorlar. NT Ach ve kalsitonin gen related peptit. (kotransmitter). Hücre içi Ca düzeyi üzerinden etki var. Hücre efferent uyarı ile hiperpolarize oluyor.

    Uyarı, karakteristik frekans aralığını genişletiyor, elektriksel amplifikasyon kazancını artırıyor.

     

     

     

     

     

     

     

     

    Merkezi işitme yolları:

     

    Spiral ggl. à8.sinir kohlear kısımàBulbus

                                                                     (dorsal-ventral kohlear n.)

    Ventral kohl.nuk.à sup.olive nukl.

     

    Dorsal kohl. nuk                                  lat.lemniskus                                       

     

                                                                                      İnf. Kollikulus (mez)

     

                                                                                      MGN (Talamus)

                                                                                                                                                                                              A1 (41.alan) (Korteks)

     

    Ses frekansının belirlenmesinde tonotopik organizasyon önem taşır

    Ses şiddeti analizinde frekans ve populasyon kodlaması kullanılır.

    Sesin geldiği yönün belirlenmesi

    Horizontal planda:

                *Düşük frekanslı sesler: Kulaklar arası ulaşma zamanı farkı

                * Yüksek frekanslı sesler: Kulaklar arası şiddet farkı

    Superior olive nukleusta ve sonraki çekirdeklerde bulunan, iki kulaktan uyarı alan binaural nöronlar rol alır.

    Sesin geldiği yönün belirlenmesi

    Vertikal eksende ses yönü tayininde özellikle kulak kepçesi önem taşır.

     

    İşitme yollarında nöronların yanıtları giderek kompleksleşir.

    Wernicke alanında konuşma seslerine duyarlı nöronlar bulunur.

    Birinci işitme korteksinin tek taraflı hasarlanması durumunda özellikle ses yönü tayini yeteneği etkilenir. Ses frekansı ve ses şiddetinin değerlendirilmesi fazla etkilenmez.

     

    Tek bir iç kıl hücresi üzerinde farklı eşikli aksonlar sonlanır.

    Düşük frekansta saf sesle uyarıldığında, tonotopik yapıdaki uygun akson her dalgada bir AP çıkarır. Frekans arttıkça AP sıklığı artar, bir yerden sonra (4kHz) akson her tepede AP çıkaramaz bunun yerine birkaç tepede bir AP çıkarır. Ama AP’ler hep tepenin aynı yerinde oluşur.

    Tonotopik yapıdaki her akson benzer davranır.

    Böylece ses frekansının kodlanmasında “yer kodu” ve “frekans kodu” kullanılır.

    Ses işleme kohlear nukleuslarda başlar

    3 kohlear nukleus parçası var. Kohlear sinir aksonları dallara ayrılıp 3’üne de projekte olur. 3’ünde de tonotopik yapı var. (shf 605, fig 30-13)

    Farklı kohlear nukleuslarda sesin geldiği yönün (vertikal veya horizontal) analizinde işlevi olduğu gösterilen farklı hücre tipleri var.

    Beyin sapındaki ileti çekirdekleri ses kaynağının lokalizasyonunda rol alır

    Kohlear nukleusdan beyin sapına  projeksiyonlarda 3 özellik göze çarpar. Paralel yollar, bu yolların başlangıcı kohlear nukleuslar, bilateral projeksiyon…

    Kohlear nukleuslar: Dorsal, anteroventral, posteroventral kohlear nukleuslar var.

    Superior olive nukleuslar: Medial, lateral SupOlNuk’lar, trapezoid cisimcik çekirdeği

     

    Anteroventral koh. Nuk.àTrapezoid cis.

    Posteroventral koh.nukàTrapezoid cis.

    Dorsal kohlear nukàPontin seviyede yok.

     

    Medial superior olive: İşitsel delay’ler yolu ile ses yönü tayini. Horizontal eksende 2 kulak arası ulaşma süresi max 700 mikro saniye kadar. Tam karşıdan gelen seste süre farkı 0 ms. 10 mikro saniye kadar gecikme farkı değerlendirilebiliyor.

    Karşı taraftan gelen aksonlar bir seri nöron üzerinde sonlanır. Eşit zamanda sağ-sol kulaktan gelen uyarıların (EPSP) sumasyona uğrayarak AP çıkardığı bir nöron var. Sonuçta bu çekirdek ses lokalizasyonuna ait bir harita içeriyor. (shf607, fig 30-15)

     

    Lateral superior olive nukleus: Ses lokalizasyonunda işlevi var, ama gecikme farkını değil şiddet farkını kullanıyor.

