Mukaddimetü’l-Edeb


Mukaddimetü’l-Edeb (Muḳaddimetü’l-Edeb, ME), Arapça öğretmeyi amaçlayan, Arapça kelime ve kısa cümlelerden oluşan pratik bir sözlüktür. Bu nedenle ele alınan kelime ve kısa ibareler arasında herhangi bir ilgi bulunmamaktadır.

Sözlük, “İsimler, Fiiller, Harfler (Edatlar; fiil ve isim dışında kalan gramer unsurları.), İsim Çekimi, Fiil Çekimi” olmak üzere beş bölümden oluşur. İsimler, konularına göre sıralanıp verilmekte ayrıca çokluk şekilleri de gösterilmektedir. Bu bölüm, eserin ¼’ünü oluşturacak yoğunluktadır. Eserin asıl üzerinde durduğu konu fiillerdir. Bu bölümde fiiller Arapça fiil kalıpları olan bablara bölünmüş, her babda da fiiller, yapısına ve Arapça alfabetik sıraya göre dizilmiş ve mastarları da verilmiştir. ME’de son üç bölüme çok az yer verilmiştir. Sözlüğün Harezm Türkçesi ile yapılmış tercümelerinin hiçbirinde bu son üç bölüm yer almamaktadır[1].

Eski Türkçe ve Orta Türkçe dönemi sözlüklerinde bulunmayan, hapax durumundaki pek çok kelimenin yer aldığı ME, bu yönüyle Dîvânü Lügâti’t-Türk’ten sonra Orta Türkçe döneminin en zengin kelime hazinesini içine alan bir sözlüktür.

 

Eserin Yazarı, Yazılış Tarihi ve İthaf Edildiği Kişi


Mukaddimetü’l-Edeb, ünlü tefsir ve lügat âlimi Mahmûd bin 'Ömer ez-Zemahşerî tarafından yazılıp Harezmşah Atsız bin Muhammed bin Anuştigin’e sunulmuştur.

Harezmşah Atsız (1099-1156) 1127 yılında Sultan Sencer tarafından babası Kutbü’d-dîn Muhammed’in ölümü üzerine Harezmşah ilân edilmiştir. Devrin ilim dili olan Arapçaya ilgi duyan Atsız, lügat âlimi Zemahşerî’den kendisinin saray kütüphanesi için bir sözlük yazmasını istemiş ve Zemahşerî de bu isteği yerine getirmek için Mukaddimetü’l-Edeb adını verdiği eserini yazmıştır. Zemahşerî, eserin önsözünde “devrin hükümdarı Harezmşah Atsız’ın Arap dilini öteki dillere tercih ettiğini ve kendisine, çok zengin olan saray hazinesi için bir nüsha yazmasını emrettiğini, kendisinin de bu emre uyarak kitabı yazıp Atsız’a ithaf ettiğini ve kitabının bütün memleketlerde makbûle geçerek Atsız’ın yüce adının her zaman, her yerde ve bütün dillerde anılmasını istediğini” belirtmektedir[2].

ME’in yazılış tarihi eserin hiçbir nüshasında kayıtlı değildir. Fakat Atsız’ın hüküm sürdüğü yıllar (1127-1156) ve Zemahşerî’nin ölüm tarihi (1144) göz önünde bulundurulursa yazılış yılının 1128-1144 yılları arasında olduğu düşünülebilir.

ME, yukarıda da söylenildiği gibi Arapça öğrenecekler için hazırlanmış bir sözlüktür. Bu amaca yönelik olarak eserin Harezm Türkçesi, Farsça, Moğolca, Çağatayca, Osmanlıca gibi pek çok dile satır altı tercümesi yapılmış nüshası bulunmaktadır. Ancak sözlüğün orijinali kayıp olduğu için Harezmşah Atsız’a sunulan eserin herhangi bir dilde tercümesinin olup olmadığı, tercümesi var ise hangi dilde yapıldığı bilinmemektedir. Fakat eserin ithaf edildiği kişi yani hükümdar Atsız Türk’tür[3] ve bu nedenle orijinal nüshadaki satır altı tercüme büyük bir ihtimalle Türkçe yani dönemin Türkçesi ya da eserin yazıldığı dönem ve bölgede Türkçeden sonra en çok konuşulan Farsça veya Harezmîce olmalıdır. ME’in “Önsöz”ünde Atsız’ın yüce adının bu kitap sayesinde “bütün dillerde” her zaman ve her yerde anılmasını istediğini anlatan ifadede “bütün diller”den kasıt bu üç dil olmalıdır. Z. V. Togan’ın, eserin orijinal yazmasındaki tercümeyi tespit etme konusundaki açıklaması şudur[4]:

