Servet-i Fünun Edebiyatına Giriş

İKİNCİ ABDÜLHAMİT DÖNEMİ TÜRK EDEBİYATI

 

30 Mayıs 1876’da tahtından alınan Sultan Abdülaziz'in intihar mı ettiği, yoksa bir hastalık sonucu mu öldüğü belli olmadan bu dünyadan ayrılışından sonra yerine Beşinci Murat getirilir. Bunun saltanatı da 2 ay sürer. Aklî dengesinin bozukluğu nedeniyle padişahlıktan alınır ve yerine 31 Ağustos 1876'da Kanun-ı Esasi (Anayasa)’yi kabul etmek mecburiyetinde kalan 34 yaşındaki İkinci Abdülhamit getirilir.

Tanzimat döneminde ortaya çıkan Yeni Osmanlılar Cemiyetinin çalışmaları sonucu 23 Aralık 1876 tarihinde Osmanlı Devleti’nde ilk defa yarı parlamenter bir idare sistemi olan Meşrutiyet ilan edildi. Mecliste 180 Müslüman, 60 Hıristiyan mebus bulunuyordu.

20 Mart 1877'de karar verilen Osmanlı-Rus Harbinde Osmanlı Devleti’nin yenilmesi, Rusların Yeşilköy'e kadar gelmeleri, mecliste Sultan İkinci Abdülhamit ve askerlerin suçlanmaları gibi sebeplerle 13 Şubat 1878'de padişah, Meclis-i Mebusanı feshetti. Böylece Birinci Meşrutiyet dönemi sona erdi ve 1908 yılına kadar İkinci Abdülhamit idaresi hüküm sürdü. Sultan Abdülmecid’in oğlu olan İkinci Abdülhamid’in istibdat yönetimi aşağı yukarı 1878’de başlıyor ve 1908’e kadar devam ediyor.

https://scontent-fra3-1.xx.fbcdn.net/hphotos-xpt1/v/t1.0-9/q81/s720x720/11738029_10153085054723981_7315331492340473176_n.jpg?oh=91b4d662c11fc9f7d6cc0732f5038b24&oe=561A478C

İkinci Abdülhamit istibdadı ülkede her türlü muhalif siyasî düşünce ve faaliyetlerin yayılmasına izin vermiyordu. Bu yüzden bu dönemde edebiyatta özellikle de muhalif anlamda siyasî konulara istense bile yer verilememiştir. Dolayısıyla Tanzimat dönemi toplumsal ve siyasi konulara önem veren bir edebiyat iken, İkinci Abdülhamit dönemi Türk edebiyatı, büyük ölçüde bireysel konular etrafında dönen bir edebiyat olmuştur.

İkinci Abdülhamit döneminde başlıca 3 farklı edebiyat anlayışı vardır: 1. Servet-i Fünun akımı, 2. Mutavassitîn (Ilımlılar), 3. Divan Edebiyatı anlayışını sürdürenler.  Bunların içinde en önemli ve en kuvvetli olan edebiyat damarı Servet-i Fünun akımıdır. Bunlara ayrı ayrı bakalım.

  İkinci Abdülhamit

 

I. İKİNCİ ABDÜLHAMİT DÖNEMİNDE DİVAN EDEBİYATI GELENEĞİNİ SÜRDÜRENLER

 

İkinci Abdülhamit döneminde eski Divan edebiyatı anlayışına bağlı olan ve etkileri hiç de azımsanmayacak derecede olan edebiyatçılar da bulunmaktadır. Bunlar sistemli ve örgütlü bir birlikteliğe sahip değillerdi.

Değişik yayın organlarında ürün yayınlıyorlardı. Hem geleneksel anlayışa bağlı olarak eser veriyorlar, hem de yeni edebiyatçılara karşı eleştirilerini ortaya koyuyorlardı. Bunlar içinde siyasi açıdan İkinci Abdülhamid’e taraftar olanlar olduğu gibi ona karşı olanlar da bulunmaktaydı.

Bunlar, Arap ve Fars edebiyatlarından beslenen ve geleneksel olarak sürdürülen Divan edebiyatı anlayışına sıkı sıkıya bağlı idiler. Yenileşmeye, modernleşmeye, batılılaşmaya yüz vermiyorlardı. Katı muhafazakâr olan bu edebiyatçılar, keskin batıcı Servet-i Fünuncularla mücadeleye de girişmiştir.

Bunlar, hayat tarzı itibariyle de eski zevk ve anlayışa bağlıdırlar. Bir kısmı eski, pejmürde kıyafetlerle dolaşırlar, harabatî kimliğiyle meyhanelerden çıkmazlardı. Divan edebiyatı anlayışını sürdüren muhafazakâr edebiyatçılara şu örnekleri verebiliriz: Faik Esad (Andelip), İsmail Paşazâde Kör Hakkı, El-Hâc İbrahim Efendi, Hoca Hayret Efendi, Ali Ruhî, Remzi Baba, Müstecabizade İsmet, Şeyh Vasfi, Halil Edip.