    İpsilateral kohlear nukleustan gelen uyarı direkt, kontrlateralden gelen uyarı trapezoid cisim mukleusu yolu ile ulaşıyor. İki uyarı nöronda antagonist etkiye sahip. Eşiğe ulaşma için belli bir şiddet farkı gerekiyor. Tonotopik yapı var, aynı zamanda nöronlar uyarıldıkları şiddet farkına göre dizilmişler.

    Ses lokalizasyonu

    Düşük frekanslarda süre farkı

    Yüksek frekanslarda şiddet farkı (pes sesler kafa tarafından absorbe ediliyor.)

    Medial SON’da düşük f’lı seslere, lateral SON’da yüksek f’lı seslere duyarlı nöronlar var.

    SON nöronları ve dorsal kohlear nukleus nöronları lateral lemniskusla inf kollikulusa projekte oluyor.

    İnferior kollikulus

    Dorsal kısmında 4 tabaka var, hem işitme hem somatoduysal uyarılar alıyor.

    Central kısmında tonotopik yapı var.

    Bu kısımdaki nöronların interaural şiddet-ulaşma süresi farkı duyarlılıkları var. Ses lokalizasyonunda rol alıyor, ses yerleşimine ait harita içerdiği düşünülüyor.

    Medial genikulat nukleus

    Görsel, somatoduysal ve işitsel uyarılar alan kısımları var.

    Belirgin tonotopik yapıya ek olarak çok sayıda interaural şiddet-ulaşma süresi farkına duyarlı nöronları var.

    İşitme korteksi

    A1, 41-42. Brodmann alanları, belirgin tonotopik yapı var ek olarak:

    EE nöronları: İki kulaktan gelen uyarı, sumasyon sütunlarını oluşturuyor. Kontrlateral uyarı ipsilateralden daha etkili.

    EI nöronları: Unilateral inputla uyarılıp karşı taraf kulaktan gelen uyarı ile inhibe oluyorlar. Supresyon sütunlarını yapıyor.

    A1 çevresinde sekonder alanlar var.



  • Somatik duyu sistemi

    A- Sınıflandırma: Somatik duyu denince: İşitme, görme, koku, tat, vestibuler denge (iç kulaktaki denge organı) dışındaki tüm duyular…

    Somatik duyu reseptörleri vücudun her yerine dağılmış, en büyük duyu organı. 

    Reseptörleri çok çeşitli.

     Somatik duyu tipleri:

    Temel 4 tipi, dokunma, sıcak-soğuk, ağrı ve proprioseptif-pozisyon  (derin) duyu  

    Yerine göre: yüzeyel, derin ve visseral duyu 

    Yüzeyel duyu: Epikritik- Protopatik

    Tiplendirme-sınıflandırma insana özgü

     

    Somatik duyu reseptörleri:

     Reseptör ayrı bir hücre değil, 1. nöronun özelleşmiş akson sonlanmaları

    1. nöron gövdesi spinal ganglionlarda (kafa hariç) 

    Periferik akson, periferik sinirlerle deri-eklem-kas-organ vs. gelir. Dallara ayrılır, miyelinli ise miyelini kaybeder, duyu cisimciği (reseptör) olarak sonlanır.

    Bir nöronunun tüm akson sonlanmaları, tek tip duyu cisimcikleridir.

     a) Periferik sonlanma şekline (reseptör yapısı),

    b) Uygun uyaranına,

    c) Akson çapı ve miyelin kılıfına göre farklı özellikler taşır.

    a) Periferik sonlanma: Reseptör tipleri (Kapsüllü ve çıplak sinir sonlanmaları)

    Deride:

    Kapsüllü sonlanmalar (Meissner, pacini, merkel, ruffini) (dokunma-basınç)

    Serbest sinir sonlanmaları (dokunma-basınç, ağrı, sıcak/soğuk), kıl dibi reseptörü (dokunma-basınç)

    Eklem-kas ve iç organlarda

    Kapsüllü (Kas iğciği, golgi tendon organı)

    Serbest sonlanmalar

    Somatik duyunun 1. duysal nöronu

    a) Periferik sonlanma şekline (reseptör yapısı),

    b) Uygun uyaranına,

    c) Akson çapı ve miyelin örtülerine göre farklı özellikler taşır.

    b) Uygun uyarana göre

    b1- Dokunma-basınç reseptörleri

    b2- Sıcak-soğuk reseptörleri

    b3- Nosiseptörler

     b1- Dokunma-basınç reseptörleri

    1.nöron periferik aksonu, kapsül merkezinde miyelinsiz sonlanır. Sonlanma membranında mekanosensitif iyon kanalları bulunur.