Zimahşerî’nin türkçe glossarının aslî ilk şeklini tespit etmek için onun aynı kitaba yazdığı horezmce ve farsça glossarlarını da ele alarak her üçünü karşılaştırmak şarttır. Türkçe glossar gibi farsçası da, ya Zimahşerî’den tamamen müstakil olarak yeniden yapılmış yahud da Zimahşerî’nin bu farsça glossarı zaman ve mekâna göre tadilata uğramıştır.

Eserin (Harezm Türkçesine Tercümesi Yapılmış) Nüshaları

1.   Yozgat Kütüphanesi, 396 (10 cumadi’ü’l-evvel 655/25 Mayıs 1257)[5].

2.   Berlin Devlet Kütüphanesi, Nr. Ms. Orient Fol. 66 (Safer 681/1282).

3.   Paris Supplément turc, 287 (XII. yy.[6])

4.   Şuşter Nüshası. (XIII. yy.[7])

5.   İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Edebiyat nr. 4655 (veya A.Y.114), (715/1315).

6.   Rampur Saray (Rezâiye) Kütüphenesi, 3810 (XIV. yy.)

7.   Topkapı Sarayı, Ahmed III, 2243 (XIV. yy.)

8.   Topkapı Sarayı, Ahmed III, 2740 (XIV. yy.)

9.   Topkapı Sarayı, Ahmed III, 2741.

10. Millet Kütüphanesi, 2009 (749/1348)

11. Beşir Ağa, 648 (14 Rebîü’l-evvel 797/1394)

12. Damat İbrahim Paşa Kütüphanesi, 1149 (738/1338)

13. Atıf Efendi, 2768 (799/1397)

14. Yeni Cami Kütüphanesi, Hatice Turhan Yazması, 322 (769/1367)

15. İstanbul Arkeoloji Müzesi, 1619 (1340)

16. Manisa Kütüphanesi, 2850, (25 Ramazan 800/1398)

17. British Museum, Add 7429 (760/1359)

18. Kastamonu Kütüphanesi, 2487.

19. Hive, (1338)

20. Taşkent, 2699[8] ve 3807[9].

ME’in yukarıdaki Harezm Türkçesi ile yapılmış nüshalarının bazılarında yer yer Farsça ve Batı Türkçesine yapılmış tercümeler de bulunabilmektedir. Bu nüshalar arasında Harezm Türkçesi için en kayda değer olanları İstanbul Üniversitesi, Paris, Berlin, Şuşter ve Yozgat’taki nüshalardır. Diğer nüshalarda bazı yerler Farsçaya tercüme edilirken bazı yerler de Harezm Türkçesi ile yapılmıştır. Diğer yandan Atıf Efendi ve Yenicami nüshalarında doğu Türkçesinin yanında yer yer Batı Türkçesi yani Oğuz Türkçesine özgü kelimeler de yer almaktadır.


Eser Üzerinde Yapılmış Çalışmalar


Barthold, W. (1926); “Eine Zamaḫšarì Handschrift mit alttürkischen Glossen”, Islamica 2, Leipzig, s. 1-4.

Benzing, J. (1968); Das Chwaresmische Sprachmaterial der “Muqaddimat al-Adab” von Zamaxšarì. I. Text, Wiesbaden.

Borovkov, A. N. (1962); “Tyurskie glossı v Buḫarskom spiske’ Muḳaddimat al-Adab”, Acta Orientalia Hungaria XV, Budapest, s. 31-39.

______ (1964); “Mongol’skie glossı v Buḫarskom spiske Muḳaddimat al-Adab”, NAA 1964, I, Moskva, s. 140-145.

Grotzfeld, H. (1968); “Abu’l-Qāsim Maḥmūd b. èUmar az-Zamaḫšarì: Pišrau-i adab yā Muqaddimat al-Adab”, Der Islam 44, s. 304-306.

İmam, M. K. (1963); Abu’l-Úāsım Maḥmūd b. èOmar az-Zamaḫşarì: Pìşrev-i Adab yā Muḳaddimat al-Adab (The Oldest Arabic-Persian philological dictionary). Part I: Nouns, Part 2: Verbs, Part 3: Index, Teheran 1342/1963, 1343/1965.