Baba Tahir’in alıp çıkarmaya devam ettiği Musavver Malumat, eski edebiyat yanlılarının yayın organıydı. Baba Tahir, uzun boylu, yakışıklı, cesur, tok sesli, çok kazanıp bol harcayan, iyi giyinen ve Sarayca desteklenen bir kişidir.

Saray, yeni edebiyat taraftarlarının toplandığı Servet-i Fünun dergisine karşı muhalif bir dergi çıkarılması gerektiğine inanır ve Baba Tahir’in Musavver Malumat’ı çıkarmasına imkân sağlar. Bu derginin gayesi Servet-i Fünun dergisini akamete uğratmak, yeni edebiyat taraftarlarını eleştirerek kamuoyunda itibarsız hâle getirmek ve batı edebiyat akımını etkisizleştirmekti.

Eski Divan edebiyatına bağlı olan edebiyatçılar, ürünlerini ayrıca Musavver Fen ve Edeb (1899), İrtika (1899), Resimli Gazete (1881), Hazine-i Fünun (1882), Sabah Gazetesi gibi yayın organlarında da yayınlıyorlardı.

gezgindergi_kultur_gecmis_yuzyilin_gezginleri (1)  Sultan İkinci Abdülhamit

Divan Edebiyatı Çizgisinde Olanların Servet-i Fünunculara Getirdikleri Eleştiriler Şunlardı:

*Özgün ve bağımsız değil tamamen Fransız edebiyatının kopyası bir edebiyat yapıyorlar.

*Ülke ve milllet gerçekleriyle ilgisi olmayan, millî bir özellik göstermeyen kozmopolit bir edebiyat yapıyorlar.

*Halkın konuşma dilinden ve geleneksel olarak yerleşmiş olan Türk yazı dili ve üslubundan ayrı, tercüme kokan yapma bir dil kullanıyorlar.

Ahmet Midhat, “Dekadanlar”[1] yazısında Servet-i Fünuncuları dilimizi bozmakla, anlaşılmaz hale getirmekle suçlar ve onları anarşistlere benzetir. Bu dekadanlık suçlaması etrafında geniş bir tartışma yapılmıştır. Fakat Ahmet Midhat, daha sonra “Teslim-i Hakikat”[2] yazısıyla eski suçlamalarından vazgeçip Servet-i Fünuncuların ileri bir edebiyat yaptıklarını belirtir.

*Bize yabancı hayallerle dolu anlaşılmaz bir şiir üretiyorlar.

Yeni edebiyat çevresinde bulunan Ali Ekrem, Ahmet Reşid ve arkadaşları zamanla Servet-i Fünunculardan ayrılıp Malûmat gazetesine geçtiler. Samipaşazade Sezayi, Menemenlizade Tahir ve Rıza Tevfik, Malûmat çevresine destek veriyorlardı.

İkinci Abdülhamid’in Tanzimat’ın Encümen-i Daniş’ine bir nazire olarak eski edebiyat anlayışına bağlı bir Cemiyyet-i Edebiyye kurma teşebbüsü olmuş. Buna Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi gibi isimleri çağırmış. Fakat bu kurum hayata geçirilememiştir.[3]



[1] Sabah gazetesi, 1 Mart 1313 /1897

[2] Tarik gazetesi, 1898

[3] bk: Nazan Danişmend, “Abdülhamid’in Cemiyyet-i Edebiyyesi”, Türklük, Ağustos 1939, S.5, s.398.

 

II. SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI (1896-1901)

 

Tanzimat’la birlikte Osmanlı Devleti ve toplumu, genel anlamda hemen her alanda batılılaşma sürecine girmişti. Bu bağlamda Türk edebiyatı da bunun dışında kalamamış ve Batı edebiyatından hem biçimde anlamda hem de içerikte yeni öge, özellik ve motifler almıştır. Dolayısıyla Tanzimat’tan itibaren Divan edebiyatından farklı, batılı anlamda modern bir Türk edebiyatı ortaya çıktı.

Bu anlayışın en gelişmiş biçimi, Tanzimatçılardan sonra Servet-i Fünun topluluğunun ortaya koyduğu edebiyattır. Aşağı yukarı 1859-1896 yılları arasındaki dönemde Türk edebiyatı, hem geleneksel Doğulu hem de yeni Batılı ögeleri birlikte barındırır. Ancak 1896’da Servet-i Fünun dergisinin bir edebiyat dergisi olmasıyla birlikte radikal anlamda batılı bir edebiyat yapılmaya başlanır. Bu bakımdan 1896-1901 yılları arasında Servet-i Fünun dergisi etrafında oluşan edebiyat, tamamen denilebilecek ölçüde batılı bir edebiyattır.