    Dokunma, kan basıncı (damar-kalp), gerilme (GİS, safra kesesi, mesane)

     DERİ

    Vücut sıvısının buharlaşmasını önler.

    Güneş ışığından korur

    Mikropların girmesini engeller.

    Çıplak ve kıllı deri, dermis-epidermis

    0.006 mm yükseklik, 0.04 genişlikte bir kabartıyı farkedebiliriz.

     Derideki kapsüllü reseptörler:
    Yüzeyel (Meissner, Merkel), Derin (Pacini, Ruffini)

    Derin kapsüllü mekanoreseptörler

    Pacini cisimciği (2x1mm), çok duyarlı, res. alanı geniş, titreşim-basınç, fazik reseptör (en hızlı adapte olan reseptör), deri altında, Pacini 250-350 Hz’e duyarlı, 800 Hz’e kadar yanıt verir. Mekanosensitif bilginin %10-15’i

    Ruffini organı, kollajen liflerle kas vs tutunmuş. Kollajen lifler gerilince uyarılır, tonik reseptör (Kas golgi tendon organı gibi) Mekanosensitif bilginin %20’si

    Yüzeyel kapsüllü mekanoreseptörler

    Merkel diskleri epidermisin hemen altında, deri şekil değişikliğine duyarlı, tonik reseptör, en büyük uzaysal çözümleme, yüzey bilgisi, mekanosensitif bilginin %25’i

    Meissner cisimciği, dermal katlantılarda, kollajen liflerle epitel hücrelerine tutunmuş, derinin çekilmesi ile uyarılır. Fazik reseptör, 3-40 Hz duyarlı, deride hareket bilgisi,   mekanosensitif bilginin %40’ı

     Serbest sonlanmalar (Mekanoreseptör)

    Kıllı ve kılsız deri bölgelerinde bulunur.

    C ve A δ tipi yavaş liflerin akson sonlanmalarıdır.

    Kıl follikülleri de serbest sinir sonlanmaları ile çevrilidir. Hızlı ve yavaş adapte olan türleri vardır. 

     Proprioseptif duyuyla ilgili mekanoreseptörler

    Proprioseptif duyu: Vücut pozisyonu duyusu

    Reseptörü: Eklemler-kaslar ve çevresindeki mekanoreseptörler

    Tipleri: Statik ve dinamik

    Şuurlu derin duyu: Bir anatomi terimi

    Bazı kaynaklarda derin duyu=proprioseptif duyu

    Ancak genelde eklem-kas ve çevresinden kaynaklanan tüm duyulardır. (Derin ağrı gibi)

    Proprioseptif duyu

    Denge, hareketin kontrolü, tutulan objenin tanınması

    Proprioseptif duyu başlıca 3 tip mekanoreseptörün birlikte aktivitesine bağlıdır. 

                1- Eklem kapsülündeki mekanoreseptörler

                2- Kas iğciği reseptörleri (aksonları Tip Ia, Tip II) ve Golgi tendon organı (aksonları Tip Ib)

                3- Deri mekanoreseptörleri

    b2- Termal reseptörler

    Sıcak ve soğuk duyusu için ayrı reseptör, serbest sinir sonlanmaları. 0,01 °C değişikliği algılayabiliriz.

    Deri 20-40 °C sorunsuz, beyin 37 °C olmalı 

    Deri, hipotalamus, …

    Seyrek, sıcak-soğuk duyarsız deri bölgeleri var. Lokalizasyon kötü, MSS’de görece az sayıda nöron ve lifle iletilir.

    C tipi veya A δ tipi liflerle MSS’e iletilir.

     Termal reseptörler

    Sıcak-ağrı reseptörlerinin bazı iyon kanalları “kapsaisin” gibi maddelere de duyarlıdır, acı biberde var, acı tat sıcaklık-yanma duyusuna da yol açar.