İshak Hocası Ahmed Efendi (1895); Aḳṣa’l-ereb fì tercemeti Muḳaddimeti’l-Edeb, I-II, İstanbul 1313/1895.

Poppe, N. (1938); Mongol’skiy slovar’ Muḳaddimat al-adab I. II, Moskva-Leningrad 1938. III. Ukazateli, Moskva-Leningrad 1939. (Poppe’nin yukarıda adı geçen eserinin sözlük kısmını Türkiye Türkçesine çeviren: M. Kaçalin, Zemahşerî, Mukaddimetü’l-Edeb, TDK Yayınları, Ankara 2009.)

______ (1951); “Eine viersprachige Zamaxšari-Handscrifts. I. Das Çaġataitürkische Sprachmaterial, ZDMG 101, Wiesbaden, s. 301-332.

Togan, Z. V. (1951); Documents on Khorezmian Culture. Part I. Muqaddimat al-Adab with the Translation in Khorezmian, İstanbul.

­­________ (1965); “Zimahşeri’nin Doğu Türkçesi ile “Mukaddimetü’l-Edeb”i”, Türkiyat Mecmuası, 14, İstanbul, s. 81-92.

Ülkütaşır, M. Ş. (1948); “XI. yüzyıldan günümüze kadar yazılmış başlıca sözlüklerimiz”, Türk Dili-Belleten, Seri: III (Ocak-Aralık 1948), S. 12-13, İstanbul 1949.

Wetzstein, J. G. (1844); Samachsharii Lexicon Arabicum Persicum ex codicibus manuscriptis Lipsiensibus, Oxoniensibus, Vindobonensi et Berolonensi editit atque Indicem Arabicum, Lipsiae 1844-1850.

Zajaczkowski, A. (1965); “Nad rekopisami propedeutyki literatury (Muqaddimat al-adab Zamachszari’ego (XII w.) w zbiorach iranskich i tureckich, Spr. Z Prac Nauk. Wydz. I PAN, Warszawa, s. 8-13.

______ (1967); “Glava o životnýh v arabskom trude Zamaḫšare (s persidskimi i tyurkskimi glossami) po Stambul’skomu spisku 655 g.h (=1257)”, RO 30, 2 (1967), s. 27-82.


Mu'înü'l-Mürîd


Mu'înü’l-Mürîd (Mu'ìnü’l-Mürìd, MM), didaktik mahiyette bir eser olup dinî-tasavvufî konuları ele almış ve bu konularda bilgi vermeyi amaçlamış manzum bir eserdir. 'Atabetü’l-Hakâyık gibi mütekarip vezninde dörtlüklerle yazılmıştır.


        "Hakikî bir ilham-ı şairaneye malik olmamakla beraber klâsik nazım kaidelerine oldukça riayetkâr olan şairin bu eserde Yesevî an’anesini iktifa etmeyerek daha ziyada Edib Ahmed’e peyrev olduğu vazıhan anlaşılmaktadır. Her ne olursa olsun Hakaniye lehçesinden Çağatay lehçesine doğru giden lisanî ve edebî temayül silsilesinde bilhassa Harezm’deki o eski edebî an’anelerin deymumetini göstermek itibarıyle de Mu’inü’l-Mürid’in pek mühim bir mevkii vardır." [10].


diyen F. Köprülü, MM’in az sayıda eseri içine alan fakat Türk dili tarihi husunda Karahanlı ve Çağatay Türkçelerine geçiş dönemini kapsayan Harezm Türkçesi dairesindeki önemini vurgulamıştır.

Dil ve üslubu açısından geniş halk kitleleri için yazıldığı anlaşılan MM’in bugüne kadar bilinen tek nüshası Bursa Orhan Kütüphanesi, No:1605’tedir. Eser, adı geçen kütüphanede bulunan mecmuanın 186-211. varakları arasında yer almaktadır. Bu nüshanın fotoğrafları A. S. Levend tarafından Türk Dil Kurumu’na bağışlanmıştır. Tamamı 26 varak olan bu nüshanın her sayfasında ortalama 16-17 satır yer almakta olup metinde hareke işaretleri daha çok çözümlenmesi zor olabilecek yerlere konulmuştur[11]. MM’in Türk Dil Kurumu’nca tıpkıbasımı yapılmışsa da, eseri yayına hazırlayan Ali Ulvi Elöve ile bir anlaşmazlık ortaya çıktığından basılan tıpkıbasım kitap hâline getirilmemiş, fakat pek çok bilim adamına dağıtılmıştır.

