tiyatro terimi

tiyatro: (Alm. Theater, Fr. theatre, İng. theatre, Yun. theatron, Lat. teatrum). ‘Tiyatro’ terimi Türkçeye İtalyanca ‘teatro’ kelimesinden gelmektedir. Batılı anlamda tiyatro, Türkiye'ye ilk olarak Tanzimat döneminde İtalyan trupları tarafından getirildiğinden biz de ‘tiyatro’ terimini onlardan aldık. Tiyatro, sahne eseri, eserin oynanma sanatı ve oyunun oynandığı yer anlamlarına gelmektedir. Dram, komedi, vodvil gibi edebiyat türlerini izleyicilerin önünde sahnede oynama sanatı. “Senaryo” denilen önceden tasarlanmış ya da yazılmış bir metnin belli bir yerde ya da sahnede, belli bir zaman dilimi içinde izleyiciler karşısında, rol alan oyuncular tarafından ses, tavır, davranış, jest ve mimiklerle canlandırılmasıdır. 


Trajedi, komedi, dram gibi sahnelenme amacıyla kaleme alınan edebî türlerin hepsine birden tiyatro dendiği gibi bu türlerde verilen eserlerin oyuncular tarafından sahnede canlandırılması sanatına ve sahnelenme mekânına da tiyatro denmektedir. Tiyatro, dış gerçeklikte yaşanılan ferdî ve sosyal hayatın küçük bir minyatürünün yeniden kurgulanarak, belirlenen yer ve zamanda, belli bir amaca uygun olarak yeniden yaşatılması sanatıdır. Bir diğer ifadeyle dramatik bir tür olarak, insanların ferdî ve sosyal hayatlarıyla ilgili olay ve olguları gerçeğe uygun olarak kurmaca canlı bir yaşantı halinde sahnelenmesi demektir. Güzel sanatların bir kolu ve çok çeşitli gösteri kollarını içine alan temaşa sanatlarının bir türü olan tiyatro, yazarlık, şairlik, oyunculuk, dans, konuşma, hitabet, resim, müzik, mimarî, ışık, dekor, kostüm gibi pek çok sanat dalının ve unsurun bir araya gelmesinden oluşan ve izleyicinin gözüne ve kulağına hitap eden çok boyutlu kompleks bir sanattır. 


Tiyatronun beş temel unsuru: Eser (metin), oyuncu, tasarımcı, yönetmen ve izleyici. Tiyatro, piyes denilen karşılıklı diyaloglarla kurulmuş hareket, dinamizm unsurunu barındıran tahkiyeli bir edebî eserdir. Söz, davranış ve hareketlerin programı olan metnin fikrî ve estetik değerinin yüksek olması tiyatronun başarısını sağlamada önemli bir etmendir. Tiyatronun en temel ögelerinden birisi oyuncudur. Sahne, kostüm, dekor, müzik gibi unsurlar olmazsa tiyatro olabilir ancak oyuncu olmadan tiyatrodan söz edilemez. Tasarımcılar daha çok tiyatronun dekor, köstüm, ışıklama, müzik gibi teknik donanımıyla ilgili unsurları oyunun şekil ve muhtevasıyla ahenkli bir bütünlük sağlayacak şekilde kullanabilen üretici bir kişidir. Oyunun sahneye konulup icra edilmesinde düşüncesiyle, düzeltmeleriyle, yorumlarıyla teknik ve muhteva uyumunu sağlamada kısacası metin yazarı, oyuncu, izleyici ve sahne arasında en ahenkli uyumu ve oyunun başarıyla ortaya konmasını sağlayan yönetmendir. Dolayısıyla yönetmen de tiyatronun önemli unsurlarından birisidir. Seyirlik oyun olan tiyatro, eseri yazan, eseri oynayan, yöneten ve izleyenlerle sosyal bir bütünlüğü sahiptir. 

O bakımdan ferdî değil sosyal karakterli bir etkinliktir. Yani birden fazla kişinin katılımıyla gerçekleştirilebilen bir sanat dalıdır.  Seyirci, oyuncuyu denetleme imkânına sahiptir. Beğendiğini ya da beğenmediğini hemen göstererek tepkisini hemen gösterir. Böylece tiyatro oyuncusuyla izleyici arasında organik bir bağ vardır. Tiyatro, eğlendirerek, hoşça vakit geçirterek topluma bazı ileti sunmaya çalışır. Eğitici ve eğlendirici bir sanat dalıdır. 