    Soğuk reseptörlerinin bazı iyon kanalları mentole de yanıt verir, naneli şeker soğuk hissi oluşturur.

    b3- Ağrı reseptörleri (nosiseptörler)

    Sıcak-soğuk reseptörleri veya mekanoreseptörler aşırı uyarılında ağrı oluşmaz. Ağrı reseptörleri doku harabiyetine özelleşmiş spesifik reseptörlerdir. 

    Serbest (çıplak) sinir sonlanmalarıdır.

    Mekanik, termal (45 °C üstü ve 5 °C altı uyarılan iki ayrı tip), kimyasal (H+, K+, histamin, bradikinin vb.), polimodal nosiseptörler (mekanik, termal, kimyasal) tanımlanmış

    C tipi veya A δ tipi liflerle MSS’e iletilir.

    Somatik duyunun 1. duysal nöronu

    a) Periferik sonlanma şekline (reseptör yapısı),

    b) Uygun uyaranına,

    c) Akson çapı ve miyelin örtülerine göre farklı özellikler taşır.

    Dermatom

    Derideki bir nokta, en az iki dermatomdaki nöronun reseptif alanındadır (dermatomlar iç içe) (Dokunmada, ağrı-sıcak/soğuktan fazla)

    Organlardan somatik duysal uyarılar sempatik-parasempatik sinirlerle spinal ganglionlara gelir. Omurilik laminalarında sonlanmalar duyu altmodalitesine göre farklıdır.

     Arka sütun-ML sistem

    Epikritik duyu, şuurlu derin duyu taşınır.

    1. nöron spinal ggl’da. Merkezi akson aynı taraf arka sütunda beyin sapına çıkar (fasciculus Cuneatus ve gracilis, posterior funiculi)

    2. nöron gövdesi medullada Nucleus gracilis ve Nucleus cuneatus’da. 2. nöron aksonu karşıya geçer, medial lemniscus olarak talamusa çıkar.

     3. nöron gövdesi talamus VP nukleusunda: VPLateralis, gövde-ekstremite ile, VPMedialis yüzle ilgili. 

    VP nöron aksonları SI’e projekte olur.

    Yüzün somatik duyusu trigeminal sinirle taşınır. 1. nöron trigeminal ganglionda. 2. nöron ponstaki nukleusda, 2. nöron aksonu karşıya geçer, medial lemniscus’a katılır.

    --------------------------------------------------

    Proprioseptif aksonların bir kısmı med.spi.’de  sonlanır (refleksler), bir kısmı AS-ML’ ile birlikte.

    Derin duyuya ait diğer bir yol (şuursuz derin duyu) serebelluma projekte olur. 

     Anterolateral yol

    Protopatik duyu. Sıcak-soğuk, ağrı, kaba dokunma, kaşınma, seksüel duyular taşınır.

    1. nöron gövdesi spinal ggl.da.

    2. nöron gövdesi omurilikte. 2. nöron aksonu karşıya geçer, tr. spinothalamicus anterior ve lateralis’i oluşturur.

    Anterior kısım, neospinotalamik yol. Hızlı ağrı, kaba dokunma duyusu.

    Lateral kısım, paleospinotalamik yol. Yavaş ağrı, sıcak-soğuk duyusu

    Gn.de içgüdüsel yanıtlarla ilgili (böcek, g.çek, termoregülasyon)

    Anterolateral sistem başlıca 3 beyin alanında sonlanır.

                a) Talamus: VPL nukleus’dan SI (neospinotalamik kısım)

                b) Mezensefalon (özlle ağrı) (paleospinotalamik kısım)

                c) Retikuler formasyo (retikuler aktive edici sistem (paleospinotalamik kısım)

     Brown-Sequard Sendromu: Omurilik yarı hasarında, duyu yollarının özelliklerine göre farklı belirtiler oluşur.

     E- Kortikal alanlar (stereognozis)

    Korteks, Korteks bağlantıları

    Somatik duyu ile ilgili kortikal alanlar

    S1: 3a, 3b, 1, 2. Brodmann alanları

    Uyarılar talamustan ağırlıklı olarak 3b, daha az 3a’ya gelir.

    3b, 1’e deri mekanoreseptörlerinden,

    3a’ya proprioseptif reseptörlerden,

    2’ye deri ve proprioseptif reseptörlerden uyarı gelir

    S2 alanı: 4 S1 alanından uyarı alır, limbik sistem ve bellek alanlarına projekte olur. Taktil öğrenme-bellek ile ilgili

    5. ve 7. alanlar: Brodmann 2’den uyarı alır, motor, premotor alanlara projekte olur.