MM’in bu nüshasında Cevâhirü’l-Esrâr adlı eserden alınmış 7 dörtlük ile kime ait olduğu belli olmayan bir kıssa ve dizeler de yer almaktadır. Esas eserin kenarına yazılmış olan bu eklemelerin kimin tarafından ve ne zaman yapıldığına dair herhangi bir kayıt yoktur. Fakat bu alıntılar konu itibarıyla MM’le aynıdır. Cevâhirü’l-Esrâr konusunda F. Köprülü şu açıklamayı yapmıştır:


        "Kimin tarafından, nerede ve hangi zamanda yazıldığına dair elimizdeki parçalarında ne de sair tarihî menbalarda hiçbir malumata tesadüf edilmemektedir. Yalnız kıtalardan birinin son mısraında Hıtay, Hind, Mogal, Rus, Çerkes, As’lardan bahsetmesi ya Altınordu’da veya onunla pek alakadar olan Harezm’de yazıldığına bir delil olabilir. ... Bundan başka eserin lisanî mahiyeti, mevzu’u, şekil ve vezin itibariyle edebî hususiyetleri, onu Mu'înü’l-Mürîd’den pek farklı olmayan bu eser, bize 14. asır esnasında Harezm’de, dinî-sofiyâne mahiyette bir klasik Türk edebiyatının kuvvetle inkişaf ettiğini gösterebilir. Bu eserin Şeyh Şeref’e aid olması da şüphesiz faraziyye olarak hatıra gelmektedir." [12].

 

Eserin Müellifi ve Yazım Tarihi


MM, ramazan 713/ Kasım 1313 tarihinde yazılmıştır. Eserin yazarı son dörtlükte şu bilgiyi vermektedir:


        İḍi bėrdi tevfìḳ bu bir ḳaç kelām

        Oruç ayı içre me boldı tamām

        Tārìḫ yėtti yüz on üç ėrdi yılı

        Selāmun 'aleyküm 'aleyküm selām


Aşağıdaki dörtlükte ise müellifin adı anılmaktadır:


        Bu ḳaç söz ayıtġan atı İslām ol

        Tileki āḫir vaḳt islām ol

        Atam baba İslām veliyyü’l-verā

        Özi ẕikri tilde tümen aslam ol


Yukarıdaki dörtlükten müellifin Baba İslâm’ın İslâm adlı oğlu olduğu anlaşılabilir. Bu dörtlüğe dayanarak J. Eckmann da MM için “Harezm Türkçesi” adlı çalışmasında eserin müellifini “İslâm” olarak vermiştir. Fakat Z. V. Togan, bu dizelerden müellifin adını tayin etmenin güç olduğunu belirtir[13].

Ebu'l-gâzî Bahadır Han ise Şecere-i Terâkime adlı eserinde MM’in müellifi olarak Şeyh Şeref Hˇâce’yi göstermiş ve yazılış amacı olarak şu açıklamayı yapmıştır:

         "Salur ilindin Ebu’l-hânda Ersarı Bay tigen bar irdi. Uzak 'ömr tapkan devletli ve müsülmânlıkka gûşiş kıla turgan kişi irdi. Bu sözümizniŋ delîli bu kim, ol zamânda Ürgençde bir 'azîz kişi bar irdi, Şeref atlı. Şeyhlık mesnedinde olturgan ve hem mollâ irdi. Ersarı Bay barıp şeyh-i mezkûrge kırk tive niyâz berip inâbet kılıp iltimâs yüzindin 'arz kıldı kim biz Türk halkı turur biz. 'Arabî kitâblarını okup ma'nâsıge yetişip 'amel kılmaklık besî müşkil bola turur. Eger 'Arabî mes’elelerni Türkî terceme kılıp inâyet kılsaŋız irdi sevâbga şerîk bolur irdiŋiz tidi erse Şeyh Şeref Hˇâce takı barça mes’ele-i dînîni terceme kılıp bir kitâb aytıp Mu'înü’l-Mürîd at koyup Ersarı Bayga berdi. Ol vaktdın tâ bu küngaça barça Türkmenler ol kitâbnıŋ mes’eleleriga 'amel kıla tururlar." [14]


MM için Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkime’sindeki bu açıklamalar, Aşkabad Türkmen rivayetinde tespit edilen Revnâku’l-İslâm için de aynı biçimde tekrar edilmektedir.