Radikal batıcı edebiyatçılar, sadece edebiyat yapma konusunda batılı değillerdir. Bunlar, aynı zamanda yaşam biçimi, giyinme, eğlenme tarzı bakımından da batılıdırlar. Batılılar gibi şık giyinirler, onlar gibi davranıp konuşurlar ve yine onlar gibi bir sosyal hayat ve ev düzeni kurarak alafranga bir hayat sürerler. Kendileri için seçtikleri toplumsal hayat mekânı da batılılaşmanın merkez üssü olan Beyoğlu çevresidir.

 

Akımın Adı: Servet-i Fünun edebiyatı, İkinci Abdülhamit dönemi Türk edebiyatının bir koludur. Türk edebiyatını kökten batılılaştırmak isteyen bir grup edebiyatçının Servet-i Fünun dergisi etrafında ürettikleri edebî hareketin adıdır. Bu harekete “Edebiyat-ı Cedide” adı da verilmiştir. Ancak Tanzimatçı yazarlar da kendi edebiyatlarına “Edebiyat-ı Cedide (Yeni Edebiyat)” diyorlardı. Kimi Servet-i Fünun yazarları, aradaki farkı belirtmek için zaman zaman kendilerine “Yeni Edebiyat-ı Cedide” adını verdiler. Ancak bu hareket, hemen hemen dergiyle özdeşleştiği için “Servet-i Fünun Edebiyatı” demek daha uygun bir adlandırma olacaktır.

 

Servet-i Fünun Dergisi: Servet-i Fünun dergisi önceleri Servet gazetesinin eki olarak çıkıyordu. Ahmet İhsan derginin müstakil, resimli ve estetik değeri yüksek bir dergi olmasını istedi. 27 Mart 1891’de Ahmet İhsan (Tokgöz) tarafından yayınlanmaya başlayan Servet-i Fünun dergisi, önceleri Batıdan çevirilerle dolu bir fen, sağlık, sanayi, magazin ve genel kültür dergisiydi.

 Ahmet İhsan TOKGÖZ

Ancak yeni edebiyatçıların öncüsü olan Recaizade Mahmut Ekrem, 1895’te Malumat dergisi sahibi Baba Tahir’le kafiye konusunda bir tartışmaya girer. Malumat, Ekrem’in “Şemsa” adlı hikâyesini izinsiz olarak yayınlar. Ekrem de buna kızar ve yazılarını Servet-i Fünun dergisine vermeye başlar. Bu arada eski edebiyat yanlılarına karşı Batıcı yeni edebiyat yanlısı gençleri bir çatı altında toplayıp örgütlü bir mücadeleyi gerekli gördü.

Bunun için Mekteb-i Mülkiye (Siyasal Bilgiler Okulu)’den öğrencisi olan Servet-i Fünun dergisi sahibi Ahmet İhsan’ı dergisini bir sanat ve edebiyat organı hâline getirme konusunda ikna etti. Bunun sonucunda Ekrem, Galatasaray Lisesi’nden öğrencisi olan Tevfik Fikret’i derginin yönetimine getirdi. Tevfik Fikret, 7 Şubat 1896 tarihinde 256. sayı ile birlikte derginin başyazarı olduktan sonra Halit Ziya, Mehmet Rauf, Cenap Şehabeddin, Hüseyin Siret, Ali Ekrem Bolayır, Süleyman Nesip, Hüseyin Cahit, Hüseyin Suat, Ahmet Reşit, Süleyman Nazif, Faik Ali, Müftüoğlu Ahmet Hikmet, Ahmet Şuayp gibi yenilikçi genç edebiyatçıları dergide topladı.

Dergi, 1896’dan 1901’e kadar bu topluluğun edebiyat ürünlerinin sergilendiği bir yayın organı oldu. Fikret, derginin eski görünümünü değiştirdi, tam bir edebiyat dergisi haline getirdi.

Geleneksel Türk edebiyatından hemen hemen bütün bağlarını koparıp tamamıyla Batılı anlayışta bir edebiyat ortaya koymaya çalışan bu topluluk üyeleri, tercümeler yaptılar. Ayrıca şiir, hikaye, roman, eleştiri gibi ürünler verirken bir yandan da sanat anlayışlarının teorisini yapıp, muhalifleriyle kalem mücadelesini sürdürüyorlardı.

Servet-i Fünun 1901’de kapandı. Bir süre sonra yeniden açıldı ama artık edebiyat dergisi değil, genel kültür dergisi olarak yayınına devam etti. 1909’dan itibaren Fecr-i Aticilerin ve Millî Edebiyatçıların yayın organı oldu. 1922’de bir süre kesintiye uğradı. 1924’te tekrar çıkmaya başladı ve bu sefer sonraki süreçte Yedi Meşalecilerin yayın organı oldu. 1928’de yeni Türk harflerine geçince adı Uyanış-Servet-i Fünun oldu. 26 Mayıs 1944 tarihinde ise yayın hayatı sona erdi.


Son değiştirme: 21 Şubat 2018, Çarşamba, 13:09