    Somatik duyunun asosiasyon alanları,  reseptif alanları büyük, hasarında astereognozi, ihmal görülür.

     Tüm kortikal somatik alanlardan talamusa, beyin sapına ve omuriliğe projeksiyonlar var. Çıkan liflerden daha fazla sayıda.

     Kortekste hiyerarşik-paralel işlem devam eder

    Somatotopik yapı vardır.


  • AĞRI RESEPTÖRLERİ
    1.nöron gövdesi spinal ve trigeminal ganglionda

    Serbest sinir sonlanmaları, adaptasyonu az.

    Nosiseptörler spesifik. Uygun uyaranına göre 3 tip nosiseptör var: (çok sayıda alt tip)

    -Polimodal: Kimyasal, termal ve mekanik uyarıya duyarlı (C tipi lifler),

    -Mekanik uyarıya duyarlı: A delta tipi lifler (çoğu)

    -Termal uyarıya duyarlı: A delta tipi lifler

    Sessiz reseptörler

     AĞRI RESEPTÖRLERİ

    TRP (geçici reseptör potansiyeli) kanalları

    Termal reseptörler de bu grupta

    Katyon kanalları, Na ve Ca girişi

    Nosiseptörlerde ASIC (asite duyarlı iyon kanalları) da bulunur. (ASIC3 kalp kası, iskelet kası)

    Doku hasarı ile nosiseptörlerin uyarılması

     Doku hasarında açığa çıkan bradikinin, serotonin, histamin, potasyum, asitler, asetilkolin, proteolitik enzimler, ATP, kapsaisin gibi maddeler nosiseptörleri uyarır.

    Ağrı eşiği değişken (görünce artar, diş hekimi)

     Nosiseptörler: Vücudun hemen her yeri

                            -Deri

                            -Periosteum, eklem yüzeyleri, kaslar

                            -Damar duvarları

                            -Kafa içerisindeki falks ve tentoryumlar

                            -İç organlar, organ zarları

                            -………

    Ağrı oluşumu

    Hızlı-Yavaş Ağrı

    Anoksi öncelikle büyük lifleri etkilediğinden sırası ile propriosepsiyon/basınç,hızlı (batıcı-keskin, birinci) ağrı/sıcak-soğuk, yavaş (künt, yanıcı, ikinci) ağrı/kaşınma duyuları kaybolur.

    Lokal anestezikler ise öncelikle küçük çaplı lifleri etkiler, önce yavaş ağrı,kaşınma; sonra  sıcak-soğuk ve hızlı ağrı, en son basınç /propriosepsiyon kaybolur.

    Basınç res çok uyarılınca ağrı olmaz

    Hızlı ve yavaş ağrı

    Ağrı iletimi

    MSS’e C ve A delta tipi liflerle iletilir.

    Aksonlar MSS’e girince beyaz maddede 1-2 segment aşağı-yukarı gider.

    2. sıra nöronlarla (projeksiyon nöronları) (1 ve 5. laminalar)

    2. lamina (ara nöronlarda)

    Geri çekilme refleksi gibi refleks devrelerle ilgili nöronlarla

    Ağrı iletimini düzenleyen ara nöronlarla sinaps yapar.

    Ağrı iletimi

    A delta tipi lifler 1 ve 5. laminalarda

    C tipi lifler 1 ve 2. laminalarda sonlanır.

    Lamina 5’deki ikinci nöronlardan bir kısmı hem A beta (ağrı ile ilgilisiz) aksonlardan hem A delta (ağrı ile ilgili) aksonlardan uyarı alır, WDR (wide-dynamic range) nöronları denir. 

    Lamina 1 ve 5’deki ikinci nöronların aksonları karşı tarafa geçer, beyaz maddede anterolateral yolu oluşturur.

    Ağrı iletimi

    2. nöronlarla sinaptik bağlantılarda A delta tipi liflerden glutamat; C tipi liflerden glutamat ve P maddesi salınır.

    Glutamat hızlı-kısa; P maddesi yavaş-uzun süre etkili. Glutamat uzaklaştırılır. P maddesi sinaptik aralıkta uzun süre kalır, çevre nöronları da etkiler.

    Hızlı-yavaş ağrı özelliklerinde bu etkiler önemli.