F. Köprülü de Z. V. Togan gibi MM’in müellifi hususunda kararsızdır: “Acaba kendisine İslâm diyen şair Şeyh Şeref midir? Yoksa Türkmen an’anesi bu eseri Şeyh Şeref’e isnadda hata mı ediyor?" [15]

 

Eserin Üzerinde Yapılmış Çalışmalar

Ata, A. (1999); “Recep Toparlı, Mu'înü’l-Mürîd, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15, Erzurum 1988, LXXII+287s.” Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.10, s. 389-406.

Karamanlıoğlu, A. F. (2006); Şeyh Şeref Ḫˇāce, Mu'inü’l-Mürîd (Transkripsiyonlu Metin-Dizin-Tıpkıbasım), İstanbul.

Mahdum, A. N. (2006); “Mu'ìnü’l-Mürìd Yazmasının Metin Dışı Türkçe, Arapça ve Farsça Kayıtları Üzerine”, İlmî Araştırmalar 21, s. 153-165.

Togan, Z. V. (1928); “Harezm’de Yazılmış Eski Türkçe Eserler”, Türkiyat Mecmuası II, İstanbul, s. 315-345.

Toparlı, R. (1988); Mu’înü’l-Mürîd, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15, Erzurum.

Toparlı, R. – Argunşah, M. (2008); Mu'înü’l-Mürîd, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2008.


Satır Arası Kur’ân Tercümesi


Türkler, İslâmiyetin ilk yıllarından başlayarak kitleler hâlinde müslüman olmaya başlamışlar ve X. yüzyıldan itibaren de bu dini devlet dini olarak kabul etmişlerdir. Tarih boyunca kabul ettikleri dinlerin çerçevesi dahilinde dil malzemesini işleyen Türkler, bu yönde eserler vermişlerdir. Bu nedenle kabul ettikleri bu yeni din de onların ortaya koydukları eselerde kendisini fazlasıyla belli etmiştir.

Bugün İslâmî Türk edebiyatının elimizdeki bilgiler ışığında tespit edebildiğimiz ilk eseri Kutadgu Bilig’dir. Fakat eserde kullanılan dil yetkinliği ve konuların işleniş tarzı Kutadgu Bilig’i bu dönemin ilk eseri kabul etmeyi zorlaştırmaktadır. Kutadgu Bilig’den sonra gelen eserlerde Türklerin kabul ettiği yeni dinin terminolojisini kendi dilleri ile karşılama gayreti içine girdiklerini görüyoruz[16]. Bu gayreti gösteren en güzel örnekler ise Türkçeye yapılan Kur'ân tercümeleridir. Türkler müslüman olduktan sonra yeni dinin esaslarını öğrenmek maksadı ile Kur'an’ı kendi dillerine çevirmekte gecikmemişlerdir. Bugün en eski Kuran tercümesinin Karahanlı Türkçesinde kaleme alındığı mevcut eserler üzerinde yapılan dil incelemelerinden ortaya çıkarılmış ise de bu tercümenin yazılış tarihiyle ilgili kesin bir kayıt bulunmamaktadır[17]. Ben, Z. V. Togan’ın Kur'ân’ın Türkçeye ilk tercümesinin Farsça tercüme ile aynı zamanda hatta 961-976 yılları arasında Farsça tercümeyi yapmak üzere toplanan heyetteki Türk âlimler tarafından yapıldığı görüşündeyim[18]. F. Köprülü ile aynı görüşü paylaşan A. İnan ise Kur'ân’ın Türkçeye ilk tercümesinin Farsça tercümeden bir asır sonra yani XI. yy’da yapıldığını ileri sürmüşlerdir[19]. Türkçeye yapılan ilk Kuran tercümesinden sonra gerek satır arası gerekse tefsirli pek çok Kuréân tercümesi yapılmıştır.

Burada ele alınan tercüme, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi, Hekimoğlu Ali Paşa Camii No:2’de kayıtlı olup Rebî’ü’l-âhir 764 (Ocak-Şubat 1363)’te Harezm Türkçesi ile istinsah edilmiş nüshadır[20]. Birkaç istisna dışında satır arası kelime kelime tercüme olan metin harekesizdir. Her sayfada 9 satır bulunan metnin tamamı 583 varaktır.

Harezm Türkçesi ile yapılmış olan bu tercüme, Kur'an’ın diğer tercümeleri gibi dil incelemeleri bakımından son derece önemlidir. Çünkü tercümeye konu olan metnin kutsallığı tercümeyi yapanın daha da titiz davranmasına sebep olacağından metin hususunda karşılaşılan yanlışlar bu gibi eserlerde yer almamaktadır. Ayrıca dinî terminolojinin halkın anlayacağı tarzda olmasına dikkat edilmiş ve bu nedenle Türkçe kelimelere ağırlık verilmiştir[21].

