XIX. yüzyıl’da Osmanlı Devleti’nin çağdaşlaşma faaliyetleri, I. Dünya Savaşı’yla son bulunca, yeni Türkiye Cumhuriyeti, köklü, akılcı ve asli unsura yönelik bir düzenlemeye, fikir akımına yönelmiştir. Kurumlarda köklü, çağdaş değişikliklere gidilmiş, ancak Çağdaş Türk ve Batı kültürü esas alınmıştır.