Türk Edebiyatı ve Batı Kültürü

Konuyla ilgili seçenekli metinler:


MÜNACAT

Hak-teala azamet aleminin padişehi
La-mekandır olamaz devletinin taht-gehi

Hasdır zat-ı ilahisine mülk-i ezeli
Bi-hudud anda olan kevkebe-i lemyezeli

Eser-i hikmetidir yerle göğün bünyadı
Dolu boş cümle yed-i kudretinin icabı

İzzet ü şanını takdis kılar cümle melek
Eğilir secde eder piş-i celalinde felek

Emri vech üzre yer eyler gece gündüz hareket
Değişir tazelenir mevsim-i feyz ü bereket

Pertev-i rahmetinin lemasıdır ayla güneş
Tab-ı hışmından alır alsa cehennem ateş

Şerer-i heybet-i ulviyyesidir yıldızlar
Anların şulesi gök kubbesini yaldızlar

Kimi sabit kimi seyyar be-takdir-i Kadir
Tanrı'nın varlığına her biri bürhan-ı münir

Varlığın bilme ne hacet küre-i alem ile
Yeter isbatına halk ettiği bir zerre bile

Göremez zatını mahlukunun adi nazarı
Hisseder nurunu amma ki basiret basarı

Vahdet-i zatına aklımca şehadet lazım
Can ü gönlümle münacat ü ibadet lazım

Neşe-i şevk ile âyâtına tapmak dilerim
Anla var Hâlik'ıma gayrı ne yapmak dilerim

Ey Şinasi içimi havf-ı ilahi dağlar
Suretim gerçi güler kalb gözüm kan ağlar

Eder isyanıma gönlümde nedamet galebe
Neyleyim yüz bulamam ye's ile afvım talebe

Ne dedim tövbeler olsun bu da fi'l-i şerdir
Benim özrüm günehimden iki kat bed-terdir

Nur-ı rahmet niye güldürmeye ruy-ı siyehim
Tanrı'nın mağfiretinden de büyük mü günehim

Bi-nihaye keremi aleme şamil mi değil
Yoksa alemde kulu aleme dahil mi değil

Kulunun za'fına nisbet çoğ ise noksanı
Ya anın kahrına galib mi değil ihsanı

Sehvine oldu sebeb acz-i tabii kulunun
Hem odur alem-i manide şefi'i kulunun

Beni afvetmeğe fazl-ı ilahisi yeter
Sanma hâşâ kerem-i na-mütenahisi biter


Şinasi


GAZEL

Diyar-ı küfrü gezdim beldeler kâşâneler gördüm
Dolaştım mülk-i islamı bütün viraneler gördüm

Bulundum ben dahi dar-üş-şifa-yı Bab-ı Âli'de
Felatun'u beğenmez anda çok divaneler gördüm

Huzur-ı gûşe-yi meyhaneyi ben görmedim gitti
Ne meclisler ne sahbâlar ne işrethaneler gördüm

Cihan namındaki bir maktel-i âma yolum düştü
Hükümet derler anda bir nice salhaneler gördüm

Ziya değmez humarı keyfine meyhane-i dehrin
Bu işretgehte ben çok durmadım ammâ neler gördüm

Ziya Paşa

Promete

Kalbinde her dakika şu ulvi tahassürün 
Minkar-ı âteşinini duy, dâima düşün: 

Onlar niçin semâda, niçin ben çukurdayım? 
Gülsün neden cihan bana, ben yalnız ağlayım?.. 

Yükselmek âsümâna ve gülmek, ne tatlı şey!.. 
Bir gün şu hastalıklı vatan canlanırsa... Ey 

Müştâk-ı feyz u nûr olan âti-i milletin 
Meçhul elektrikçisi, aktâr-ı fikretin 

yüklen getir - ne varsa - biraz meskenet - fiken, 
bir parça rûhu, benliği, idrâki besleyen 

Esmâr-ı bünye-hıyzini; boş durmasın elin. 
Gör dâimâ önünde esâtir-i evvelin 

Gökten dehâ-yi narı çalan kahramâanını... 
Varsın bulunmasın bilecek nâm ü şânını!..

Tevfik Fikret 


Sabah Olursa

Bu memlekette de bir gün sabah olursa, Halûk, 
Eğer bu memleketin sislenen şu nâsıye-i 
Mukadderatı, kavi bir elin kavi, muhyi 
Bir ihtizâz-ı temasiyle silkinip şu donuk, 
Şu paslı çehre-i millet biraz gülerse... O gün 
Ben ölmemiş bile olsam, hayâta pek ölgün 
Bir irtibatım olur şüphesiz; - O gün benden 
Ümidi kes, beni kötürüm ve boş muhitimde 
Merâretimle unut; çünkü leng ü pejmürde 
Nazarlarım seni maziye çekmek ister; sen 
Bütün hüviyyet ü uzviyyetinle âtisin: 
Terennüm eyliyor el'an kulaklarımda sesin!

Evet, sabah olacaktır, sabah olur, geceler 

Tulû-i haşre kadar sürmez; âkıbet bu semâ, 
Bu mâi gök size bir gün acır; melûl olma, 
Hayâta neş'e güneştir, melâl içinde beşer 
Çürür bizim gibi... siz, ey fezâ-yı ferdânın 
Küçük güneşleri, artık birer birer uyanın! 
Ufukların ebedi iştiyâkı var nura. 
Tenevvür.... asrımızın işte rûh-i amali; 
Silin bulutları, silkin zılâl-i ehvâli, 
Zıyâ içinde koşun bir halâs-i meşkûra 
Ümidimiz bu: ölürsek biz, yaşar mutlak 
Vatan sizinle, şu zindan karanlığından uzak!
Tevfik Fikret



Son değiştirme: 20 Şubat 2018, Salı, 23:30