İslam Medeniyetinin Türk Edebiyatına Yansıması

İslam medeniyeti ve Türk edebiyatı ilişkisi şu seçenekli metinler üzerinden incelenir:

Gazel

Menüm tek hîç kim zâr ü perîşân olmasın yâ Rab
Esîr-i derd-i ışk u dâğ-ı hicrân olmasun yâ Rab

Dem-â-dem cevrlerdür çekdügüm bî-rahm bütlerden
Bu kâfirler esîri bir müselmân olmasun yâ Rab

Görüp endîşe-i katlümde ol mâhı budur derdüm
Ki bu endîşeden ol meh peşîmân olmasun yâ Rab

Çıkarmak etseler tenden çeküp peykânın ol servün
Çıkan olsun dil-i mecrûh peykân olmasun yâ Rab

Demen kim adli yoh yâ zulmü çoh her hâl ile olsa
Gönül tahtına andan özge sultân olmasun yâ Rab

Cefâ vü cevr ile mu'tâdem anlarsuz n'olur hâlüm
Cefâsına had ü cevrine pâyân olmasun yâ Rab

Fuzûlî buldu genc-i âfiyet meyhâne küncinde
Mubârek mülkdür ol mülk vîrân olmasun yâ Rab

Fuzuli


Müseddes Na'tı Şerif-i Nebevî

Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim, 
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim, 
Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim, 
Menşur-ı 'le-amrük'le müeyyedsin efendim. 

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim, 
Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim. 

Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda, 
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda, 
Gülbank-i kudümün çekilir arş-ı Hudâ'da, 
Esmâ-i şerifin anılır arz ü semâda. 

Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim, 
Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim. 

Şeyh Galib 



Bâğ-ı Dehrin Hem Hazânın Hem Bahârın Görmüşüz

Bâğ-ı dehrin hem hazânın hem bahârın görmüşüz 
Biz neşâtın da gamın da rûzgârın görmüşüz 

Çok ta mağrur olma kim meyhâne-i ikbalde 
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz 

Top-i âh-i inkisâra pâydâr olmaz yine 
Kişver-i câhın nice sengin-hisârın görmüşüz 

Bir hurûşiyle eder bin hâne-i ikbâli pest 
Ehl-i derdin seyl-i eşk-i inkisârın görmüşüz 

Biz hadeng-i can-güdâzı ahdır sermâyesi 
Biz bu meydânın nice çâpük-süvârını görmüşüz 

Bir gün eyler dest-beste pâygâhı cay-gâh 
Bî-aded mağrûr-i sadr-i i'tibârın görmüşüz 

Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-i murad 
Biz bu bezmin Nâbîyâ çok bâde-hârın görmüşüz

Nabi 


Gazel 

Hattım hisabın bil dedin gavgalara saldın beni 
Zülfüm hayalin kıl dedin sevdalara saldın beni 

Geh ebr veş giryan edip geh bad veş püyan edip 
Mecnun-ı sergerdan edip sahralara saldın beni 

Vaslım dilersin çün dedin lutf edeyin olsun dedin 
Yarın dedin birgün dedin ferdalara saldın beni 

Yusuf gibi izzette sen Yakub veş mihnette ben 
Dil sakin-i beytül hazen tenhalara saldın beni 

Baki sıfat verdin elem ettin gözüm yaşını yem 
Kıldın garik-i bahr-ı gam deryalara saldın beni

Bâki 



GAZEL
1. Şevkız ki dem-i bülbül-i şeydâda nihânız
    Hûnuz ki dil-i gonca-i hamrâda nihânız


2. Bu cism-i nizâr üzre döküp jale-i eşki
    Çün rişte-i can gevher-i mânâda nihanız


3. Mahrem yine her hâlimize bâd-i sabâdır
    Dâim şiken-i zülf-i dilârâda nihânız


4. Olsak n’ola bî nâm-u nişân-ı şöhre-i âlem
    Biz dil gibi bir turfe muammâda nihânız


5. Hem gül gibi rengînî-i mânâ ile zâhir
    Hem neş’e gibi hâlet-i sahbâda nihânız


6. Geh hâme gibi şevke tarâz-ı gam-ı aşkız
   Geh nâle gibi hâme-i şekvâda nihânız


7. Ettik o kadar ref-i taayyün ki Neşati
    Âyîne-i pür tâb-ı mücellâda nihanız


Neşati





Son değiştirme: 20 Şubat 2018, Salı, 22:42