     

    MSS’de Hızlı Ağrı iletimi

    Ağırlıklı olarak, neospinotalamik bölümde iletilir.

    Bu yolun küçük kısmı, beyin sapı retikuler alanlarda sonlanır.

    Büyük kısmı talamusun VP nuk. yoluyla SI, SII, emosyonla ilgili singulat kortekse projekte olur.

    MSS’de Hızlı Ağrı iletimi (devam)

    Ağrı ile ilgili kortikal alanlar, ağrının ayırdedilmesi, anlamlandırılması, emosyonel kısımları ile ilgilidir.

    Hızlı ağrı, kortekse topografik projekte olur. Bu nedenle yavaş ağrıdan daha iyi lokalize edilir. Arka sütun yolu ile iletilen duyulara göre yerleşimi zayıftır.

    Korteks olmasa da ağrı hissedilir. 

    MSS’de Yavaş Ağrı iletimi

    Ağrının afektif, motivasyonal yönleri ile ilgili (hoş olmayan duygu, korku-huzursuzluk, otonom aktivasyon-bulantı, terleme, taşikardi vs.)

    Paleospinotalamik bölümde iletilir.

    Bu yol eski, çoğu lif beyin sapında sonlanır. 1/10-1/4’ü talamusla kortekse gider

    Bu nedenle mezensefalon üstünde MSS çıkarılsa da ağrı hissedilir. 

    MSS’de Yavaş Ağrı iletimi (devam)

    Paleospinotalamik yol başlıca 2 alanda sonlanır. 

    a) Beyin sapı retikuler alanları à Talamus nonspesifik nukleusları à -kortekse yaygın proj. (uyanık) -sing.kor, insular kor. (emosyonlar)

    b) Mezensefalon: Bu yol limbik sistemi uyarır, limbik sistem tarafından uyarılır. Ayrıca ağrı iletiminin düzenlenmesi ile ilgilidir.

    Ağrı ile ilgili bazı beyin sapı nöronları hipotalamusa projekte olur, ağrıya eşlik eden endokrin-otonom bulgularla ilgili. Amigdalaya projekte olur, emosyonlarla ilgili

     MSS’de Analjezi sistemleri

    Kapı kontrol teorisi: Medulla spinalise giren ağrı ile ilgisiz büyük çaplı aksonlar (A beta) ağrı iletimi ile ilgili nöronları inhibitör ara nöronlar üzerinden inhibe ederler.

    Beynin analjezi sistemi

    Kapı kontrol teorisi

    Plasebo etkisi: Placebo etkisi altındayken ağrıyla ilgili alanlarda aktivasyon var.

    Hipnoz ve akapunkturlar ağrı tedavisi de placebo kabul ediliyor.

    Beynin analjezi sistemi

    Endojen opioit peptitler: Enkefalinler, endorfinler, dinorfinler

    Beyin sapında ağrı ile ilgili yolların sonlandığı bölgelerde analjezik nörotransmitterler (endojen opioit peptidler) salgılayan nöronlar var.

    Bu nöronların aksonları, omurilik arka boynuzunda ağrı ile ilgili nöronları inhibe ederler.

    Başlıca 3 beyin alanı var. Bu alanların uyarılması, bu bölgelere morfin benzeri opiat maddelerin (endorfinler, enkefalinler) uygulanması analjezik etki yapar.

    1- Mezensefalon ve ponsta periventriküler ve periakudaduktal gri madde (PAG): Limbik sistemden uyarılar alır. 

    2- Bulbusta Rafe çekirdekleri (PAG’den uyarı alır)

    3- Omurilik arka boynuzunda enkefalinerjik nöronlar (Rafe çek. uyarı alır)

    Beynin analjezi sistemi (devam)

    1 no’lu bölgelerdeki nöronlar rafe nöronları üzerine enkefalin salar. Enkefalin rafe nukleusu nöronlarını uyarır.

    Rafe nöronları serotonin salgılar. Bu nöronlar omurilik arka boynuzuna projekte olur (akson gönderir)

    Serotonin omurilik arka boynuzunda ağrı projeksiyon nöronlarını direkt veya ara nöronlar (enkefalinerjik) üzerinden inhibe eder. Ayrıca primer afferentlerden P maddesi ve glutamat salınımı inhibe edilir.