Tiyatro, bir sanat dalı olarak Eski Yunanlıların bağbozumu tanrısı Dianysos adına düzenlenen dinî ayin ve tören şekillerinden doğmuştur. Türkiye'de batılı anlamda ilk tiyatro eseri Şinasi'nin Şair Evlenmesi (1859)'dir. Ancak İskerleç adında birinin Vekâyi-i Acibe ve Havâdis-i Garîbe-i Kefşger Ahmed (1809) adlı bir oyunu bulunduysa da bunun edebiyat tarihimizde fazla bir yeri ve etkisi olmamıştır. Daha önceleri karagöz, kukla, ortaoyunu, meddah, köy seyirlik oyunları gibi geleneksel oyunlar vardı. 


bk. Niyazi Akı, XIX. Yüzyıl Türk Tiyatrosu Tarihi, Ankara 1963; Metin And, Tanzimat ve İstibdat Döneminde Türk Tiyatrosu, Ankara 1972; Metin And, Meşrutiyet Döneminde Türk Tiyatrosu, Ankara 1971; Metin And, Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu, Ankara 1983; Alemdar Yalçın, II. Meşrutiyet'te Tiyatro Edebiyatı Tarihi, Ankara 1985; Özdemir Nutku, Dünya Tiyatrosu Tarihi, 2 cilt, Ankara 1971; Aziz Çalışlar, Tiyatro Ansiklopedisi, Ankara 1995; Özdemir Nutku, Dram Sanatı, İstanbul 1990; Melahat Özgü, "Tiyatro", Türk Dili, C.14, S.165, 1 Haziran 1965, s.613; Gürkal Aylan, "Tiyatro ve Sinema Sanatları Arasındaki Ayrımlar", Türk Dili, C.15, S.179, 1 Ağustos 1966, s.1038; Raik Alnıaçık, "Tiyatro Üzerine Denemeler", Türk Dili, C.16, S.189, 1 Haziran 1967, s.736.  


trajedi: Dava ve iddia sahibi bir iradenin karşı konulamaz, zor, çetin, yenilmez başka bir irade ile karşılaşması sonucu çıkan çatışmanın acı sonu. Eski Yunanda trajedinin ilham perisi yani musası Melpomena’dır. Seçkin, büyük, ya da soylu birinin mizacında bulunan bazı zaaflar ve eksiklikler tarafından ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin ya aşırı ihtirasından dolayı ya da aşırı saflığından dolayı yenilmesi, ölmesi ya da kötü bir sona ulaşması.

trajedinin üç birliği: (Alm. drei einheiten, Fr. Trois Unites, İng. Three-unities). Klasik trajedi türünde verilen eserler, üç birlik kuralına uymak durumundadırlar. Bunlar kısaca şöyledir: 1. Zaman Birliği: Dramatik olayın zaman bakımından en fazla 24 saat içinde geçmiş olması izlenimi vermesidir. Uzun zamana yayılan olayların cereyan edişi sergilenmez, yalnızca olup bittiği anlatılır. 2. Mekân Birliği: Vaka başından sonuna kadar tek bir mekân içinde geçer. 3. Vaka, Eylem ya da Konu Birliği: Oyunda esas itibariyle tek bir olay vardır ve trajik olay bir kahraman etrafında döner. Bu kural, Aristoteles'in trajedi teorisinden kaynaklanmış olup, yeni-Klasik Fransız tiyatrosunda disipline edilmiştir. Üç birlik kuralı, Victor Hugo'nun Cromwell (1826) oyununa yazdığı bir önsözle ve romantik tiyatro anlayışıyla ortadan kaldırılmıştır. Hugo bu önsözde şöyle sesleniyordu: "Kuramları, şiir sanatlarını, sistemleri yıkalım. Sanatın yüzünü örten bu eskimiş sıvayı sökelim. Ne kurallar vardır ne de modeller." bk. Aziz Çalışlar, Tiyatro Ansiklopedisi, Ankara 1995; Özdemir Nutku, Dram Sanatı, İstanbul 1990.

komedi (komedya): Kişilerin, hayatın ve olayların gülünç taraflarını ele alan, güldürürken ders vermeyi ve hoşça vakit geçirmeyi amaçlayan tiyatro türüdür. Birbirine eşit iki iradenin karşılaşması sonucu doğar.  İnsanların konuşma, giyinme, davranış biçimlerini ve bazı olayları insanları hem eğlendirmek hem de eğlendirerek düşündürmek amacıyla gülünçleştirerek sahneye koyan tiyatro türüdür.

komedili opera: Fransızca Opera-Comique ‘Opera komik’ de denilen komedili opera, traji-komik yani acıklı-gülünç sahne oyunlarından oluşan komedi ile opera arasında bir tiyatro eseridir. Halk şarkılarına bolca yer verilir ve bazen şarkılar arasına konuşmalar da sıkıştırılır. Gülünç konular müzik eşliğinde işlenir. bk. Sevinç Sokullu, Türk Tiyatrosunda Komedyanın Evrimi, Ankara 1979; Metin And, Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu, Ankara 1983; Özdemir Nutku, Dünya Tiyatrosu Tarihi, 2 cilt, Ankara 1971; Özdemir Nutku, Dram Sanatı, İstanbul 1990; Aziz Çalışlar, Tiyatro Ansiklopedisi, Ankara 1995.




Son değiştirme: 19 Şubat 2018, Pazartesi, 21:36