Söz konusu eser üzerinde G. Sağol çalışmıştır: An Interliner Translatıon of the Qur’an Into Khwarazm Turkish, I. Introduction-Text, Turkish Sources XIX, Harvard University 1993, XL+369[2]s.; II. Glossary, Harvard University 1993; III. Facsimile, Harvard University 1996.

 



[1]    N. Yüce, Mukaddimetü’l-Edeb. Ḫˇārizm Türkçesi İle Tercümeli Şuşter Nüshası. (Giriş – Dil Özellikleri –Metin – İndeks), Ankara 1988, s. 7.

[2]    Z. V. Togan, “Zimahşerî’nin doğu türkçesi ile “Mukaddimet-ü’l-edeb”i”, Türkiyat Mecmuası, C.XIV (1964), İstanbul 1965, s. 81. İshak Hocası Ahmed Efendi, Aḳṣa’l-ereb fì tercemeti Muḳaddimeti’l-Edeb, I-II, İstanbul 1313/1895.

[3]    Anuştigin dolayısıyla ahfadı olan Atsız bazılarına göre Oğuzların Begdili, bazılarına göre ise Kanglı boyuna mensuptur. Bkz. İ. Kafesoğlu, Harezmşahlar Devleti Tarihi (485-618/1092-1221), (“Harzemşahların Soyu Meselesi”), Türk Tarih Kurumu Yayınları: VII. Dizi-Sa. 29b, Ankara 1992, s. 38-42.

[4]    Z. V. Togan, ygm., s. 86.

[5]    A. Ateş, “Anadolu Kütüphanelerinden bazı mühim Türkçe el yazmaları”, Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, VIII (1958), s. 90-93.

[6]    Z. V. Togan, yge., s. 85.

[7]    N. Yüce, “Eine neu entdeckte Handschrift der “Muqaddimat al-Adab” von az-Zamaḫšari mit chworesmtürkischer Übersetzung”, ZDMG Suppl. III, 2, Wiesbaden 1977, s. 1253-1259.

[8]    K. H. Menges, “Report on an Excursion to Leningrad and Taškent for Research in Çagataj Manuscripts”, Central Asiatic Journal VIII, Wiesbaden 1963, 230-252.

[9]    K. H. Menges, “Report on the Second Excursion to Taškent for Research in Çagataj Manuscripts”, Central Asiatic Journal XI, Wiesbaden 1966, s. 87-133.

[10]   F. Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1926, s. 343.

[11]   R. Toparlı, Mu‘înü’l-Mürîd, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15, Erzurum 1988, s. VI. A. Ata, “Recep Toparlı, Mu‘înü’l-Mürîd, Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Yayınları No:15, Erzurum 1988, LXXII+287s., Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi, S.10, s. 389-406.

[12]   F. Köprülü, age., s. 344.

[13]   Z. V. Togan, “Harezm’de Yazılmış Eski Türkçe Eserler”, Türkiyat Mecmuası, C.II, İstanbul 1928, s. 322.

[14]   Z. K. Ölmez, Ebulgazi Bahadır Han. Şecere-i Terākime (Türkmenlerin Soykütüğü), Ankara 1996, s. 220.

[15]   F. Köprülü, age., s. 341.

[16]   H. Ersoylu, “Kutadgu Bilig’de Kur’an-ı Kerim Ayetlerinden İlhamlar”, Türk Dünyası Araştırmaları 15 (1981), s. 17-41.

[17]   A. Ata, Türkçe İlk Kur’ân Tercümesi, Rylands Nüshası, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara 2004.

[18]   Z. V. Togan, “Londra ve Tahran’daki İslâmî Yazmalardan Bazılarına Dair”, İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi, III, 1959-1960, s. 135.

[19]   A. İnan, Kuran-ı Kerim’in Türkçe Tercümeleri Üzerinde Bir İnceleme, Ankara 1961, s.8.

[20]   J. Eckmann, “Eastern Turkic Translations of the Koran”, Studia Turcica, Budapest 1971, s. 155.

[21]   A. Erdoğan, “Kur’an tercemelerinin Dil Bakımından Değerleri”, Vakıflar Dergisi, 1 (1969), s. 47-51.


Last modified: Saturday, 11 November 2017, 4:43 PM