    Ağrı iletiminin düzenlenmesi

    Sensitizasyon: Hiperaljezi

    Periferik duyarlılaşma: Hasarlı dokulardan, kan hücrelerinden ve sinir sonlarından salgılanan çeşitli kimyasal maddeler (bradikinin, histamin, prostaglandinler, lökotrienler, Ach, serotonin, P maddesi, ATP):

    A) Nosiseptör eşiğini düşürerek duyarlılaştırır (Sessiz nosiseptörler).

    B) Direkt olarak nosiseptörleri uyarır, aktive eder.

    Hiperaljezi (periferik) (devam)

    1. nöron gövdesinde sentezlenen P maddesi, periferik akson sonlanmalarından (nosiseptörlerden) salınır.

    P maddesi çevredeki nosiseptörleri de uyarır.

    P maddesi vazodilatasyon yapar, kızarıklık ve ödem oluşur. Mast hücrelerini uyarır, histamin salınır.

    Nosiseptörlerden ATP de salgılanır.

    Histamin, C lifleri üzerinden kaşıntı yapar, kaşıntıya spesifik reseptör bilinmiyor).

    Merkezi sensitizasyon (duyarlılaşma)

    Omurilik arka kordon nöronlarının duyarlılığı, nosiseptif afferentlerin yüksek aktivitesi ile artar.

    Hasar bölgesindeki ağrısız uyaran bile ağrı oluşturur (allodini)

     AĞRI SINIFLANDIRMASI

    1- Nörofizyolojik mekanizmaya göre:

                a) Nosiseptif

                                       - Somatik

                                       - Visseral

                b) Nöropatik

                                       - Merkezi (talamus örn.)

                                       - Periferik (zona örn.)

    2- Süreye göre (akut, kronik)

    3- Etyolojiye göre (kanser ağrısı, artrit ağrısı gibi)

    4- Bölgelere göre  (baş, göğüs, sırt, ekstremite gibi)

    Nöropatik ağrı

    -Periferik nöron-akson veya ağrı ile ilgili MSS bölgeleri-yollarının hasarlanması sonucu oluşur.

    -Nosiseptör uyarımı şart değildir. Kendiliğinden veya hafif dokunma, termal uyarılarla başlar.

    -Analjezikler çok etkili değil.

    -Hayalet ekstremite, hayalet ağrı

    -Hayalet ekstremite ağrısının tedavisi çok zor.

     Visseral Ağrı

    İç organlardan kaynaklanır.

    Az sayıda termal-mekanik reseptör bulunur, nosiseptörler deriye göre daha seyrek yerleşimlidir. Örn. kesme/yakma ib’da ağrısız. 

    Yavaş ağrıdır. Lokalizasyonu kötüdür. Rahatsız edicidir.

    Sıklıkla bulantı ve otonom belirtiler vardır.

    Yayılır ve yansır.

    Visseral ağrı iletimi

    MSS’e PS ve S sinirler içerisinde iletilir.

    1. nöron hücre gövdesi arka kök ganglionu veya ilgili kafa çiftinin ganglionundadır.

     Omurilikte somatik ağrı yolları gibi seyreder.

    Bir grup visseral ağrı 2. sıra aksonu AL’e katılmaz, arka kordonda orta hatta yakın ayrı bir bölgede talamus üzerinden kortekse iletilir.

    Visseral ağrıda ağrı liflerinin uyarılması

    İçi boş organların gerilmesi (örn. İntestinal tıkanma)

    Organların iltihaplanması

    İskemi

    Visseral ağrıya eşlik eden bulgular

    Affektif komponent

    Kas spazmı, rijidite (özlle periton etkilenmişse)

    Bulantı, kusma, otonom belirtiler (visseral reflekslerin aktive olması)

    (Visseral ağrının dual karakteri)

     Yansıyan ağrı

    Derin ağrı ve visseral ağrının somatik yapılara yansıması, dermatomal kural yanında deneyimin rolü vardır.

    Örneğin:

    Kardiyak ağrılar sol kola, göğsün sol tarafına

    Üreter ağrısı testislere ve alt karın bölgesine

    Özofagus ağrısı göğüs duvarına

    Safra kesesi skapula kemikleri çevresine

    Appendix ön karın ve göbek çevresine yansır.

    Dermatomal kural

    Ağrı genellikle kaynaklandığı dokunun embriyojenik gelişimde orijin aldığı segment-dermatoma yansır. Nedeni konverjans

    Örneğin kalp ve kol; diafram ve omuzlar, böbrek-üreter ve testisler aynı segmentlerden kaynaklanır.